<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Haber Tanık - Türkiye&#039;nin Son Dakika Güncel Haberleri</title>
        <link>https://www.habertanik.com/</link>
        <description>Osmaniye Haber Tanık Gazetesi Güncel Haberler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Wellgistics Health ve Kare PharmTech, 200 binden fazla hastaya erişimi genişleten ortak girişimi hayata geçiriyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/wellgistics-health-ve-kare-pharmtech-200-binden-fazla-hastaya-erisimi-genisleten-ortak-girisimi-hayata-geciriyor-49555</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/wellgistics-health-ve-kare-pharmtech-200-binden-fazla-hastaya-erisimi-genisleten-ortak-girisimi-hayata-geciriyor-49555</guid>
                <description><![CDATA[Wellgistics Hub ve KareRx Hub teknoloji ve operasyonlarını birleştiren ortak girişim hayata geçirildi. Entegre platform; ilaca erişimi, tedariği ve ticarileştirmeyi hızlandırıyor. Birleşen ekosistem, ilaç ve sağlayıcı ağları genelinde tahmini 200 binden fazla hastaya potansiyel erişim sağlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Wellgistics Hub ve KareRx Hub teknoloji ve operasyonlarını birleştiren ortak girişim hayata geçirildi. Entegre platform; ilaca erişimi, tedariği ve ticarileştirmeyi hızlandırıyor. Birleşen ekosistem, ilaç ve sağlayıcı ağları genelinde tahmini 200 binden fazla hastaya potansiyel erişim sağlıyor.</p><p>ACCESS Newswire <b>/ TAMPA, FLORIDA (İGFA)- </b> Lider bir sağlık teknolojisi ve ilaç dağıtım şirketi olan Wellgistics Health, Inc. (NASDAQ:WGRX) ("Wellgistics" veya "Şirket"), bugün perakende eczane, teletıp ve özel ilaç programlarını destekleyen yapay zeka (AI - Artificial Intelligence) odaklı bir dijital merkez olan Kare PharmTech'in tamamına sahip olduğu iştiraki Kare Rx Hub, LLC ("KareRx") ile kesin bir ortak girişim anlaşması imzaladığını duyurdu.</p>

<p class="Default">Ortak girişimin imzalanması, daha önce duyurulan bağlayıcı olmayan niyet mektubunu resmileştirmekte ve her iki kuruluşun teknoloji platformlarını ve operasyonel ekiplerini; hasta erişimini hızlandırmak ve ilaç ticarileştirmesinin verimliliğini artırmak için tasarlanmış birleşik bir ekosistemde birleştirme yolunda önemli bir dönüm noktasını temsil etmektedir. EinsteinRx™ ve HubRx AI™ gibi tescilli platformları içeren Wellgistics Hub teknoloji yığınının KareRx'in dijital merkeziyle entegre edilmesiyle, birleşik platform reçete yolculuğunu alımdan teslimata kadar kolaylaştıracak şekilde konumlandırılmıştır.</p>

<p class="Default">Wellgistics Health CEO'su Prashant Patel, "Bu ortak girişim, reçete yolculuğu boyunca koordinasyonu geliştirmek ve hastaların tedavilere erişimini desteklemek için entegre, teknoloji odaklı bir platform oluşturmaya yönelik süregelen odaklanmamızı yansıtmaktadır. KareRx'in sağlayıcı bağlantısı ve dijital etkileşim yeteneklerini altyapımızla birleştirerek, bu iş birliğinin operasyonel verimliliği artıracağına; üreticilere ve diğer sağlık paydaşlarına erişim yollarını daha etkili bir şekilde yönetmelerinde destek olacağına inanıyoruz," dedi.</p>

<p class="Default">Ortak girişim; klinik, operasyonel ve ticari ekipleri her iki kuruluşta hizalayarak sağlayıcılar, eczaneler ve hastalar arasında daha sorunsuz bir koordinasyon sağlar. Bu entegrasyon aracılığıyla platform; uygunluk ve fayda doğrulama, ön onay (prior authorization) iş akışları, reçete yönlendirme ve doğrudan hastaya teslimat gibi temel yetenekleri geliştirmektedir. Birleşen ekosistem; bağımsız eczanelerden oluşan büyüyen bir ulusal ayak izini, sağlayıcı ağlarını ve telesağlık kanallarını kapsamakta ve üçüncü taraf dahili tahminlerine göre 200.000'den fazla hastaya ulaşma kapasitesine sahiptir.</p>

<p class="Default">KareRx Kurucusu ve CEO'su Mital Panera, "KareRx, sağlayıcıları, eczaneleri ve hastaları teknoloji odaklı çözümlerle birbirine bağlamak için geliştirildi. Bu ortak girişim, Wellgistics'in teknoloji yığınından, ilaç uzmanlığından ve operasyonel altyapısından yararlanarak bu yetenekleri genişletmemize olanak tanıyor. Birleşik platformun paydaşlar arasındaki bağlantıyı güçlendireceğine ve katılımcı ağlar genelinde tedavilere erişimi kolaylaştıracağına inanıyoruz," diye ekledi.</p>

<p class="Default">İş birliği; erişim, uygun maliyet ve teslimatı tek bir çözümde birleştiren kapsamlı bir platform sunarak doğrudan hastaya (DTP - Direct-to-Patient) ve merkezi olmayan bakım modellerini daha da güçlendirmektedir. Yapay zeka odaklı içgörülerden ve tam entegre bir operasyonel temelden yararlanan ortak girişim; tedaviye başlama engellerini azaltmak, uyumu artırmak ve hasta erişimi ile program performansı konusunda gelişmiş görünürlük sağlamak üzere tasarlanmıştır.</p>

<p class="Default">Ortak girişim, mutat uygulama adımlarına tabi olmaya devam etmektedir ve operasyonel entegrasyonun zamanlaması, kapsamı veya beklenen faydaların gerçekleşmesi konusunda herhangi bir güvence verilemez. Ortak girişim anlaşmasına ilişkin ek ayrıntılar, Şirket tarafından ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC - Securities and Exchange Commission) sunulacak olan Form 8-K Güncel Raporu'nda yer alacaktır.</p>

<p class="Default"><b>WELLGİSTİCS HEALTH, INC. HAKK</b><b>INDA</b></p>

<p class="Default">Wellgistics Health (NASDAQ:WGRX), reçete dağıtım yolculuğunu optimize etmek için tescilli eczane dağıtım optimizasyonu yapay zeka platformu EinsteinRx™'i, patentli blok zinciri destekli akıllı sözleşmeler platformu PharmacyChain™'e entegre eden bir sağlık bilişim teknolojisi lideridir. Entegre platformu, 6.500'den fazla eczaneyi ("Wellgistics Eczane Ağı") ve 200'den fazla üreticiyi birbirine bağlayarak; toptan dağıtım, dijital reçete yönlendirme, doğrudan hastaya teslimat ve hasta erişimini optimize etmek için gereken uygunluk, uyum, sisteme katılım, ön onay ve nakit ödeme gibi yapay zeka destekli merkez hizmetleri sunmaktadır. Wellgistics, bağımsız eczaneler için ABD reçeteli ilaç pazarında erişimi, şeffaflığı ve güveni yeniden tesis etmek üzere tasarlanmış uçtan uca çözümler sunar.</p>

<p class="Default"><b>KARE PHARMTECH, LLC HAKKINDA</b></p>

<p class="Default">Kare Rx Hub; 500'den fazla hekim-sağlayıcı ilişkisi ve benzersiz özel ilaç ürünlerini pazarlayan 200 bağımsız eczane ilişkisi ile perakende eczaneler, teletıp portalı ve özel ilaç ürünleri için yapay zeka (AI - Artificial Intelligence) tabanlı bir dijital merkezdir. Kare Rx Hub'ın sahibi, Dr. Kiran Patel tarafından kontrol edilen Kare Pharmtech, LLC'dir. Dr. Patel, 1992 yılında Medicaid sağlayıcısı WellCare'i kurmuş ve 2002 yılında 200 milyon dolara satmıştır. 2007 yılında America's 1st Choice Holdings'i kurmuş ve Freedom Health ile Optimum Holdings'i satın almıştır. 2017 yılında America's 1st Choice Holdings'i Anthem, Inc.'e satmıştır. Dr. Patel tanınmış bir hayırseverdir ve Florida Trend Magazine tarafından "Yılın Floridiyalısı" seçilmiştir.</p>

<p class="Default"><b>GELECEĞE Y</b><b>Ö</b><b>NELİK AÇIKLAMALAR</b></p>

<p class="Default">Bu basın bülteni geleceğe yönelik açıklamalar içerebilir. Geleceğe yönelik açıklamalar; planlar, hedefler, stratejiler, gelecekteki olaylar veya performans ve temel varsayımlar ile geçmiş gerçeklere dayanmayan diğer açıklamaları içerir. Wellgistics Health; "olabilir", "olacak", "niyetinde", "meli/malı", "inanıyor", "bekliyor", "öngörüyor", "planlıyor", "tahmin ediyor" veya yalnızca geçmiş konularla ilgili olmayan benzer ifadeler kullandığında, geleceğe yönelik açıklamalarda bulunmaktadır. Bu geleceğe yönelik açıklamalar, sınırlama olmaksızın, Wellgistics Health'in stratejisi ve gelecekteki operasyonları, beklentileri ve planlarına ilişkin açıklamaları içerir. Geleceğe yönelik açıklamalar, gelecekteki performansın garantisi değildir ve fiili sonuçların maddi olarak farklılık göstermesine neden olabilecek risk ve belirsizlikler içerir. Ek faktörler, Wellgistics Health'in www.sec.gov adresinde bulunan SEC dosyalarında tartışılmaktadır.</p>

<p class="Default"><b>Wellgistics Medya ve Yatırımcı İişkileri İçin İletişim</b>
Medya: media@wellgisticshealth.com
Yatırımcı İlişkileri: IR@wellgisticshealth.com</p>

<p class="Default"><b>KAYNAK:</b> Wellgistics Health, Inc.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 14:30:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/wellgistics-health-ve-kare-pharmtech-200-binden-fazla-hastaya-erisimi-genisleten-ortak-girisimi-hayata-geciriyor-1776166205.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim insanlarından döllenmeye dair yeni açıklama</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bilim-insanlarindan-dollenmeye-dair-yeni-aciklama-49540</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bilim-insanlarindan-dollenmeye-dair-yeni-aciklama-49540</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlara göre döllenme süreci, “en hızlı spermin kazanması” şeklinde değil, yumurtanın biyokimyasal uyum gösterdiği spermi seçmesiyle gerçekleşiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre döllenme süreci, “en hızlı spermin kazanması” şeklinde değil, yumurtanın biyokimyasal uyum gösterdiği spermi seçmesiyle gerçekleşiyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Tüp bebek uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, döllenme sürecine ilişkin yaygın bilinen “spermlerin yumurtaya doğru yarıştığı ve en hızlı olanın döllendiği” anlatısının bilimsel olarak eksik olduğunu belirtti. Kalay, Stockholm Üniversitesi ve Manchester Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara atıfta bulunarak, yumurtanın pasif bir yapı olmadığını, aksine seçici bir rol üstlendiğini ifade etti.</p>

<p>Açıklamaya göre yumurtalar, “kemoatraktan” adı verilen kimyasal sinyaller salgılayarak genetik açıdan daha uyumlu spermleri yönlendiriyor. Bu durumun, döllenmenin yalnızca hızla değil biyokimyasal uyumla gerçekleşen bir seçim süreci olduğunu ortaya koyduğu belirtildi. Kalay, yumurtaların farklı spermler arasında seçim yapabildiğini ve uygun spermin yumurtaya ulaştığı anda diğer spermlerin girişini engelleyen bir mekanizmanın devreye girdiğini aktardı.</p>

<p>Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu sürecin “gizli dişi seçimi” mekanizmasıyla yürüdüğü ve insan döllenmesinin yalnızca bir yarış değil, karmaşık bir biyolojik uyum süreci olduğu vurgulandı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/bilim-insanlarindan-dollenmeye-dair-yeni-aciklama-1776160807.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Obezite hastalığı bel ağrısını tetikliyor!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor-49451</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor-49451</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık ve yaşam koşullarınıniyileşmesi nedeniyle artan yaşlı nüfusun yanı sıra obeziteoranlarının da yükseldiği günümüzde eklem ve bel ağrılarınabağlı şikayetler de artıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ve yaşam koşullarınıniyileşmesi nedeniyle artan yaşlı nüfusun yanı sıra obeziteoranlarının da yükseldiği günümüzde eklem ve bel ağrılarınabağlı şikayetler de artıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong> Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, uzayan ortalama yaşam süresi, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarınınbel hastalıklarına davetiye çıkardığını söyledi.</p>

<p>Omurganın vücudun temel taşıyıcısıolduğunu ve artan yaşla birlikte kas - iskelet yapısınınbozulmaya başladığını belirten Uzm. Dr. Arman Öztürk, herbel ağrısının fıtık nedeniyle olmadığını bu konuda uzman hekimin doğru tedaviyi uygulaması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI</strong></p>

<p>Bel ağrısı tedavisinin kişiye özelplanlanması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, “Belağrısı uzun süredir var olan ve tıp insanlarının da üzerinde durduğu önemli konulardan biri olduğuna dikkati çekerek, "Eğer hastada bel ağrısı ve hafifkalça ağrısı varsa, ağrı bacağa ve dizin altına doğruyayılmıyorsa, kuvvet kaybı ve ciddi uyuşma yoksa ya da idrar,büyük abdest tutamama gibi belirtiler yoksa bel fıtığı olma ihtimali de düşük oluyor. Bu belirtilerin olmadığı belağrılarının neredeyse yüzde 90'ı fıtık ilişkisiz olarak belirlenmiş. Hatta kişinin MR'ında fıtık çıksa bile bu ağrınınfıtık ilişkisiz olduğu gösterilmiş. Çünkü her fıtığın derecesi aynı olmuyor, vücut zaman içinde kendisini onarabiliyor. Fıtık aslında omurga yaşlanmasının doğal bir eşlikçisiolarak görülüyor” diye konuştu.</p>

<p><img height="380" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/13/uzm-dr-arman-o-ztu-rk-103854337-1776083409-99-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>AŞIRI KİLO VE HAREKETSİZ YAŞAM RİSKİ ARTIRIYOR</strong></p>

<p>Bel ağrısında muayene hasta hikayesi ve şikayetlerinin yol gösterici olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Arman Öztürk, “Hastanın MR sonucuna göre fıtık olmadığınakarar verdiğimizde eğer aşırı kilo varsa hastanın kilo vermesi için yönlendirdiklerini belirterek, "Verilen her kilo bel üzerindeki baskınında azalmasını sağlıyor. Hastamızın günlük yaşam aktivitelerini düzenliyoruz. Bunlar, araba kullanırken cüzdanı cebine bir cebine koyup asimetrik oturuşlar yapmamak. Masa veya bilgisayar başında çok çalışıyorsa kambur ya da kaykılarak oturuşlar yapmamak. Ağır sırt çantaları ya da tek kola takılan asimetrik yükleri mümkün olduğunca hayatından uzaklaştırmak" olarak sıraladı. </p>

<p>Cerrahi müdahalenin en son çare olarak uygulandığını dile getiren Uzm. Dr. Öztürk, “ Eğer hastanın bacağında kuvvet kaybı veciddi uyuşma varsa ya da idrar, büyük abdest tutamama gibi belirtiler bulunuyorsa hızlıca cerrahi müdahaleye yönlendiriyoruz. Tabi bel ağrısı için önerdiğimiz günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi ve obeziteden uzak durulması gibikonular burada da geçerli oluyor. Her hastanın durumu farklılık gösterdiği için tanı ve tedavinin de mutlaka uzman hekimlergözetiminde yürütülmesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 16:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor-1776085209.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepçe kulakta ameliyatsız tedavi yenidoğan döneminde mümkün</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun-49445</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun-49445</guid>
                <description><![CDATA[KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, kepçe kulağın yenidoğan döneminde ameliyatsız yöntemlerle düzeltilebildiğini ve ilerleyen yaşlarda cerrahiyle kalıcı çözüm sağlanabildiğini paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, kepçe kulağın yenidoğan döneminde ameliyatsız yöntemlerle düzeltilebildiğini ve ilerleyen yaşlarda cerrahiyle kalıcı çözüm sağlanabildiğini paylaştı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong>Kepçe kulak, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde dış görünümü etkileyen estetik bir durum olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>Kulakların baş ile normalden daha fazla dışa doğru durmasıyla tanımlanan kepçe kulağın tıbbi adının otapostaz olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, özellikle erkeklerde kısa saç kullanımı nedeniyle daha belirgin hale geldiğini dile getirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Üstündağ, yenidoğan döneminde yapılan müdahalelerin etkili olabildiğini belirterek, bu dönemde ameliyatsız tedavinin mümkün olduğunu söyledi.</p>

<p>Tedavi seçeneklerini değerlendiren Prof. Dr.  Üstündağ, “Bebeklerde ilk aylarda özel bant veya kalıplarla düzeltme yapılabilirken, çocuk ve yetişkinlerde kepçe kulak görünümü otoplasti denilen kulak estetiği ameliyatı ile kalıcı olarak düzeltilebilir. Kulak gelişiminin yaklaşık yüzde 90’ı tamamlanmış olacağı için en ideal dönem 5–6 yaş sonrasıdır. Yetişkinlerde ise her yaşta uygulanabilir. Genellikle 5–6 yaşından sonra yapılan bu işlem, kulakların başa daha yatık ve doğal görünmesini sağlamak amacıyla uygulanır. Ameliyat sırasında kulak arkasından küçük bir kesi yapılır, kulak kıkırdağı yeniden şekillendirilir (antiheliks plasti) ve kulağın baş ile arasındaki açı azaltılır. Gerekirse kıkırdağın bir kısmı inceltilir veya dikişlerle yeni şekil verilir. Kesi, kulak arkasında kaldığı için iz genellikle görünmez. Ortalama 45 dakika ile 2 saat süren bu operasyon çoğu zaman günübirliktir ve hasta aynı gün evine dönebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>AMELİYATTAN BİR HAFTA SONRA NORMALE DÖNÜŞ</strong></p>

<p>Ameliyat sonrasına da değinen Prof. Dr. Üstündağ, “Operasyon sonrası kulaklara bandaj veya tenisçi bandı gibi bir bant takılır. İlk bandaj genellikle 3–7 gün kalır. Sonrasında birkaç hafta gece bandı önerilebilir. Çoğu kişi 1 hafta içinde normal hayatına döner. Genellikle güvenli bir ameliyat olsa da nadiren; enfeksiyon, kanama, dikişlerin açılması ve kulakta hafif asimetri gibi durumlar görülebilir. Ancak bu nadir yan etkilerin yanında işlemin başarı oranının yüzde 90’dan fazla olduğunu bilmek gerekir” dedi.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun-1776083408.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinocare 93. CMEF’te dijital inovasyonu sergileyerek küresel kronik hastalık yönetimini ilerletiyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/sinocare-93-cmefte-dijital-inovasyonu-sergileyerek-kuresel-kronik-hastalik-yonetimini-ilerletiyor-49345</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/sinocare-93-cmefte-dijital-inovasyonu-sergileyerek-kuresel-kronik-hastalik-yonetimini-ilerletiyor-49345</guid>
                <description><![CDATA[Sinocare, 93. Çin Uluslararası Tıbbi Ekipman Fuarı'nda (CMEF) "Küresel Sağlık İçin Lider Dijital Sağlık Hizmetleri" teması altında en son gelişmelerini sundu. En yeni teknolojileri, entegre çözümleri ve stratejik ortaklıkları bir araya getiren şirket, kronik hastalık yönetimini küresel ölçekte yeniden tanımlama konusundaki kararlılığını ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sinocare, 93. Çin Uluslararası Tıbbi Ekipman Fuarı'nda (CMEF) "Küresel Sağlık İçin Lider Dijital Sağlık Hizmetleri" teması altında en son gelişmelerini sundu. En yeni teknolojileri, entegre çözümleri ve stratejik ortaklıkları bir araya getiren şirket, kronik hastalık yönetimini küresel ölçekte yeniden tanımlama konusundaki kararlılığını ortaya koydu.</p><p><strong>PRNewswire / ŞANGHAY (İGFA) </strong>-  Sinocare, giyilebilir cihazlar, ev izleme, birinci basamak sağlık hizmetleri ve klinik ortamları kapsayan kapsamlı bir dijital ekosistemini tanıttı.</p>

<p><b>TAM KAPSAMLI DİJİTAL SAĞLIK HİZMETLERİ EKOSİSTEMİ OLUŞTURMA</b></p>

<p>Ön planda, tescilli üçüncü nesil biyosensör teknolojisine sahip sürekli glikoz izleme (CGM) portföyü yer almaktadır. Bu cihazlar, yapay zeka destekli analizler sayesinde öngörüsel uyarılar, trend tahminleri ve kişiselleştirilmiş müdahaleler sunarak 15 güne kadar gerçek zamanlı izleme imkanı sağlar. CE-MDR kapsamında sertifikalandırılan ilk Çinli CGM markası olan Sinocare, Avrupa, Güneydoğu Asya ve Orta Doğu'da büyümeye devam ediyor.</p>

<p>Buna ek olarak glikoz, kan basıncı, ürik asit, lipitler ve ketonları kapsayan bir "Kişisel Avuç İçi Laboratuvarı" test paketi de sunulmaktadır. Yapay zeka destekli veri entegrasyonu ve otomatik risk uyarıları sayesinde, bu çözümler sürekli, akıllı ve görselleştirilmiş evde sağlık yönetimini geliştirir.</p>

<p>Sinocare, birinci basamak sağlık hizmetleri ve klinik ortamlar için non-invaziv diyabet riski taraması (AGEscan), taşınabilir çok işlevli analiz cihazları ve HbA1c sistemlerini içeren entegre çözümler sundu. Bu platformlar, toplum kliniklerinde, eczanelerde ve sağlık merkezlerinde standartlaştırılmış testlerin yapılmasını mümkün kılarak erişilebilirliği artırmakta ve kademeli sağlık hizmet sunumunu desteklemektedir.</p>

<p><b>EKOSİSTEM GENİŞLEMESİ İÇİN STRATEJİK ORTAKLIKLAR</b></p>

<p>CMEF sırasında Sinocare, ekosistem yaklaşımını güçlendirmek için iki büyük ortaklık duyurdu:</p>


 JD Health ile işbirliği yaparak test, yeniden satın alma ve uzun vadeli yönetimi bir araya getiren kapalı döngü bir model oluşturmak.
 Meituan Healthcare ile yapılan ortaklık, çok kanallı dağıtım ve halk sağlığı girişimleri yoluyla erişimi genişletmeyi amaçlamaktadır.


<p>Bu işbirlikleri, Sinocare'in ürün, veri, hizmet ve kanal alanlarındaki yetkinliklerini güçlendiriyor.</p>

<p><img height="199" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/13/whatsapp-image-2026-04-13-at-07-43-37-1776059968-43-x750.jpeg" width="570" /></p>

<p><b>ÇİN LİDERLİĞİNDEN KÜRESEL ETKİYE</b></p>

<p>Sinocare, uzman sunumları aracılığıyla hastaneden eve, izlemeden müdahaleye kadar tam döngülü kronik hastalık yönetimine ilişkin içgörülerini paylaştı. CGM tabanlı veri sistemleri, diyabet tedavisini deneyim temelli bir yaklaşımdan veri odaklı bir hassasiyet düzeyine taşımaya yardımcı oluyor.</p>

<p>Şirket ayrıca, yapılandırılmış hastalık tersine çevirme süreçlerini mümkün kılmak amacıyla tıbbi beslenme, akıllı izleme ve davranışsal desteği bir araya getiren MIT yoğun müdahale modelini tanıttı.</p>

<p>Sinocare, bugün dünyanın en büyük dört kan şekeri ölçüm cihazı üreticisi arasında yer almakta ve 187 ülkede 25 milyondan fazla kullanıcıya hizmet vermektedir. Gelecekte de dünya çapında akıllı, hassas ve yaşam döngüsü temelli bir kronik hastalık yönetimi çağını başlatmak için yapay zeka ve biyosensör teknolojilerinden yararlanmaya devam edecektir.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:30:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/sinocare-93-cmefte-dijital-inovasyonu-sergileyerek-kuresel-kronik-hastalik-yonetimini-ilerletiyor-1776061810.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinocare 93. CMEF’te dijital inovasyonu sergileyerek küresel kronik hastalık yönetimini ilerletiyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/sinocare-93-cmefte-dijital-inovasyonu-sergileyerek-kuresel-kronik-hastalik-yonetimini-ilerletiyor-49344</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/sinocare-93-cmefte-dijital-inovasyonu-sergileyerek-kuresel-kronik-hastalik-yonetimini-ilerletiyor-49344</guid>
                <description><![CDATA[Sinocare, 93. Çin Uluslararası Tıbbi Ekipman Fuarı'nda (CMEF) "Küresel Sağlık İçin Lider Dijital Sağlık Hizmetleri" teması altında en son gelişmelerini sundu. En yeni teknolojileri, entegre çözümleri ve stratejik ortaklıkları bir araya getiren şirket, kronik hastalık yönetimini küresel ölçekte yeniden tanımlama konusundaki kararlılığını ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sinocare, 93. Çin Uluslararası Tıbbi Ekipman Fuarı'nda (CMEF) "Küresel Sağlık İçin Lider Dijital Sağlık Hizmetleri" teması altında en son gelişmelerini sundu. En yeni teknolojileri, entegre çözümleri ve stratejik ortaklıkları bir araya getiren şirket, kronik hastalık yönetimini küresel ölçekte yeniden tanımlama konusundaki kararlılığını ortaya koydu.</p><p><strong>PRNewswire / ŞANGHAY (İGFA) </strong>-  Sinocare, giyilebilir cihazlar, ev izleme, birinci basamak sağlık hizmetleri ve klinik ortamları kapsayan kapsamlı bir dijital ekosistemini tanıttı.</p>

<p><b>TAM KAPSAMLI DİJİTAL SAĞLIK HİZMETLERİ EKOSİSTEMİ OLUŞTURMA</b></p>

<p>Ön planda, tescilli üçüncü nesil biyosensör teknolojisine sahip sürekli glikoz izleme (CGM) portföyü yer almaktadır. Bu cihazlar, yapay zeka destekli analizler sayesinde öngörüsel uyarılar, trend tahminleri ve kişiselleştirilmiş müdahaleler sunarak 15 güne kadar gerçek zamanlı izleme imkanı sağlar. CE-MDR kapsamında sertifikalandırılan ilk Çinli CGM markası olan Sinocare, Avrupa, Güneydoğu Asya ve Orta Doğu'da büyümeye devam ediyor.</p>

<p>Buna ek olarak glikoz, kan basıncı, ürik asit, lipitler ve ketonları kapsayan bir "Kişisel Avuç İçi Laboratuvarı" test paketi de sunulmaktadır. Yapay zeka destekli veri entegrasyonu ve otomatik risk uyarıları sayesinde, bu çözümler sürekli, akıllı ve görselleştirilmiş evde sağlık yönetimini geliştirir.</p>

<p>Sinocare, birinci basamak sağlık hizmetleri ve klinik ortamlar için non-invaziv diyabet riski taraması (AGEscan), taşınabilir çok işlevli analiz cihazları ve HbA1c sistemlerini içeren entegre çözümler sundu. Bu platformlar, toplum kliniklerinde, eczanelerde ve sağlık merkezlerinde standartlaştırılmış testlerin yapılmasını mümkün kılarak erişilebilirliği artırmakta ve kademeli sağlık hizmet sunumunu desteklemektedir.</p>

<p><b>EKOSİSTEM GENİŞLEMESİ İÇİN STRATEJİK ORTAKLIKLAR</b></p>

<p>CMEF sırasında Sinocare, ekosistem yaklaşımını güçlendirmek için iki büyük ortaklık duyurdu:</p>


 JD Health ile işbirliği yaparak test, yeniden satın alma ve uzun vadeli yönetimi bir araya getiren kapalı döngü bir model oluşturmak.
 Meituan Healthcare ile yapılan ortaklık, çok kanallı dağıtım ve halk sağlığı girişimleri yoluyla erişimi genişletmeyi amaçlamaktadır.


<p>Bu işbirlikleri, Sinocare'in ürün, veri, hizmet ve kanal alanlarındaki yetkinliklerini güçlendiriyor.</p>

<p><img height="199" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/13/whatsapp-image-2026-04-13-at-07-43-37-1776059968-43-x750.jpeg" width="570" /></p>

<p><b>ÇİN LİDERLİĞİNDEN KÜRESEL ETKİYE</b></p>

<p>Sinocare, uzman sunumları aracılığıyla hastaneden eve, izlemeden müdahaleye kadar tam döngülü kronik hastalık yönetimine ilişkin içgörülerini paylaştı. CGM tabanlı veri sistemleri, diyabet tedavisini deneyim temelli bir yaklaşımdan veri odaklı bir hassasiyet düzeyine taşımaya yardımcı oluyor.</p>

<p>Şirket ayrıca, yapılandırılmış hastalık tersine çevirme süreçlerini mümkün kılmak amacıyla tıbbi beslenme, akıllı izleme ve davranışsal desteği bir araya getiren MIT yoğun müdahale modelini tanıttı.</p>

<p>Sinocare, bugün dünyanın en büyük dört kan şekeri ölçüm cihazı üreticisi arasında yer almakta ve 187 ülkede 25 milyondan fazla kullanıcıya hizmet vermektedir. Gelecekte de dünya çapında akıllı, hassas ve yaşam döngüsü temelli bir kronik hastalık yönetimi çağını başlatmak için yapay zeka ve biyosensör teknolojilerinden yararlanmaya devam edecektir.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:30:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/sinocare-93-cmefte-dijital-inovasyonu-sergileyerek-kuresel-kronik-hastalik-yonetimini-ilerletiyor-1776061810.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlığa Evet Derneği’nden ’elektronik sigara’ uyarısı!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi-49282</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi-49282</guid>
                <description><![CDATA[Sağlığa Evet Derneği, gündemdeki yeni tütün kontrolü kanun teklifine ilişkin kaygılarını açıkladı. Dernek, düzenlemenin mevcut kazanımları zayıflatabileceğini ve elektronik sigara gibi ürünlerin önünü açabileceğini savundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlığa Evet Derneği, gündemdeki yeni tütün kontrolü kanun teklifine ilişkin kaygılarını açıkladı. Dernek, düzenlemenin mevcut kazanımları zayıflatabileceğini ve elektronik sigara gibi ürünlerin önünü açabileceğini savundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Sağlığa Evet Derneği, son günlerde kamuoyuna yansıyan yeni tütün kontrolü kanun teklifi hazırlıklarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Dernek, teklifin mevcut tütünle mücadele politikalarını zayıflatabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p> 
<p>Açıklamada, kanun hazırlık sürecinin meslek örgütleri, uzmanlık dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarından habersiz yürütüldüğü öne sürülerek, bunun ciddi bir eksiklik olduğu vurgulandı. Dernek, sürecin şeffaf olmamasının kamuoyunda kaygı yarattığını belirtti.</p>
</p>

<p>Türkiye’nin 2008 yılından bu yana uyguladığı “Yüzde 100 dumansız hava sahası” ilkesinin tehlikeye girebileceği ifade edilen açıklamada, yeni düzenlemede yer aldığı iddia edilen “sigara içme alanları” uygulamasının mevcut yasal düzenlemeleri işlevsiz hale getirebileceği savunuldu. Dernek özellikle elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri ve nikotin poşetlerine ilişkin düzenlemelere dikkat çekti. Bu ürünlerin “tütün ürünü” kapsamına alınmasının yasaklama değil, aksine serbestleşme anlamına gelebileceği belirtilerek, söz konusu ürünlerin üretim, ithalat ve satışının tamamen yasaklanması gerektiği ifade edildi.</p>

<p><img class="" height="344" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/12/sed-logo-1775995028-757-x750.png" width="750" /></p>

<p>Açıklamada ayrıca, mevcut yasakların uygulanmasında denetim eksiklikleri bulunduğu ve satış noktalarındaki ihlallere yeterli yaptırım uygulanmadığı da dile getirildi. Yeni düzenlemenin hedeflerine ilişkin soru işaretlerine dikkat çeken dernek, halk sağlığını korumaya yönelik adımların geciktirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sağlığa Evet Derneği, yetkililere çağrıda bulunarak, mevcut tütünle mücadele kazanımlarının korunması ve özellikle gençleri tehdit eden yeni nesil ürünlere karşı daha net ve kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini kaydetti.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 17:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/sagliga-evet-derneginden-elektronik-sigara-uyarisi-1776002409.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınlarda kalp krizinde ölüm riski daha yüksek</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek-49253</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek-49253</guid>
                <description><![CDATA[Kalp hastalıkları kadınlar ve erkeklerde aynı şekilde ilerlemiyor, özellikle ölüm açısından fark belirginleşiyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, erkeklerde daha sık görülse de kalp hastalıklarında ölüm oranı kadınlarda daha yüksek olduğunu belirterek, kadınlarda bu durumun menopoz sonrası arttığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıkları kadınlar ve erkeklerde aynı şekilde ilerlemiyor, özellikle ölüm açısından fark belirginleşiyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, erkeklerde daha sık görülse de kalp hastalıklarında ölüm oranı kadınlarda daha yüksek olduğunu belirterek, kadınlarda bu durumun menopoz sonrası arttığını söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kalp hastalıkları hem dünyada hem de Türkiye’de en yaygın ölüm nedeni. Kalp ve damar hastalıkları; koroner kalp hastalığı, serebrovasküler hastalık ve romatizmal kalp hastalığı gibi kalp ve kan damarlarını etkileyen bir grup rahatsızlığı kapsıyor. Bu hastalıklara bağlı ölümlerin beşte dördünden fazlası kalp krizi ve inme nedeniyle oluyor, ölümlerin üçte biri ise 70 yaşın altındaki kişilerde gerçekleşiyor.</p>

<p><strong>BELİRTİLER FARKLI ŞEKİLLERDE ORTAYA ÇIKABİLİYOR</strong></p>

<p>Kalbin verebileceği sinyalleri anlamak için ona kulak verilmesi gerektiğini dile getiren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Kalbi bir eve benzetiyorum. Nasıl ki bir evde su tesisatı, elektrik sistemi, duvarlar ve kapılar bir bütün halinde çalışıyorsa, kalp de benzer şekilde farklı yapılardan ve sistemlerden oluşuyor. Bu sistemlerde ortaya çıkan bir sorun, kendini farklı şikayetlerle gösterir. Bu nedenle hastanın şikayetlerinin türü ve sahip olduğu risk faktörleri, hangi ‘tesisata’ odaklanmamız gerektiğini anlatır. Muayene sırasında da bu doğrultuda değerlendirme yaparak sorunun kaynağını belirleriz. Bu nedenle kalbi etkileyebilecek pek çok neden olsa da en sık karşılaşılan belirtiler; kola, çeneye veya sırta yayılabilen baskı ya da yanma tarzında göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik, mide bulantısı, kusma ve terleme şeklinde sıralanabilir. Burada önemli olan daralan damara zamanında müdahale edebilmek. Bunun için de stent takılabilir, balon işlemi veya bypass uygulanabilir. Bu operasyonlar zamanında yapıldığında kalp rahatsızlığının etkilerini büyük ölçüde azaltabiliriz. Ancak hasta belirtileri göz ardı edip sağlık merkezine geç başvurursa her türlü önleme rağmen hayatına kalp yetmezliği ile devam etmek zorunda kalabilir” diye konuştu.</p>

<p>Kalp sağlığı için tütün ürünlerinin kesinlikle bırakılması gerektiğinin altını çizen Alagiç, “Ayrıca özel durumu olan hastalar hariç haftanın en az 5 günü en az yarım saat egzersiz yapılmalı. Günlük tuz tüketimi Türk mutfağında bu miktar 18 grama kadar çıkabilse de 5 gramı geçmemeli. Balık tüketimi omega-3 açısından zengin somon, uskumru ve sardalya gibi türlerle haftada en az 1 olmalı, kırmızı et mümkün olduğunca azaltılmalı ve haftada en fazla 350-500 gram tüketilmeli. Günde 30 gram çiğ kuruyemiş, en az 200 gram meyve ve en az 200 gram sebze tüketimi gibi küçük değişikliklerle kalbi korumak mümkün” dedi.</p>

<p><strong>KALP KONTROLLERİNE BAŞLAMA YAŞI GİDEREK DÜŞÜYOR</strong></p>

<p>Kalp sağlığının takipçisi olmak için neler yapılması gerektiğine de değinen Alagiç, sağlık merkezine başvurulduğunda hastanın hikayesini dinleyerek skorlama yöntemiyle değerlendirme yapıldığını, gerekli görüldüğünde EKO, kontrastlı sanal anjiyo veya efor testi gibi görüntüleme tetkiklerine başvurulduğunu söyledi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 15:00:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek-1775995208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınlarda kalp krizinde ölüm riski daha yüksek</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek-49252</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek-49252</guid>
                <description><![CDATA[Kalp hastalıkları kadınlar ve erkeklerde aynı şekilde ilerlemiyor, özellikle ölüm açısından fark belirginleşiyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, erkeklerde daha sık görülse de kalp hastalıklarında ölüm oranı kadınlarda daha yüksek olduğunu belirterek, kadınlarda bu durumun menopoz sonrası arttığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıkları kadınlar ve erkeklerde aynı şekilde ilerlemiyor, özellikle ölüm açısından fark belirginleşiyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, erkeklerde daha sık görülse de kalp hastalıklarında ölüm oranı kadınlarda daha yüksek olduğunu belirterek, kadınlarda bu durumun menopoz sonrası arttığını söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kalp hastalıkları hem dünyada hem de Türkiye’de en yaygın ölüm nedeni. Kalp ve damar hastalıkları; koroner kalp hastalığı, serebrovasküler hastalık ve romatizmal kalp hastalığı gibi kalp ve kan damarlarını etkileyen bir grup rahatsızlığı kapsıyor. Bu hastalıklara bağlı ölümlerin beşte dördünden fazlası kalp krizi ve inme nedeniyle oluyor, ölümlerin üçte biri ise 70 yaşın altındaki kişilerde gerçekleşiyor.</p>

<p><strong>BELİRTİLER FARKLI ŞEKİLLERDE ORTAYA ÇIKABİLİYOR</strong></p>

<p>Kalbin verebileceği sinyalleri anlamak için ona kulak verilmesi gerektiğini dile getiren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Kalbi bir eve benzetiyorum. Nasıl ki bir evde su tesisatı, elektrik sistemi, duvarlar ve kapılar bir bütün halinde çalışıyorsa, kalp de benzer şekilde farklı yapılardan ve sistemlerden oluşuyor. Bu sistemlerde ortaya çıkan bir sorun, kendini farklı şikayetlerle gösterir. Bu nedenle hastanın şikayetlerinin türü ve sahip olduğu risk faktörleri, hangi ‘tesisata’ odaklanmamız gerektiğini anlatır. Muayene sırasında da bu doğrultuda değerlendirme yaparak sorunun kaynağını belirleriz. Bu nedenle kalbi etkileyebilecek pek çok neden olsa da en sık karşılaşılan belirtiler; kola, çeneye veya sırta yayılabilen baskı ya da yanma tarzında göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik, mide bulantısı, kusma ve terleme şeklinde sıralanabilir. Burada önemli olan daralan damara zamanında müdahale edebilmek. Bunun için de stent takılabilir, balon işlemi veya bypass uygulanabilir. Bu operasyonlar zamanında yapıldığında kalp rahatsızlığının etkilerini büyük ölçüde azaltabiliriz. Ancak hasta belirtileri göz ardı edip sağlık merkezine geç başvurursa her türlü önleme rağmen hayatına kalp yetmezliği ile devam etmek zorunda kalabilir” diye konuştu.</p>

<p>Kalp sağlığı için tütün ürünlerinin kesinlikle bırakılması gerektiğinin altını çizen Alagiç, “Ayrıca özel durumu olan hastalar hariç haftanın en az 5 günü en az yarım saat egzersiz yapılmalı. Günlük tuz tüketimi Türk mutfağında bu miktar 18 grama kadar çıkabilse de 5 gramı geçmemeli. Balık tüketimi omega-3 açısından zengin somon, uskumru ve sardalya gibi türlerle haftada en az 1 olmalı, kırmızı et mümkün olduğunca azaltılmalı ve haftada en fazla 350-500 gram tüketilmeli. Günde 30 gram çiğ kuruyemiş, en az 200 gram meyve ve en az 200 gram sebze tüketimi gibi küçük değişikliklerle kalbi korumak mümkün” dedi.</p>

<p><strong>KALP KONTROLLERİNE BAŞLAMA YAŞI GİDEREK DÜŞÜYOR</strong></p>

<p>Kalp sağlığının takipçisi olmak için neler yapılması gerektiğine de değinen Alagiç, sağlık merkezine başvurulduğunda hastanın hikayesini dinleyerek skorlama yöntemiyle değerlendirme yapıldığını, gerekli görüldüğünde EKO, kontrastlı sanal anjiyo veya efor testi gibi görüntüleme tetkiklerine başvurulduğunu söyledi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 15:00:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/kadinlarda-kalp-krizinde-olum-riski-daha-yuksek-1775995208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karatay’a yeni sağlık tesisleri geliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/karataya-yeni-saglik-tesisleri-geliyor-49130</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/karataya-yeni-saglik-tesisleri-geliyor-49130</guid>
                <description><![CDATA[Karatay’da sağlık yatırımları hız kesmeden sürüyor. İlçeye kazandırılan yeni sağlık tesisleriyle altyapı güçlendirilirken, vatandaşlar daha etkin ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişebiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karatay’da sağlık yatırımları hız kesmeden sürüyor. İlçeye kazandırılan yeni sağlık tesisleriyle altyapı güçlendirilirken, vatandaşlar daha etkin ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişebiliyor.</p><p>KONYA (İGFA) - Karatay Belediyesi, bugüne kadar ihtiyaç duyulan mahallelerde çok sayıda Aile Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi kazandırarak örnek projelere imza attı. Tamamlanan tesisler arasında Selimsultan Mahallesi’ndeki 15 Nolu Selim Sultan, Kumköprü Mahallesi’ndeki 51 Nolu Karakulak, Erenler Mahallesi’ndeki Karatay Ahmet Yaşar Eşmekaya, Akabe Mahallesi’ndeki Hacı Sıddıka - Hacı Hasan Katırcı, Çimenlik Mahallesi’ndeki Hatice-Faik Nükte ve İstiklal Mahallesi’ndeki Karatay Mustafa Küçükarpacı Aile Sağlığı Merkezleri ile Nakipoğlu Mahallesi’ndeki Şehit Dr. Ekrem Karakaya Sağlıklı Hayat Merkezi yer alıyor. Bunun yanı sıra Çimenlik ve Akabe mahallelerinde yeni eczaneler de hizmete sunuldu.</p>

<p style="text-align: justify;">Araplar Mahallesi’nde 1 No’lu Fahriye - Yaşar Oğuz Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun yapımı devam ederken, Yediler Mahallesi’nde Şerife-Hasan Kurşunel Aile Sağlığı Merkezi planlama aşamasında bulunuyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Ayrıca, Karatay Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Ovakavağı Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği iş birliğiyle ilçeye yeni bir Aile Sağlığı Merkezi kazandırılmasına yönelik protokol imzaladı</p>

<p style="text-align: justify;"><b>KILCA: KARATAY’IMIZA MODERN VE İŞLEVSEL TESİSLER KAZANDIRIYORUZ</b></p>

<p style="text-align: justify;">Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Türkiye’nin son yıllarda sağlık alanında önemli bir gelişim gösterdiğini belirterek, bu sürece yerel yönetimler olarak katkı sunmaya devam ettiklerini kaydetti.</p>

<p style="text-align: justify;">Başkan Kılca, Karatay Belediyesi’nin vatandaşların sağlık hizmetlerine kolay erişimini sağlamak amacıyla birçok projeyi hayata geçirdiğini vurgulayarak şunları söyledi; “Güzel şehrimiz Konya’nın kalbi Karatay’ımızın her noktasını; altyapıdan üstyapıya, sosyal ve kültürel projelerden eğitim ve sağlığa kadar geniş bir hizmet ağıyla donatıyoruz. Mahallelerimizde inşa ettiğimiz aile sağlığı merkezleri ve sağlıklı hayat merkezleriyle on binlerce vatandaşımıza daha konforlu sağlık hizmeti sunulmasına katkı sağladık. Karatay’ımıza modern mimariye sahip, işlevsel sağlık tesisleri kazandırmaya devam edeceğiz. Amacımız; hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve ilçemizi her alanda daha ileriye taşımaktır.</p>

<p style="text-align: justify;">Bu düşüncelerle 7-13 Nisan tarihleri arasında kutlanılan Dünya Sağlık Haftası’nı da kutluyor, tüm hemşehrilerimize sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam diliyorum.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 17:30:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/karataya-yeni-saglik-tesisleri-geliyor-1775917811.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karatay’a yeni sağlık tesisleri geliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/karataya-yeni-saglik-tesisleri-geliyor-49129</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/karataya-yeni-saglik-tesisleri-geliyor-49129</guid>
                <description><![CDATA[Karatay’da sağlık yatırımları hız kesmeden sürüyor. İlçeye kazandırılan yeni sağlık tesisleriyle altyapı güçlendirilirken, vatandaşlar daha etkin ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişebiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karatay’da sağlık yatırımları hız kesmeden sürüyor. İlçeye kazandırılan yeni sağlık tesisleriyle altyapı güçlendirilirken, vatandaşlar daha etkin ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişebiliyor.</p><p>KONYA (İGFA) - Karatay Belediyesi, bugüne kadar ihtiyaç duyulan mahallelerde çok sayıda Aile Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi kazandırarak örnek projelere imza attı. Tamamlanan tesisler arasında Selimsultan Mahallesi’ndeki 15 Nolu Selim Sultan, Kumköprü Mahallesi’ndeki 51 Nolu Karakulak, Erenler Mahallesi’ndeki Karatay Ahmet Yaşar Eşmekaya, Akabe Mahallesi’ndeki Hacı Sıddıka - Hacı Hasan Katırcı, Çimenlik Mahallesi’ndeki Hatice-Faik Nükte ve İstiklal Mahallesi’ndeki Karatay Mustafa Küçükarpacı Aile Sağlığı Merkezleri ile Nakipoğlu Mahallesi’ndeki Şehit Dr. Ekrem Karakaya Sağlıklı Hayat Merkezi yer alıyor. Bunun yanı sıra Çimenlik ve Akabe mahallelerinde yeni eczaneler de hizmete sunuldu.</p>

<p style="text-align: justify;">Araplar Mahallesi’nde 1 No’lu Fahriye - Yaşar Oğuz Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun yapımı devam ederken, Yediler Mahallesi’nde Şerife-Hasan Kurşunel Aile Sağlığı Merkezi planlama aşamasında bulunuyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Ayrıca, Karatay Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve Ovakavağı Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği iş birliğiyle ilçeye yeni bir Aile Sağlığı Merkezi kazandırılmasına yönelik protokol imzaladı</p>

<p style="text-align: justify;"><b>KILCA: KARATAY’IMIZA MODERN VE İŞLEVSEL TESİSLER KAZANDIRIYORUZ</b></p>

<p style="text-align: justify;">Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Türkiye’nin son yıllarda sağlık alanında önemli bir gelişim gösterdiğini belirterek, bu sürece yerel yönetimler olarak katkı sunmaya devam ettiklerini kaydetti.</p>

<p style="text-align: justify;">Başkan Kılca, Karatay Belediyesi’nin vatandaşların sağlık hizmetlerine kolay erişimini sağlamak amacıyla birçok projeyi hayata geçirdiğini vurgulayarak şunları söyledi; “Güzel şehrimiz Konya’nın kalbi Karatay’ımızın her noktasını; altyapıdan üstyapıya, sosyal ve kültürel projelerden eğitim ve sağlığa kadar geniş bir hizmet ağıyla donatıyoruz. Mahallelerimizde inşa ettiğimiz aile sağlığı merkezleri ve sağlıklı hayat merkezleriyle on binlerce vatandaşımıza daha konforlu sağlık hizmeti sunulmasına katkı sağladık. Karatay’ımıza modern mimariye sahip, işlevsel sağlık tesisleri kazandırmaya devam edeceğiz. Amacımız; hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve ilçemizi her alanda daha ileriye taşımaktır.</p>

<p style="text-align: justify;">Bu düşüncelerle 7-13 Nisan tarihleri arasında kutlanılan Dünya Sağlık Haftası’nı da kutluyor, tüm hemşehrilerimize sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam diliyorum.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 17:30:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/karataya-yeni-saglik-tesisleri-geliyor-1775917810.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Buras Nilüfer’de ‘Parkinsonla Yaşamak’ masaya yatırıldı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi-49018</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi-49018</guid>
                <description><![CDATA[Bursa Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi.</p>

<p>Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/nilufer-buyukkoyuncu-pekel-1775831738-947-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı.

<strong>ÖLÜMCÜL HASTALIK KATEGORİSİNDE DEĞİL</strong></p>

<p>Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/cigdem-sevda-erer-ozbek-1775831772-540-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, “Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz” dedi.</p>

<p>Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, “Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu.

<strong>ERKEN TANI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, “Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir” dedi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/demet-yildiz-1775831746-526-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, “Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz” şeklinde konuştu.

<strong>GÜNDE 8-10 BARDAK SU TÜKETİN</strong></p>

<p>Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı.</p>

<p>Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, “Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz” diye konuştu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/parkinson-gunu-3-1775831764-291-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, “Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız” dedi. </p>

<p>Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
 </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi-1775833210.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Buras Nilüfer’de ‘Parkinsonla Yaşamak’ masaya yatırıldı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi-49017</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi-49017</guid>
                <description><![CDATA[Bursa Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi.</p>

<p>Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/nilufer-buyukkoyuncu-pekel-1775831738-947-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı.

<strong>ÖLÜMCÜL HASTALIK KATEGORİSİNDE DEĞİL</strong></p>

<p>Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/cigdem-sevda-erer-ozbek-1775831772-540-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, “Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz” dedi.</p>

<p>Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, “Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu.

<strong>ERKEN TANI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, “Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir” dedi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/demet-yildiz-1775831746-526-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, “Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz” şeklinde konuştu.

<strong>GÜNDE 8-10 BARDAK SU TÜKETİN</strong></p>

<p>Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı.</p>

<p>Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, “Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz” diye konuştu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/parkinson-gunu-3-1775831764-291-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, “Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız” dedi. </p>

<p>Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
 </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi-1775833209.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Katı tümörler için dünyanın ilk CAR-T tedavisi yakında Çin’de</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde-48809</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde-48809</guid>
                <description><![CDATA[İleri evre mide ve pankreas kanseri hastaları için yeni bir umut]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İleri evre mide ve pankreas kanseri hastaları için yeni bir umut</p><p><strong>PRNewswire / ŞANGHAY (İGFA)- </strong>İleri evre gastrointestinal kanserler için çığır açan yeni bir <b>CAR-T hücre tedavisinin</b> 2026 yılının ilk yarısında Çin'de kullanıma sunulması bekleniyor; bu, kanser tedavisinde önemli bir ilerleme anlamına geliyor. Jiahui Uluslararası Kanser Merkezi, uygun hastalar için bu yenilikçi tedaviye erişim imkanı sunan önde gelen tıbbi kurumlar arasında yer alacak.</p>

<p><b>Satri-cel (CT041)</b> olarak bilinen bu tedavi, <b>mide ve pankreas kanserlerinde sıklıkla görülen bir biyobelirteç olan Claudin18.2'yi </b>hedef alan ve katı tümörler için özel olarak geliştirilmiş dünyanın ilk CAR-T tedavisidir.</p>

<p><b>KANSER TEDAVİSİNDE YENİ BİR DÖNEM</b></p>

<p>CAR-T tedavisi, kanser hücrelerini hassas bir şekilde tanıyıp saldırmak üzere yeniden programlanmış, hastanın kendi bağışıklık hücrelerini kullanan, son derece kişiselleştirilmiş bir tedavi yöntemidir. Geleneksel tedavilerin aksine, CAR-T hücreleri vücut içinde çoğalabilir ve zaman içinde kanserle mücadeleye devam edebilir.</p>

<p>CAR-T tedavisi kan kanserlerinde sonuçları halihazırda dönüştürmüş olsa da, bu yeni tedavi yöntemi, tarihsel olarak etkili tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu <b>katı tümörlerin tedavisinde önemli bir dönüm noktası</b> niteliğindedir.</p>

<p><b>UMUT VERİCİ KLİNİK SONUÇLAR</b></p>

<p>Çin'de yürütülen klinik çalışmalar, ileri evre mide ve gastroözofageal kanserli hastalar için umut verici sonuçlar ortaya koymuştur:</p>


 <b>Objektif yanıt oranı (ORR): ~41%</b>, bu oran, standart tedavilere kıyasla önemli ölçüde daha yüksektir
 <b>Bazı karşılaştırmalarda geleneksel tedavilere kıyasla 10 kattan fazla iyileşme</b>
 <b>Standart tedaviye kıyasla, hastalığın ilerlemesiz sağkalım süresi ~1,7 aydan yaklaşık ~4,7 aya uzamıştır</b>


<p>Bu sonuçlar, önde gelen uluslararası konferanslarda sunulmuş ve üst düzey tıp dergilerinde yayınlanmış olup, bu tedavinin küresel önemini ortaya koymaktadır.</p>

<p><b>KARŞILANMAMIŞ BÜYÜK BİR İHTİYACIN GİDERİLMESİ</b></p>

<p>İleri evre mide ve pankreas kanserleri, tedavi edilmesi en zor kanser türleri arasında yer almaya devam etmektedir; bu kanser türlerinde ileri tedavi aşamalarında etkili seçenekler sınırlıdır ve sağkalım sonuçları kötüdür.</p>

<p>Bu CAR-T tedavisi, <b>geleneksel tedavi seçeneklerini tüketmiş olan hastalar için yeni bir tedavi yolu</b> sunmaktadır.</p>

<p><b>KİMLER YARARLANABİLİR</b></p>

<p>Bu tedavi aşağıdaki hastalar için uygun olabilir:</p>


 <b>İleri evre veya metastaz yapmış mide kanseri veya gastroözofageal kanseri olan</b>
 Daha önce <b>en az iki farklı tedavi yöntemi uygulanmış</b>
 <b>Claudin18.2-pozitif tümörleri gösteren</b>
 Klinik uygunluk kriterlerini karşılayan


<p>Her hasta, uygunluğunun belirlenmesi amacıyla ayrıntılı bir tıbbi değerlendirmeden geçecektir.</p>

<p>Bu tedavi, <b>onkolojide bir dönüm noktası</b> niteliğinde olup, CAR-T tedavilerinin kan kanserlerinin ötesine geçerek katı tümörlere de uygulanmasının önünü açmaktadır.</p>

<p>Devam eden araştırmalar, erken evre tedavi ve ek tümör türleri de dahil olmak üzere daha geniş uygulamala alanlarını inceliyor.</p>

<p><b>İLETİŞİM BİLGİLERİ:</b></p>

<p>Daha fazla bilgi, telekonsültasyon randevuları ve uygunluk değerlendirmeleri için lütfen iletişime geçin:</p>

<p>E-posta: internationaloffice@jiahui.com 
WhatsApp: +852 4619 1904</p>

<p><strong>Tam makale: </strong>https://jiahui.com/en/news/200 </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 02:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde-1775775609.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Katı tümörler için dünyanın ilk CAR-T tedavisi yakında Çin’de</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde-48808</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde-48808</guid>
                <description><![CDATA[İleri evre mide ve pankreas kanseri hastaları için yeni bir umut]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İleri evre mide ve pankreas kanseri hastaları için yeni bir umut</p><p><strong>PRNewswire / ŞANGHAY (İGFA)- </strong>İleri evre gastrointestinal kanserler için çığır açan yeni bir <b>CAR-T hücre tedavisinin</b> 2026 yılının ilk yarısında Çin'de kullanıma sunulması bekleniyor; bu, kanser tedavisinde önemli bir ilerleme anlamına geliyor. Jiahui Uluslararası Kanser Merkezi, uygun hastalar için bu yenilikçi tedaviye erişim imkanı sunan önde gelen tıbbi kurumlar arasında yer alacak.</p>

<p><b>Satri-cel (CT041)</b> olarak bilinen bu tedavi, <b>mide ve pankreas kanserlerinde sıklıkla görülen bir biyobelirteç olan Claudin18.2'yi </b>hedef alan ve katı tümörler için özel olarak geliştirilmiş dünyanın ilk CAR-T tedavisidir.</p>

<p><b>KANSER TEDAVİSİNDE YENİ BİR DÖNEM</b></p>

<p>CAR-T tedavisi, kanser hücrelerini hassas bir şekilde tanıyıp saldırmak üzere yeniden programlanmış, hastanın kendi bağışıklık hücrelerini kullanan, son derece kişiselleştirilmiş bir tedavi yöntemidir. Geleneksel tedavilerin aksine, CAR-T hücreleri vücut içinde çoğalabilir ve zaman içinde kanserle mücadeleye devam edebilir.</p>

<p>CAR-T tedavisi kan kanserlerinde sonuçları halihazırda dönüştürmüş olsa da, bu yeni tedavi yöntemi, tarihsel olarak etkili tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu <b>katı tümörlerin tedavisinde önemli bir dönüm noktası</b> niteliğindedir.</p>

<p><b>UMUT VERİCİ KLİNİK SONUÇLAR</b></p>

<p>Çin'de yürütülen klinik çalışmalar, ileri evre mide ve gastroözofageal kanserli hastalar için umut verici sonuçlar ortaya koymuştur:</p>


 <b>Objektif yanıt oranı (ORR): ~41%</b>, bu oran, standart tedavilere kıyasla önemli ölçüde daha yüksektir
 <b>Bazı karşılaştırmalarda geleneksel tedavilere kıyasla 10 kattan fazla iyileşme</b>
 <b>Standart tedaviye kıyasla, hastalığın ilerlemesiz sağkalım süresi ~1,7 aydan yaklaşık ~4,7 aya uzamıştır</b>


<p>Bu sonuçlar, önde gelen uluslararası konferanslarda sunulmuş ve üst düzey tıp dergilerinde yayınlanmış olup, bu tedavinin küresel önemini ortaya koymaktadır.</p>

<p><b>KARŞILANMAMIŞ BÜYÜK BİR İHTİYACIN GİDERİLMESİ</b></p>

<p>İleri evre mide ve pankreas kanserleri, tedavi edilmesi en zor kanser türleri arasında yer almaya devam etmektedir; bu kanser türlerinde ileri tedavi aşamalarında etkili seçenekler sınırlıdır ve sağkalım sonuçları kötüdür.</p>

<p>Bu CAR-T tedavisi, <b>geleneksel tedavi seçeneklerini tüketmiş olan hastalar için yeni bir tedavi yolu</b> sunmaktadır.</p>

<p><b>KİMLER YARARLANABİLİR</b></p>

<p>Bu tedavi aşağıdaki hastalar için uygun olabilir:</p>


 <b>İleri evre veya metastaz yapmış mide kanseri veya gastroözofageal kanseri olan</b>
 Daha önce <b>en az iki farklı tedavi yöntemi uygulanmış</b>
 <b>Claudin18.2-pozitif tümörleri gösteren</b>
 Klinik uygunluk kriterlerini karşılayan


<p>Her hasta, uygunluğunun belirlenmesi amacıyla ayrıntılı bir tıbbi değerlendirmeden geçecektir.</p>

<p>Bu tedavi, <b>onkolojide bir dönüm noktası</b> niteliğinde olup, CAR-T tedavilerinin kan kanserlerinin ötesine geçerek katı tümörlere de uygulanmasının önünü açmaktadır.</p>

<p>Devam eden araştırmalar, erken evre tedavi ve ek tümör türleri de dahil olmak üzere daha geniş uygulamala alanlarını inceliyor.</p>

<p><b>İLETİŞİM BİLGİLERİ:</b></p>

<p>Daha fazla bilgi, telekonsültasyon randevuları ve uygunluk değerlendirmeleri için lütfen iletişime geçin:</p>

<p>E-posta: internationaloffice@jiahui.com 
WhatsApp: +852 4619 1904</p>

<p><strong>Tam makale: </strong>https://jiahui.com/en/news/200 </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 02:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde-1775775608.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile Hekimliği Yönetmeliği’nde önemli değişiklik... Online muayene dönemi!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi-48797</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi-48797</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı; uzaktan sağlık hizmeti, şiddet durumlarında işlem prosedürleri ve aile hekimliği sözleşmelerinde yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı; uzaktan sağlık hizmeti, şiddet durumlarında işlem prosedürleri ve aile hekimliği sözleşmelerinde yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanlığı, bugün yayımlanan Resmî Gazete ile Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı.</p>

<p>Yönetmelikte yapılan düzenlemelerle, aile hekimliği uygulamasında hem hizmet sunumu hem de sözleşme ve yerleştirme süreçleri güncellendi.</p>

<p>Buna göre yönetmeliğe eklenen önemli değişiklikler arasında, aile hekimlerinin <strong>evde ve uzaktan sağlık hizmeti sunabilmesi, </strong>vekalet veya görevlendirme durumunda birimin tüm işlemlerini yapabilmesi yer alırken, sağlık hizmeti sırasında yaşanan şiddet olaylarında, şiddet uygulayan kişilerin aile hekiminden farklı aile sağlığı merkezine yönlendirilmesi düzenlendi.</p>

<p>Sözleşmeli aile hekimliği ve aile sağlığı çalışanlarına ilişkin hükümler de güncellendi.</p>

<p>Bedelli askerlik yapan ve ücretsiz izne ayrılan aile hekimlerine sözleşme önceliği sağlanırken, münhal pozisyonlara Devlet hizmeti yükümlülüğü kurasıyla atama yapılabilecek.</p>

<p>Yönetmelikte ayrıca, aile sağlığı merkezlerinde kullanılan tıbbi cihaz ve malzemelerle ilgili yükümlülükler netleştirildi; teknik ve tıbbi cihazların, bilgisayar ve yazılımın esas olarak aile hekimleri tarafından temin edilmesi kararlaştırıldı. Ortak kullanım alanlarındaki malzemelerin devredilemeyeceği ve kullanımının engellenemeyeceği hükme bağlandı. Bunlara ek olarak, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının hizmet sundukları tüm verilerin Bakanlıkça belirlenen sistemler dışında kayıt edilemeyeceği, uyum eğitiminin en geç 3 ay içinde tamamlanacağı ve güvenlik kamera sistemi standartlarının uygulanacağı düzenlemeleri getirildi.</p>

<p>Yönetmelikteki değişiklikler, aile hekimliği birimlerinde 1 Eylül 2026 tarihine kadar uygulanacak.</p>

<p>Söz konusu yönetmelik değişikliğinin detaylarına ulaşmak için <strong>tıklayabilirsiniz</strong></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 18:00:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi-1775746811.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile Hekimliği Yönetmeliği’nde önemli değişiklik... Online muayene dönemi!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi-48796</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi-48796</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı; uzaktan sağlık hizmeti, şiddet durumlarında işlem prosedürleri ve aile hekimliği sözleşmelerinde yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı; uzaktan sağlık hizmeti, şiddet durumlarında işlem prosedürleri ve aile hekimliği sözleşmelerinde yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanlığı, bugün yayımlanan Resmî Gazete ile Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yaptı.</p>

<p>Yönetmelikte yapılan düzenlemelerle, aile hekimliği uygulamasında hem hizmet sunumu hem de sözleşme ve yerleştirme süreçleri güncellendi.</p>

<p>Buna göre yönetmeliğe eklenen önemli değişiklikler arasında, aile hekimlerinin <strong>evde ve uzaktan sağlık hizmeti sunabilmesi, </strong>vekalet veya görevlendirme durumunda birimin tüm işlemlerini yapabilmesi yer alırken, sağlık hizmeti sırasında yaşanan şiddet olaylarında, şiddet uygulayan kişilerin aile hekiminden farklı aile sağlığı merkezine yönlendirilmesi düzenlendi.</p>

<p>Sözleşmeli aile hekimliği ve aile sağlığı çalışanlarına ilişkin hükümler de güncellendi.</p>

<p>Bedelli askerlik yapan ve ücretsiz izne ayrılan aile hekimlerine sözleşme önceliği sağlanırken, münhal pozisyonlara Devlet hizmeti yükümlülüğü kurasıyla atama yapılabilecek.</p>

<p>Yönetmelikte ayrıca, aile sağlığı merkezlerinde kullanılan tıbbi cihaz ve malzemelerle ilgili yükümlülükler netleştirildi; teknik ve tıbbi cihazların, bilgisayar ve yazılımın esas olarak aile hekimleri tarafından temin edilmesi kararlaştırıldı. Ortak kullanım alanlarındaki malzemelerin devredilemeyeceği ve kullanımının engellenemeyeceği hükme bağlandı. Bunlara ek olarak, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının hizmet sundukları tüm verilerin Bakanlıkça belirlenen sistemler dışında kayıt edilemeyeceği, uyum eğitiminin en geç 3 ay içinde tamamlanacağı ve güvenlik kamera sistemi standartlarının uygulanacağı düzenlemeleri getirildi.</p>

<p>Yönetmelikteki değişiklikler, aile hekimliği birimlerinde 1 Eylül 2026 tarihine kadar uygulanacak.</p>

<p>Söz konusu yönetmelik değişikliğinin detaylarına ulaşmak için <strong>tıklayabilirsiniz</strong></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 18:00:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/aile-hekimligi-yonetmeliginde-onemli-degisiklik-online-muayene-donemi-1775746810.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul Maltepe’de kadın sağlığı için farkındalıklar sürüyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-maltepede-kadin-sagligi-icin-farkindaliklar-suruyor-48783</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-maltepede-kadin-sagligi-icin-farkindaliklar-suruyor-48783</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Maltepe Belediyesi’nin kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmaları kapsamında menopoz belirtilerini tanıma ve baş etme yöntemleri anlatıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Maltepe Belediyesi’nin kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmaları kapsamında menopoz belirtilerini tanıma ve baş etme yöntemleri anlatıldı.</p><p><strong> İSTANBUL (İGFA) -  </strong>Maltepe Belediyesi’nin kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmaları devam ediyor. Başıbüyük Kadın Danışma ve Sosyal Yaşam Merkezi’ndeki kadınlara “Menopozu Anlamak: Bilinçli, Güçlü ve Sağlıklı Bir Geçiş” semineri düzenlendi.  </p>

<p><strong>‘MENOPOZ HASTALIK DEĞİL, HAYATIN NORMAL BİR EVRESİ’</strong></p>

<p>Seminerde kadınlara menopoz süreciyle ilgili bilgiler aktaran Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Begüm Kırık, menopozda görünen ve görünmeyen belirtilerin ev içi yüklerin, kuşak çatışmasının, iş yaşamının ve anlaşılamayışın görünmeyen sosyal yükler olduğuna işaret etti.</p>

<p><img height="428" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/09/kadin-sagligi-semineri-3-1775742462-576-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Her kadının bedeninin farklı olduğuna dikkat çekerek araştırmalara göre kadınların yüzde 20’sinin bu dönemde hiçbir rahatsızlık hissetmediğini söyleyen Kırık, menopoz sürecinde sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek rutin kontrollerin aksatılmamasını hatırlattı. Seminer, Kırık’ın katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından sona erdi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 17:30:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/istanbul-maltepede-kadin-sagligi-icin-farkindaliklar-suruyor-1775745010.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul Maltepe’de kadın sağlığı için farkındalıklar sürüyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-maltepede-kadin-sagligi-icin-farkindaliklar-suruyor-48782</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-maltepede-kadin-sagligi-icin-farkindaliklar-suruyor-48782</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Maltepe Belediyesi’nin kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmaları kapsamında menopoz belirtilerini tanıma ve baş etme yöntemleri anlatıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Maltepe Belediyesi’nin kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmaları kapsamında menopoz belirtilerini tanıma ve baş etme yöntemleri anlatıldı.</p><p><strong> İSTANBUL (İGFA) -  </strong>Maltepe Belediyesi’nin kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmaları devam ediyor. Başıbüyük Kadın Danışma ve Sosyal Yaşam Merkezi’ndeki kadınlara “Menopozu Anlamak: Bilinçli, Güçlü ve Sağlıklı Bir Geçiş” semineri düzenlendi.  </p>

<p><strong>‘MENOPOZ HASTALIK DEĞİL, HAYATIN NORMAL BİR EVRESİ’</strong></p>

<p>Seminerde kadınlara menopoz süreciyle ilgili bilgiler aktaran Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Begüm Kırık, menopozda görünen ve görünmeyen belirtilerin ev içi yüklerin, kuşak çatışmasının, iş yaşamının ve anlaşılamayışın görünmeyen sosyal yükler olduğuna işaret etti.</p>

<p><img height="428" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/09/kadin-sagligi-semineri-3-1775742462-576-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Her kadının bedeninin farklı olduğuna dikkat çekerek araştırmalara göre kadınların yüzde 20’sinin bu dönemde hiçbir rahatsızlık hissetmediğini söyleyen Kırık, menopoz sürecinde sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek rutin kontrollerin aksatılmamasını hatırlattı. Seminer, Kırık’ın katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından sona erdi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 17:30:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/istanbul-maltepede-kadin-sagligi-icin-farkindaliklar-suruyor-1775745010.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bel sağlığını korumak için yapılması gerekenler</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bel-sagligini-korumak-icin-yapilmasi-gerekenler-48374</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bel-sagligini-korumak-icin-yapilmasi-gerekenler-48374</guid>
                <description><![CDATA[Doç.Dr.Ahmet İnanır, bel ağrılarının nedenlerini ve korunma yollarını açıkladı. Ağrının bir belirti olduğunu, asıl tedavinin nedenini ortadan kaldırmak olduğunu belirten Doç. Dr. İnanır, fazla kilo, yanlış duruş ve stresin bel sorunlarına yol açabileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Doç.Dr.Ahmet İnanır, bel ağrılarının nedenlerini ve korunma yollarını açıkladı. Ağrının bir belirti olduğunu, asıl tedavinin nedenini ortadan kaldırmak olduğunu belirten Doç. Dr. İnanır, fazla kilo, yanlış duruş ve stresin bel sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong>İnsanların çoğu hayatının herhangi bir döneminde mutlak surette bir defa da olsa  bel ağrısı yaşar.</p>

<p>Peki bel sağlığını korumak ve gelecek yıllarda gelişebilecek  bel ağrılarından kurtulmak için yapılabileceklerle ilgili Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır önemli bilgiler verdi.   </p>

<p><strong>BEL AĞRILARI NEDEN OLUR ?</strong></p>

<p>Ağrı bir bulgudur. Hastalık değildir. Tedavi edilmesi gereken şey de ağrı değil; ağrının asıl nedeni olan hastalığın ortadan kaldırılması veya arızanın tamir edilmesidir.</p>

<p>6 haftadan kısa süreli var olan ağrılara Akut Bel Ağrısı denir. Belirli bir aktivite veya travma sonrası gelişebileceği gibi, travmasızda olabilir. Genellikle ağrı, kendiliğinden azalır veya tamamen geçebilir. Bir defa ciddi bel ağrısı yaşayan insanların yaklaşık yüzde 30’u tekrar bir atak geçirebilir. Ancak kontrol ve bakım altında olur ise bu tekrarlama riski en aza indirilebilir. Üç aydan uzun süreli varlığını devam ettiren bel ağrılarına ise Kronik Bel Ağrısı adı verilmektedir. Var olan doku bozukluğu, ortamdaki sinir uçlarını etkileyerek ağrı ortaya çıkarır. En çok gördüğümüz şey ise akut ağrı döneminde kolayca halledebileceğimiz hastalıkların ehil olmayan ellerdeoyalanarak kronik hale gelmesidir.</p>

<p><img height="999" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/02/17/doc-dr-ahmet-inanir-1739796835-416-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>BEL AĞRILARINI TETİKLEYEN SEBEPLER NELERDİR ?</strong></p>

<p>Gerçek  bir tedavi yapabilmek için gerçek ağrı kaynakları ciddi bir uzman hekim muayenesi ve tetkiklerle araştırılmalıdır. Fazla kilolu olmak, fıtık yapacak kadar veya bel yapılarını zorlayacak kadar ağır kaldırma, eğilerek çalışıyor olmak, uzun süreli oturmak veya otururken öne eğilerek iş yapmak veya durmak veya aynı pozisyonda uzun süre kalmak, stresli dönemlerin uzun sürmesi, çok doğum yapmak, ev işlerini uygunsuz pozisyonda ve uzun süre yani ara vermeden yapmak, cinsel yaşamda beli korumamak bel sorunları yaşamaya neden olmaktadır.</p>

<p><strong>BEL AĞRILARINDAN KORUNMAK VE BEL SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR?</strong></p>

<p>En önemli olan şeyi kaçırmaktayız. Asıl olan belde ağrı çıkmadan tedbir almaktır.</p>

<p>Bel ağrısı oluşumuna neden olacak şeyler belli olduğuna göre işe bunlara riayet etmekle başlamak mecburiyetindeyiz. Gerekli bakımları yapılmayan araba bizi yolda bırakcağı gibi gerekli bakımları ve korumaları yapılmayan bel de bir gün bize bu acıyı yaşatacaktır. Öncelikli olarak kesinlikle obezite yani fazla kilo fıtığın veya bel ağrılarının en önde gelen nedenlerindendir. Kilo almadan yaşamayı bir hayat tarzı haline getirmeye mecburuz.Bel ağrısı yaşadığımız zaman ne yapacağız sorusu akla gelmektedir.</p>

<p>Öncelikli olarak bu konuda gerçekten tecrübeli olan uzman bir doktora başvurmalı; geçiştirici işlemlerle arızayı kronik hale getirmekten kaçınmalıdır. Altta yatan neden bir tümör, çok ciddi bir fıtık, omur kırığı veya bel kayması da olabileceği için konuyu iyi bilmeyen insanların öneri veya tedavi adı altındaki uygulamaları ile zaman kaybedilmemelidir. Genellikle hastaların ağrılarının geçmesi altta yatan nedenin ortadan kalkmış olduğu şeklinde algılanıp rahat davranılmakta ve kolayca çözülebilecek bir hastalık daha zor çözülür veya çözümsüz hale gelebilmektedir.</p>

<p>Şu bir gerçektir ki, bel ağrısı yeteri kadar önemsenmemektedir. Başımıza çok ciddi sorunlar açabileceğinin bilincinde olunamamaktadır. İnsanlarımız ağrısız yaşatmak ve bel fıtığı gelişmesini önceden engellemek imkan dahilindedir.</p>

<p>Sorunun altında yatan nedenin kesin ortadan kaldırılmasına değil de ağrının ortadan kaldırılmasına yönelinmektedir. Bu ciddi bir hatadır ve hastalarımızı ileri de başına çok büyük sorunlar açabilecek hale getirmektedir. </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 18:30:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/bel-sagligini-korumak-icin-yapilmasi-gerekenler-1775489412.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı yaşam hayat kurtarıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor-48337</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor-48337</guid>
                <description><![CDATA[1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında düzenlenen toplantıda uzmanlar, kanserin büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çekerek erken teşhis, sağlıklı yaşam ve düzenli taramaların hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında düzenlenen toplantıda uzmanlar, kanserin büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çekerek erken teşhis, sağlıklı yaşam ve düzenli taramaların hayati önem taşıdığını vurguladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türk Kanser Derneği, 1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla bir basın toplantısı düzenledi. Dernek binasında gerçekleştirilen toplantıda uzmanlar ve katılımcılar, kanserle mücadelede farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Toplantıda konuşan Burak Duruman, dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve 9,7 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtti. Kanserin yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığını ifade eden Duruman, “Bilimsel veriler, kanserlerin yaklaşık yüzde 90’ının çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Vakaların yüzde 30-50’si ise sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebilir” dedi.</p>

<p>Duruman, erken teşhisin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını vurgulayarak, dernek tarafından sunulan ücretsiz tarama hizmetlerinden vatandaşların yararlanması çağrısında bulundu.</p>

<p>Onkoloji Uzmanı Esat Namal ise kanserden korunmada yaşam tarzının belirleyici rolüne dikkat çekti. Sigara kullanımından uzak durulması, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolünün önemine değinen Namal, obezitenin önemli bir risk faktörü haline geldiğini söyledi. Namal, “Kanser erken evrede tespit edildiğinde tamamen tedavi edilebilir. Bu nedenle düzenli taramalar ihmal edilmemeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Psikoonkolog Ceren Camadan, kanserin yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutunun da bulunduğunu belirterek, taramaların “kötü sonuç çıkabilir” kaygısıyla ertelenmemesi gerektiğini söyledi. Camadan, “Erken teşhis bir seçenek değil, yaşam fırsatıdır” dedi.</p>

<p>Diyetisyen Yasemin Güzel ise sağlıklı beslenmenin hem kanserden korunmada hem de tedavi sürecinde önemli bir rol oynadığını ifade etti. Lif ve antioksidan açısından zengin, dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Güzel, “Mucize bir besin yok; önemli olan sürdürülebilir ve bilimsel bir beslenme düzenidir” diye konuştu.</p>

<p>Toplantıya katılan sanatçı Betül Demir de erken teşhisin önemine vurgu yaparak, “Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız” sözleriyle toplumsal farkındalık çağrısında bulundu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 15:30:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor-1775478607.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kocaeli’de metal objeler yeniden hayat buldu</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kocaelide-metal-objeler-yeniden-hayat-buldu-48197</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kocaelide-metal-objeler-yeniden-hayat-buldu-48197</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı SEKA Kağıt Müzesi bünyesinde açık alanda sergilenen ve geçmişten günümüze ulaşan metal objeler, gerçekleştirilen titiz restorasyon ve konservasyon çalışmalarıyla yeniden hayat buldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı SEKA Kağıt Müzesi bünyesinde açık alanda sergilenen ve geçmişten günümüze ulaşan metal objeler, gerçekleştirilen titiz restorasyon ve konservasyon çalışmalarıyla yeniden hayat buldu.</p><p><strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>Kentin endüstriyel mirasının önemli temsilcileri arasında yer alan bu eserler, tarihsel değerlerine uygun bir yaklaşımla ele alınarak özgün yapıları korunmuş oldu. Yapılan çalışmalar sayesinde objelerin hem fiziksel dayanıklılığı güçlendirildi hem de estetik bütünlükleri özenle muhafaza edildi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/05/seka-kagit-muzesinde-metal-objeler-hayat-buldu-1-1775376808-523-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Gerçekleştirilen uygulamalar, yalnızca eserlerin korunmasını değil, aynı zamanda kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasını da amaçlıyor. Bu kapsamda yenilenen objeler, ziyaretçilerle buluşturularak kentin sanayi geçmişine ışık tutmaya devam edecek. SEKA Kâğıt Müzesi’nde yürütülen bu çalışma, endüstriyel mirasa duyulan saygının ve kültürel değerlerin yaşatılmasına verilen önemin güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 12:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/kocaelide-metal-objeler-yeniden-hayat-buldu-1775379609.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bursa Nilüfer’den kansere farkındalık çağrısı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bursa-niluferden-kansere-farkindalik-cagrisi-48062</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bursa-niluferden-kansere-farkindalik-cagrisi-48062</guid>
                <description><![CDATA[Bursa'da Nilüfer Belediyesi, Ulusal Kanser Haftası kapsamında önemli bir toplumsal farkındalık etkinliğine ev sahipliği yaptı. Söyleşide konuşan uzmanlar, kanserin yüzde 80 oranında önlenebilir olduğuna dikkat çekerken; hastalığı yenenler hikayeleriyle umut aşıladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa'da Nilüfer Belediyesi, Ulusal Kanser Haftası kapsamında önemli bir toplumsal farkındalık etkinliğine ev sahipliği yaptı. Söyleşide konuşan uzmanlar, kanserin yüzde 80 oranında önlenebilir olduğuna dikkat çekerken; hastalığı yenenler hikayeleriyle umut aşıladı.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Nilüfer Belediyesi, Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (ONKODAY) iş birliğinde 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında “Bedenin Sana Fısıldar Onu Duy” başlıklı bir etkinlik gerçekleştirdi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’ndeki programa Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Bukle Erman ve Okan Şahin ile Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir katılarak destek verirken, vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi.</p>

<p><strong>KADER DEĞİL, ÖNLENEBİLİR</strong></p>

<p>Moderatörlüğünü Güzin Abraş’ın yaptığı söyleşide konuşan Bursa Uludağ Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Türkkan Evrensel, kanserin kalp hastalıklarından sonra en sık görülen ikinci ölüm nedeni olduğunu hatırlattı. Kanserin yüzde 80 oranında çevresel faktörlere bağlı ve önlenebilir olduğunu belirten Evrensel, özellikle meme, rahim ağzı ve kolon kanserinde tarama testlerinin hayat kurtardığını ifade etti.</p>

<p>Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Kazım Şenol, toplumdaki yanlış inanışların tedaviyi aksattığını belirterek, “Kansere bıçak değmez” algısının yanlışlığına dikkat çekti. Şenol, Türkiye’de tarama testlerine katılımın hala yüzde 30 seviyelerinde kalmasından üzüntü duyduklarını söyledi.</p>

<p>Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Ezgi Demirdöğen ise akciğer kanserinde sigaranın etkisinin yüksek olduğuna değinerek, mücadelede psikolojik desteğin önemine dikkat çekti.</p>

<p><img class="" height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/03/saglik-4-1775212721-835-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>UMUT VEREN HİKAYELER</strong></p>

<p>Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (ONKODAY) Başkanı Füsun Önen’in “Önce ben” demenin önemini aktardığı programda, kanseri yenen isimler de konuştu. Seher Özgen, Zühal Okan, Seher Çarkın Elmalı ve Fatma Asan; hem erken teşhisin önemini, hem de bilim dışı yöntemlerden uzak durulması gerektiğini kendi hikayeleriyle anlattılar.</p>

<p>Yüzüncüyıl Mahallesi Ritim Grubu ve Halk Oyunları ekibinin gösterileriyle renklenen etkinliğin sonunda emeği geçenlere teşekkür edildi.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:00:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/bursa-niluferden-kansere-farkindalik-cagrisi-1775214017.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bursa’da diyabetli öğrencilere sensör desteği</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bursada-diyabetli-ogrencilere-sensor-destegi-48054</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bursada-diyabetli-ogrencilere-sensor-destegi-48054</guid>
                <description><![CDATA[Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ başlatıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ başlatıyor.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’ye örnek olacak bir projeyi daha hayata geçiriyor.

Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından söz konusu sensörler yalnızca 2–18 yaş aralığındaki hastalar için karşılanırken, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla önemli bir sorun daha çözüme kavuşturulmuş olacak.

Projeye, 15 Nisan–15 Mayıs tarihleri arasında başvurular alınacak. Projeden yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor.</p>

<p>Değerlendirme sürecinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 13:30:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/bursada-diyabetli-ogrencilere-sensor-destegi-1775212207.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dijital ekranlar ’emzik’ gibi kullanılmamalı!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/dijital-ekranlar-emzik-gibi-kullanilmamali-47940</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/dijital-ekranlar-emzik-gibi-kullanilmamali-47940</guid>
                <description><![CDATA[İngiltere’de yapılan güncel bir araştırma, dijitalleşmenin çocuklar üzerindeki çarpıcı etkisini gözler önüne serdi. "Tablet nesli" olarak adlandırılan çocukların kitap sayfalarını çevirmek yerine "kaydırmaya" çalıştığı belirlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’de yapılan güncel bir araştırma, dijitalleşmenin çocuklar üzerindeki çarpıcı etkisini gözler önüne serdi. "Tablet nesli" olarak adlandırılan çocukların kitap sayfalarını çevirmek yerine "kaydırmaya" çalıştığı belirlendi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmaya göre, her üç çocuktan biri okula başladığında bir kitabı nasıl doğru kullanacağını bilmiyor.</p>

<p>Öğretmenler, çocukların kitap sayfalarını çevirmek yerine tablet ekranlarındaki gibi "kaydırma" (swipe) hareketi yapmaya çalıştığını rapor ediyor.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 2 Nisan Dünya Çocuk Kitapları Günü kapsamında çocukların kitapla tanışmadan okula başlamasının bilişsel ve duygusal risklerine karşı aileleri uyardı.</p>

<p><strong>“TABLET NESLİ”NİN OKUMA ALIŞKANLIKLARINDA DEĞİŞİKLER DİKKAT ÇEKİCİ</strong></p>

<p>Yapılan akademik araştırmalar ve çalışmaların, bilişsel ve nörolojik dönüşümlerin sinyallerini verdiğine işaret eden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Artık zihnin, belleğin, hafızanın, sinir sisteminin kullanım şekli değişmeye başlamıştır. ‘Tablet nesli’ veya ‘dijital yerli’ diye isimlendirilen neslin dikkat sürelerinde ve okuma alışkanlıklarında değişiklikler dikkati çekmektedir. Özellikle hızlı tempolu dijital oyunlar ve Youtube Kids, TikTok gibi platformlar, bir yandan çocukların dikkat sürelerini ve derin odaklanma becerilerini kısaltır diğer yandan sürekli ve anlık dopamin salgısı ile ödül mekanizmasını aktifleştirir. Dijital uygulamalar, çocuğun dikkatini bir dakika hatta saniye bile bırakmamak üzere kurgulanmıştır ve her şey hazır sunulmaktadır. Kitapla vakit geçirmek ise sabır ve zihinsel faaliyet gerektirir çünkü kitap dinleyen/okuyan çocuk zihninde bir dünya kurar; analiz sentez anlama yorumlama melekeleri sürekli aktiftir. Bu da tembelleştiren dijital faaliyetlerin yanında oldukça yorucu gelebilir.” dedi.</p>

<p><strong>KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMAK GÜÇLEŞTİ</strong></p>

<p>Dönem itibariyle okuma alışkanlığı kazandırmayı güçleştiren etkenlerin birden fazla olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Kitap okumak için oturmak, uygun kitabı seçmek için ilgi ve ihtiyaçları keşfetmek, bireyin ilgilerini potansiyelini keşfetmek için zaman ayırmak, kitap sayfalarını çevirmek için ince motor becerilerini kullanmak, hikâyenin içine girmek için dinlemek ve/veya okuduğunu anlamak, okuduğunu anlamak için bilişsel çaba ve odaklanma becerisini kullanmak gerekmektedir. Bu eylemler ise dijital yerliler için durağan, yeknesak ve aşırı yavaş gelebilmektedir. Tablet kullanımıyla tıklama ve yüzeysel taramaya alışan çocuk ve genç için (maalesef ki yetişkin için de) metnin duygusal derinliğini kavrama, görünürdeki ve alt metindeki iletileri fark etme zorlaşır. Kitap okuma eylemi hem somut hem soyut bağ kurabilme becerisidir ve bu alışkanlık tüm gelişim alanlarının aktif kullanımını gerektirir.” diye konuştu.</p>

<p><img class="" height="600" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/02/1775123411-el-f-konar-zkan-002-1775126987-725-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>DİJİTAL EKRANLAR 'EMZİK' GİBİ KULLANILIYOR</strong></p>

<p>Ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Çocuklar çevrelerinde ellerinde somut kitap okuyan, kitap okuma alışkanlığı olan, kitaba para ve zaman ayıran yetişkinler görmeli. Kitap okumanın iyi bir şey olduğunu gözlemleyebilmeli ve yaşayabilmeli çocuklar. Özellikle ekranın hiçbir türü ‘dijital dadı/bakıcı’ gibi olmamalı çocuğun hayatında. Yani ebeveynlere zor gelen anlarda; yemek yerken, seyahatte, toplu taşımada, alışverişte vb. denize düştüklerinde sarıldıkları bir yılan kıvamına gelmemeli hiçbir ekran türü. Zorlayıcı anlarda ekranın bir emzik gibi kullanılması çocukların can sıkıntısıyla başa çıkma, gereğinde kendi iç dünyasına dönme, hayal kurma, kurgulama, düşleme ve baş etme yeteneklerinin kaybolmasına neden olur.” ifadesinde bulundu.</p>

<p>Çocukların henüz okula başlamadan önce ortak dikkat becerilerinin gelişebilmesinin önemine vurgu yapan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, bir çocuğun yetişkinle kitap okuması, bakması, incelemesi, sayfaları çevirmek, resimler üzerine konuşmak gibi basit eylemler, beyin ve sinir sistemini dijitalle parçalanmış dikkatten koruyacağını söyledi.</p>

<p>Bunun aynı zamanda çocuğun merakını diri tutacak, bağ kurma, iletişim, ilişki ve diyalog kurma, empati becerilerini güçlendireceğini söyleyen Özkan, "Banyo kitapları, oyuncak kitaplardan başlayarak çocuğun kitapla tanışması/tanıştırılması ve kitaba hayatında yer bulması bu alışkanlığı adım adım oluşturacak önemli davranışlardandır. Önemli günlerde kitabı bir hediye olarak almak yani kitap sevdiğine hediye edilebilecek kıymette bir nesne algısını oluşturmak tabii ki bıktırmadan… Ayrıca etkileşimli okuma etkinlikleriyle çocuğun bu bağını kuvvetlendirmek… Kitapla tanışmadan önce de sözlü kültür unsurlarıyla çocuğu adım adım edebiyat, sanat ve okuma dünyasına sokmak. Nasıl? Ninniler, bilmeceler, maniler, tekerlemeler, masallar gibi sözlü kültür unsurları, kitap okuma alışkanlığına giden yolun başlangıç aşamalarını oluşturur aslında.” diye konuştu.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:00:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/dijital-ekranlar-emzik-gibi-kullanilmamali-1775127610.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baharın habercisi... Alerjik Konjonktivit</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit-47935</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit-47935</guid>
                <description><![CDATA[Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Mitat Altuğ, bahar aylarının gelmesiyle birlikte artış gösteren göz alerjileri ve korunma yöntemleri hakkında kritik uyarılarda bulundu. Özellikle polenlerin yanı sıra güneş ışınları ve havuz klorunun da tetikleyici olduğunu belirten Altuğ, en sık rastlanan tablonun "Alerjik Konjonktivit" olduğunu vurgulayarak her 100 kişiden yaklaşık 30’u mevsimsel göz alerjisi problemi yaşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Mitat Altuğ, bahar aylarının gelmesiyle birlikte artış gösteren göz alerjileri ve korunma yöntemleri hakkında kritik uyarılarda bulundu. Özellikle polenlerin yanı sıra güneş ışınları ve havuz klorunun da tetikleyici olduğunu belirten Altuğ, en sık rastlanan tablonun "Alerjik Konjonktivit" olduğunu vurgulayarak her 100 kişiden yaklaşık 30’u mevsimsel göz alerjisi problemi yaşıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Göz kapaklarının iç kısmını ve gözün beyazını örten zar tabakasının iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bu hastalık; <b>kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve ışık hassasiyeti</b> ile kendini gösteriyor.</p>

<p>Dr. Altuğ, bahar aylarında özellikle iki tip konjonktivite dikkat çekiyor:</p>

<p><b>İşte Op. Dr. Mitat Altuğ’un açıklamaları ışığında bahar alerjisi ve göz sağlığına dair merak edilenler </b></p>

<p><b>MEVSİMSEL ALERJİK KONJONKTİVİT</b></p>

<p>Dr. Altuğ, temel nedenin havadaki polenler olduğunu belirterek; özellikle Türkiye’de Nisan ve Temmuz ayları arasında yoğunlaşan çayır otu polenlerinin ana tetikleyici rol oynadığını vurguladı. Belirtiler arasında göz kapaklarında şişlik, yanma ve sulanma görüldüğünü ifade eden Altuğ, bu durumun genellikle görme yetisini etkilemediğini ancak sıklıkla hapşırma ve burun akıntısı (saman nezlesi) gibi şikâyetlerin tabloya eşlik ettiğini kaydetti. Ayrıca; tüm vakaların yaklaşık yarısını oluşturan bu tür, genellikle çocuklarda görülüyor bilgisini ekledi.</p>

<p><b>VERNAL (BAHAR) KERATOKONJONKTİVİTİ ERKEK ÇOCUKLARINDA SIK RASTLANIYOR</b></p>

<p>Dr. Altuğ, özellikle daha ciddi bir tablo çizen Vernal (Bahar) Keratokonjonktiviti konusunda ise şu uyarılarda bulundu: "Çocukluk döneminde başlayıp 20’li yaşlara kadar devam edebilen bu tür, ergenlik öncesi dönemdeki erkek çocuklarda kızlara oranla 3 kat daha fazla görülmektedir. Sadece kaşıntı ve yanma ile sınırlı kalmayan bu rahatsızlık, ağır vakalarda kornea (saydam tabaka) tutulumuna yol açarak görme azlığına neden olabilmektedir. Ayrıca hastalarımızın gözlerini şiddetli şekilde ovuşturması, zamanla yapısal ve ilerleyici bir kornea hastalığı olan Keratokonus gelişme riskini de ciddi oranda artırmaktadır."</p>

<p><img class="" height="794" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/02/whatsapp-image-2026-04-02-at-13-10-42-1775124853-447-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><b>ALERJİDEN KORUNMAK İÇİN 10 ALTIN KURAL</b></p>

<p>Op. Dr. Mitat Altuğ, şikâyetleri minimalize etmek için şu önlemleri sıralıyor:</p>


 <b>Saat  Aralığına Dikkat:</b> Güneşin en dik geldiği 10.00 - 17.00  saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.
 <b>Aksesuar  Kullanın:</b>  Dışarıda mutlaka güneş gözlüğü, şapka veya şemsiye kullanın. 
 <b>Hava  Filtresi:</b>  Klimalardan uzak durun; kullanılacaksa polen filtreli olanları tercih  edin. 
 <b>İzolasyon:</b> Polen  mevsiminde ev ve araba camlarını kapalı tutun. 
 <b>Temiz  Hava:</b>  Sigara dumanından ve havasız ortamlardan kaçının. 
 <b>Ev  Dekorasyonu:</b>  Toz tutan halı ve kilim gibi eşyaları evinizden uzaklaştırın. 
 <b>Asla  Ovuşturmayın:</b>  Gözlerinizi kaşımaktan kaçının (kornea hasarı riski) 
 <b>Soğuk  Uygulama:</b>  Gözlere soğuk kompres yapmak inflamasyonu azaltır. 
 <b>Suni  Gözyaşı:</b>  Doktor önerisiyle suni gözyaşı damlalarını soğuk olarak damlatın. 
 <b>Lens  Molası:</b>  Alerji dönemlerinde kontakt lens kullanımına ara verin.


<p><b>"KORTİZONLU DAMLALARA DİKKAT!"</b></p>

<p>Önlemlerin yetersiz kaldığı durumlarda mutlaka bir göz hekimine başvurulması gerektiğini belirten Dr. Altuğ, tedavi süreciyle ilgili önemli bir uyarıda bulundu:                                 </p>

<p>"Hekim kontrolünde antihistaminik veya gerekli hallerde kortizonlu damlalar kullanılabilir. Ancak kontrolsüz ve uzun süreli kortizon kullanımı, geri dönüşü olmayan görme kayıplarına, göz tansiyonuna (glokom) ve katarakta yol açabilir."</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 13:30:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/baharin-habercisi-alerjik-konjonktivit-1775125818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Otizm bir hastalık değil, gelişimsel farklılıktır</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/otizm-bir-hastalik-degil-gelisimsel-farkliliktir-47922</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/otizm-bir-hastalik-degil-gelisimsel-farkliliktir-47922</guid>
                <description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Psikoloğu Dilara Demiröz, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu.Açıklamalarında erken tanı ve doğru desteğin kritik rolüne işaret eden Demiröz,toplumun bilinçlenmesinin süreci doğrudan etkilediğini ifade etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Psikoloğu Dilara Demiröz, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu.Açıklamalarında erken tanı ve doğru desteğin kritik rolüne işaret eden Demiröz,toplumun bilinçlenmesinin süreci doğrudan etkilediğini ifade etti.</p><p><strong>SAKARYA (İGFA) </strong>- Otizmin doğuştan geldiğini veya yaşamın ilk yıllarında ortaya çıktığını belirten Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Psikolog Dilara Demiröz, “Otizm bir hastalık değil yapısal farklılıktır. Beynin farklı çalışması nedeniyle sosyal etkileşim ve iletişimde bazı sınırlılıklar görülebilir. Bu süreci doğru eğitim ve destekle yönetmek gerekir” dedi.</p>

<p>Otizmli bireylerin “duygusuz” olduğu düşüncesinin doğru olmadığını belirten Demiröz, bu bireylerin iletişim kurmak için farklı yollar kullandığını söyledi. “Her otizmli birey dahi değildir. Her bireyin kendine özgü yetenekleri ve zorlukları vardır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Otizm belirtilerinin genellikle 18-24 ay arasında belirginleştiğini aktaran Demiröz, “Bazı belirtiler erken yaşta görülebilir. Göz teması kurmama, isme tepki vermeme ve tekrarlayıcı hareketlerin dikkatle izlenilmeli. 6-12 ay arasında bile bazı ipuçları fark edilebilir” dedi.</p>

<p>Otizme yaklaşımda en önemli unsurun anlayış olduğunu vurgulayan Demiröz, “Otizm bir eksiklik değil, hayatı farklı bir işletim sistemiyle algılamaktır. Anlayış ise bu sistemin en güçlü ilacıdır” dedi.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:30:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/otizm-bir-hastalik-degil-gelisimsel-farkliliktir-1775122219.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul Maltepe’de kadınlara ‘HPV Farkındalık Eğitimi’</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-maltepede-kadinlara-hpv-farkindalik-egitimi-47915</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-maltepede-kadinlara-hpv-farkindalik-egitimi-47915</guid>
                <description><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Begüm Kırık, Maltepe Belediyesi tarafından düzenlenen HPV ve Kadın Sağlığında Farkındalık Eğitimi’nde kadınlara yönelik HPV’yle mücadele yollarını anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Begüm Kırık, Maltepe Belediyesi tarafından düzenlenen HPV ve Kadın Sağlığında Farkındalık Eğitimi’nde kadınlara yönelik HPV’yle mücadele yollarını anlattı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong> Maltepe Belediyesi’nce kadınlara, “Bilinçli Korunma Güçlü Kadın” sloganıyla  “HPV ve Kadın Sağlığında Farkındalık Eğitimi” düzenlendi. Fındıklı Kadın Danışma ve Sosyal Yaşam Merkezi’ndeki eğitime Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Begüm Kırık konuşmacı olarak katıldı.  </p>

<p>Kadınlarda yaygın olarak görülen rahim ağzı kanserinde erken teşhisin öneminin büyük olduğunu belirten Kırık, HPV’ye karşı aşılamanın, çok ciddi oranda HPV’ye bağlı gelişen lezyon ve kanserlerin sıklığını azalttığını söyledi.</p>

<p>Eğitim, Kırık’ın katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından sona erdi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:30:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/istanbul-maltepede-kadinlara-hpv-farkindalik-egitimi-1775118621.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul’da ’Yuvamız Bakırköy’de miniklere sağlık taraması</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/istanbulda-yuvamiz-bakirkoyde-miniklere-saglik-taramasi-47841</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/istanbulda-yuvamiz-bakirkoyde-miniklere-saglik-taramasi-47841</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul'da Yuvamız Bakırköy Gündüz Çocuk Bakımevlerinde eğitim gören çocuklar, belediyenin tıp merkezinde görevli uzmanlar tarafından sağlık taramasından geçirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da Yuvamız Bakırköy Gündüz Çocuk Bakımevlerinde eğitim gören çocuklar, belediyenin tıp merkezinde görevli uzmanlar tarafından sağlık taramasından geçirildi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA)  - </strong>Bakırköy Belediyesi, Yuvamız Bakırköy Gündüz Çocuk Bakımevlerinde eğitim alan çocukların sağlığını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Bu kapsamda, miniklere yönelik kapsamlı sağlık taramaları gerçekleştiriliyor. Yapılan taramalar çerçevesinde belediyenin tıp merkezinde görev yapan çocuk doktoru tarafından çocukların genel sağlık muayeneleri yapılırken, diş hekimi ise ağız ve diş sağlığı kontrollerini gerçekleştiriyor.</p>

<p><img class="" height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/01/yuvamiz-bakirkoy-de-miniklere-saglik-taramasi-2-1775048227-238-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Gerçekleştirilen uygulama ile çocukların olası sağlık sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi ve gerekli yönlendirmelerin yapılması hedeflenirken, ailelerin de çocuklarının sağlık durumuna ilişkin bilgilendirilmesi sağlanıyor.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 16:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/istanbulda-yuvamiz-bakirkoyde-miniklere-saglik-taramasi-1775048408.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanserle mücadelede 72 ilaç daha geri ödeme listesinde</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kanserle-mucadelede-72-ilac-daha-geri-odeme-listesinde-47823</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kanserle-mucadelede-72-ilac-daha-geri-odeme-listesinde-47823</guid>
                <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, kanser ve diğer hastalıklarla mücadelede kullanılan 72 ilacın geri ödeme listesine dahil edildiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, kanser ve diğer hastalıklarla mücadelede kullanılan 72 ilacın geri ödeme listesine dahil edildiğini açıkladı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle önemli bir adım attıklarını duyurdu.</p>

<p> 
<p>Kanser ve diğer hastalıklarla mücadelede kullanılan ilaçlara ve tedavi yöntemlerine erişimin kolaylaştırılması amacıyla geri ödeme listesinin kapsamı genişletildi.</p>
</p>

<p>Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Kanser başta olmak üzere birçok hastalıkla mücadelede kullanılan ilaçlara erişimi kolaylaştırıyoruz” diyerek, hastaların tedavi süreçlerini desteklemek adına önemli bir yeniliği duyurdu.</p>

<p><img height="907" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/01/hezitohasaan-jv-1775038985-953-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>SGK aracılığıyla yapılan düzenleme ile 69'u yerli üretim olmak üzere toplamda 72 ilacın geri ödeme listesine dahil edildiğini belirten Bakan Işıkhan, bu adımın, tedavi sürecinde olan hastalar için önemli bir gelişme olduğunu vurgulayarak, hastalara şifa olmasını diledi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 13:30:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/04/kanserle-mucadelede-72-ilac-daha-geri-odeme-listesinde-1775039407.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hava Kuvvetleri’nden hayat kurtaran uçuş</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/hava-kuvvetlerinden-hayat-kurtaran-ucus-47755</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/hava-kuvvetlerinden-hayat-kurtaran-ucus-47755</guid>
                <description><![CDATA[Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait ambulans uçakla, Ordu’dan alınan akciğer grefti Ankara’daki organ nakli bekleyen bir hastaya ulaştırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait ambulans uçakla, Ordu’dan alınan akciğer grefti Ankara’daki organ nakli bekleyen bir hastaya ulaştırıldı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Milli Savunma Bakanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen başarılı bir organ nakli operasyonuna ilişkin bilgi paylaştı.</p>

<p>Ambulans uçakla, Ordu’dan alınan akciğer grefti, Ankara’da nakil bekleyen bir vatandaşa zamanında ulaştırıldı.</p>

<p><img height="1000" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/31/hevd6imayaaut0p-1774969249-571-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Söz konusu kritik operasyon, hayat kurtarmak için yapılan eşsiz bir örnek oldu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 18:30:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/hava-kuvvetlerinden-hayat-kurtaran-ucus-1774971015.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul Maltepe sağlıkta engelleri aşıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-maltepe-saglikta-engelleri-asiyor-47569</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-maltepe-saglikta-engelleri-asiyor-47569</guid>
                <description><![CDATA[Sosyal belediyecilik anlayışıyla sürdürdüğü faaliyetlerine hız kesmeden devam eden Maltepe Belediyesi, sağlıkta da engelleri aşmaya devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal belediyecilik anlayışıyla sürdürdüğü faaliyetlerine hız kesmeden devam eden Maltepe Belediyesi, sağlıkta da engelleri aşmaya devam ediyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Maltepe Belediyesi Hastane Müdürlüğü, sosyal belediyecilik kapsamında sürdürdüğü sağlık çalışmalarında her yıl yaklaşık 5 bin kişiye ulaşıyor.</p>

<p>Sağlık hizmetlerine ulaşmanın ayrıcalık değil, temel bir hak olduğundan hareketle çalışmalarına devam eden müdürlüğe bağlı “Maltepe Belediyesi Ambulans ve Evde Sağlık Hizmetleri Birimi”, yüzde 65 ve üzeri engelli vatandaşlara öncelikli hizmet sunuyor. Birim, özel gereksinimli servis araçlarıyla tekerlekli sandalye kullananlar başta olmak üzere, yürüme güçlüğü çeken ve toplu taşıma kullanamayan vatandaşların yanında oluyor. Hastaları evlerinden alarak güvenli şekilde gidecekleri hastanelere ulaştıran ekip, tedavi sonra aynı şekilde evlerine bırakıyor.</p>

<p>Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen’in sosyal belediyecilik anlayışıyla; kimseyi geride bırakmadan, herkes için eşit ve erişilebilir bir kent hedefiyle çalışmaya devam eden birime 444 1 706 numaralı hattan ulaşılabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:30:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/istanbul-maltepe-saglikta-engelleri-asiyor-1774859418.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mudanya Devlet Hastanesi’ne yeni ünite</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/mudanya-devlet-hastanesine-yeni-unite-47521</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/mudanya-devlet-hastanesine-yeni-unite-47521</guid>
                <description><![CDATA[Bursa'nın Mudanya ilçesinde faaliyet gösteren Devlet Hastanesi, sağlık altyapısını güçlendiren önemli bir donanıma daha kavuştu. Hastaneye bağış yoluyla temin edilen Endoskopi Yıkama Ünitesi hizmete alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa'nın Mudanya ilçesinde faaliyet gösteren Devlet Hastanesi, sağlık altyapısını güçlendiren önemli bir donanıma daha kavuştu. Hastaneye bağış yoluyla temin edilen Endoskopi Yıkama Ünitesi hizmete alındı.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Mudanya Devlet Hastanesi'ne bağış yoluyla kazandırılan teni cihaz sayesinde endoskopi işlemlerinde kullanılan ekipmanların işlem sonrası otomatik olarak yıkanması, dezenfekte edilmesi ve yeniden kullanıma hazır hale getirilmesi sağlanacak.</p>

<p>Bu sayede hem hasta hem de sağlık çalışanları açısından hijyen ve güvenlik standartlarının önemli ölçüde artırılması hedefleniyor.</p>

<p><img height="381" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/29/saglik-devlet-hastanesi-endoskopi-temizlik-2-1774785913-573-x750.png" width="750" /></p>

<p>Hastane yönetimi, modern cihazlarla donatılan sağlık hizmetlerinin kalitesini yükseltmeye devam ettiklerini belirterek, vatandaşlara daha güvenli ve etkin sağlık hizmeti sunmayı sürdüreceklerini kaydetti.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 17:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/mudanya-devlet-hastanesine-yeni-unite-1774794608.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kolon kanserinde alarm! Gençlerde artış dikkat çekiyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kolon-kanserinde-alarm-genclerde-artis-dikkat-cekiyor-47520</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kolon-kanserinde-alarm-genclerde-artis-dikkat-cekiyor-47520</guid>
                <description><![CDATA[Türk Gastroenteroloji Derneği, Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında düzenlediği toplantıda erken teşhisin hayati önemine dikkat çekti. Uzmanlar, özellikle genç yaş grubunda artan vakalar konusunda uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Gastroenteroloji Derneği, Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında düzenlediği toplantıda erken teşhisin hayati önemine dikkat çekti. Uzmanlar, özellikle genç yaş grubunda artan vakalar konusunda uyardı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Mart ayı dolayısıyla “Kolon (Kolorektal) Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda kolon kanserine ilişkin güncel veriler, risk faktörleri ve korunma yolları ele alındı.</p>

<p>TGD Başkanı Ayhan Hilmi Çekin, kolorektal kanserin hem dünyada hem Türkiye’de en sık görülen ve ölüm oranı yüksek kanserler arasında yer aldığını belirtti. Türkiye’de hastaların büyük bölümüne ileri evrede tanı konulduğunu vurgulayan Çekin, erken evrede 5 yıllık sağ kalım oranının yüzde 90’lara ulaştığını, ileri evrede ise bu oranın yüzde 12’ye kadar düştüğünü ifade etti.</p>

<p><strong>GENÇLERDE VAKALAR HIZLA ARTIYOR</strong></p>

<p>TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Levent Erdem, özellikle 20-39 yaş grubunda ciddi artış yaşandığını söyledi. Bu artışın nedenleri arasında obezite, hareketsizlik, sigara, alkol tüketimi ve Batı tipi beslenme alışkanlıklarının öne çıktığını belirten Erdem, tarama yaşının 45’e çekilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Erdem ayrıca, geliştirdikleri risk skorlamasına göre belirli kriterleri taşıyan bireylerde daha erken yaşta kolonoskopi yapılmasının bilimsel olarak anlamlı sonuçlar verdiğini ifade etti.</p>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/29/tgd-27-mart-foto-2-1774786059-819-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>TGD üyesi Nurdan Tözün ise tarama programlarının önemine dikkat çekerek, toplumda farkındalığın halen yeterli düzeyde olmadığını söyledi. Tözün, asemptomatik bireylerin dahi risk durumuna bakılmaksızın taramaya yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>TGD’nin Türkiye genelinde 3 bin 820 kişiyle yaptığı çalışmaya ilişkin verileri paylaşan Erdem Akbal, kolonoskopi yapılan bireylerde polip görülme oranının yüzde 27, kolon kanseri oranının ise yüzde 1,3 olduğunu açıkladı. Akbal, özellikle 50 yaş altı bireylerde yapılan taramalarda her 3 kişiden 1’inde polip ya da kanser, her 5 kişiden 1’inde ise kanser öncüsü lezyon tespit edildiğini belirterek, düzenli taramanın hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img class="" height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/29/27-mart-foto-2-1774786068-578-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Uzmanlar, kolon kanserinin erken teşhisle büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, özellikle risk grubundaki bireylerin zaman kaybetmeden tarama programlarına katılması gerektiği uyarısında bulundu.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 17:30:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/kolon-kanserinde-alarm-genclerde-artis-dikkat-cekiyor-1774794607.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser artık yaş tanımıyor!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kanser-artik-yas-tanimiyor-47489</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kanser-artik-yas-tanimiyor-47489</guid>
                <description><![CDATA[Kanser artık yaşlılık hastalığı olmaktan çıkıp gençlerin geleceğini tehdit eden toplumsal bir sorun haline gelirken araştırmalar, işlenmiş gıda tüketimindeki artış, hareketsiz yaşam, obezite ve beslenme alışkanlıkları gibi faktörlerin genç bedenleri savunmasız bıraktığını kanıtlıyor. 15-39 yaş aralığındaki gençler ve genç erişkinlerde özellikle kolorektal, meme, tiroid, lenfoma, melanom ve testis kanserlerinde ciddi bir yükseliş mevcut.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser artık yaşlılık hastalığı olmaktan çıkıp gençlerin geleceğini tehdit eden toplumsal bir sorun haline gelirken araştırmalar, işlenmiş gıda tüketimindeki artış, hareketsiz yaşam, obezite ve beslenme alışkanlıkları gibi faktörlerin genç bedenleri savunmasız bıraktığını kanıtlıyor. 15-39 yaş aralığındaki gençler ve genç erişkinlerde özellikle kolorektal, meme, tiroid, lenfoma, melanom ve testis kanserlerinde ciddi bir yükseliş mevcut.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Gençlerde ve genç erişkinlerde görülen kanser vakalarındaki bu artışın tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Modern yaşamın getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıklarındaki dönüşüm temel faktörler arasında görülüyor. Bunun yanı sıra çevresel maruziyetler de hastalık riskini tetikliyor. Gençlerdeki bu artış grafiğinde tıptaki teknolojik gelişmeler de önemli bir rol oynuyor. Erken tanı yöntemlerindeki iyileşmeler sayesinde vakalar artık çok daha hızlı tespit edilebiliyor” dedi.</p>

<p>Gençlerde kanser artışındaki en büyük problemlerden birinin semptomların sıklıkla göz ardı edilmesi olduğunu dile getiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Gençlerin enerjik yapısı, ciddi belirtilerin basit yorgunluklar veya geçici hastalıklarla karıştırılmasına neden olarak tanı gecikmelerine yol açıyor. Oysa vücudun verdiği sinyalleri gençlik enerjisiyle maskelemek, hastalığa yayılma fırsatı tanıyor. Gençlerin kendi vücutlarındaki değişimlere karşı sergileyeceği bilinç düzeyi tedavinin başarı şansını doğrudan etkiliyor” şeklinde konuştu.</p>

<p>Gençlerde kanserin yayılım gösterdiği noktalar arasında omurganın hayati bir yer tuttuğunu hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Merkezi sinir sistemi tutulumları arasında omurga metastazlarına sanılandan daha sık rastlanıyor. Bu nedenle gençlerde görülen, istirahatle geçmeyen ve ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli sırt, bel veya boyun ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı” uyarısında bulundu.</p>

<p>Genç yaş grubundaki hastalar için kanserin sadece bir sağlık sorunu değil, yaşamın en aktif döneminde verilen zorlu bir sınav olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Gençler ve genç erişkin hastalar, eğitim ve kariyer planlarının kesintiye uğraması, ağır psikolojik yükler ve uzun dönemli tedavi yan etkileriyle baş başa kalıyor. Hastalık sonrası hayatta kalım sürecinde ise sosyal hayata adaptasyon ve iş gücüne yeniden katılım, en az tıbbi tedavi kadar kritik bir önem taşıyor” açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>ERKEN TANI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Gençlerdeki kanser vakalarındaki artışının bireysel değil, toplumsal bir sağlık problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Göçmen, “Yaşa uygun tarama programlarının geliştirilmesi, psikososyal destek ağlarının örülmesi ve eşit sağlık hizmeti sunulması bu tablonun değişmesi için çok önem taşıyor. Genç yaşta görülen kanserler nadir değil. Erken farkındalık, doğru tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımları ile bu tabloyu gençlerin lehine çevirmek mümkün” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 13:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/kanser-artik-yas-tanimiyor-1774778406.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABB’nin “HPV Aşı Uygulaması”nda yeni dönem</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/abbnin-hpv-asi-uygulamasinda-yeni-donem-47435</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/abbnin-hpv-asi-uygulamasinda-yeni-donem-47435</guid>
                <description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin birçok yerel yönetime örnek projelerinden “HPV Aşı Uygulaması”nda yeni dönem başvuruları başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin birçok yerel yönetime örnek projelerinden “HPV Aşı Uygulaması”nda yeni dönem başvuruları başladı.</p><p>ANKARA (İGFA) - Ankara Büyükşehir Belediyesi, birçok yerel yönetime örnek olan <strong>“HPV Aşı Uygulaması”</strong>nı bu yıl da sürdürüyor.</p>

<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi, Gazi Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğü proje ile Başkentlilerin koruyucu sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmaya devam ediyor.</p>

<p>Human Papilloma Virüsü’ne (HPV) karşı toplumun korunmasını amaçlayan uygulama, yerel yönetim düzeyinde hayata geçirilen örnek halk sağlığı projeleri arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>BUGÜNE KADAR TAM 5 BİN HPV AŞISI BAŞKENTLİLERLE BULUŞTU</strong></p>

<p>ABB, 2024 yılının Ekim ayında başlayan uygulama kapsamında; bugüne kadar 5 bin doz aşıyla Başkentli kadınların hayatına dokundu. Proje çerçevesinde ayrıca 0-15 yaş arası kız çocuklarına 617 doz aşı uygulaması gerçekleştirildi.</p>

<p>Proje kapsamında uygulanan 9’lu HPV aşısı; HPV’nin 9 farklı alt tipine karşı koruma sağlayarak rahim ağzı kanseri ve ilişkili hastalıkların önlenmesinde yüksek etkinlik sunuyor.</p>

<p><strong>YENİ BAŞVURU DÖNEMİ BAŞLADI</strong></p>

<p>Uygulamadan; belediyeden sosyal yardım alan 9-30 yaş arasındaki kadınlar ve kız çocukları yararlanabiliyor. 30 Nisan 2026 tarihine kadar başvuruların alınacağı uygulamaya; https://forms.ankara.bel.tr/hpv-asi-uygulamasi adresi üzerinden başvuru yapılabiliyor.</p>

<p><strong>TÜRKİYE’YE ÖRNEK MODEL</strong></p>

<p>Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmayı hedefleyen HPV Aşı Uygulaması, yerel yönetimlerin halk sağlığı alanında üstlenebileceği rolü gösteren güçlü bir model olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>“Sağlıkta Eşitlik ve Güvence Programı”</strong> başlığıyla yürütülen proje, KalDer tarafından <strong>“İlham Veren Kamu Yönetimi Proje Ödülü”</strong>ne layık görülerek ulusal ölçekte de örnek uygulamalar arasında gösterildi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 18:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/abbnin-hpv-asi-uygulamasinda-yeni-donem-1774710008.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Manisa’da şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/manisada-seker-olcum-sensorleri-buyuksehirden-47261</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/manisada-seker-olcum-sensorleri-buyuksehirden-47261</guid>
                <description><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek.</p><p><strong>MANİSA (İGFA) - </strong>Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak.</p>

<p>18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, https://yonetisim.manisa.bel.tr/WebBasvuru/tip-1-diyabet-sensoru-talep-basvuru-formu#/ başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak.</p>

<p><strong>“BU CİHAZLAR LÜKS DEĞİL, HAYATİ BİR İHTİYAÇTIR”</strong></p>

<p>Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: “Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 17:00:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/manisada-seker-olcum-sensorleri-buyuksehirden-1774533608.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir’de dişhekimleri diş sağlığının önemine dikkat çekti</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/izmirde-dishekimleri-dis-sagliginin-onemine-dikkat-cekti-47247</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/izmirde-dishekimleri-dis-sagliginin-onemine-dikkat-cekti-47247</guid>
                <description><![CDATA[İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Merkez Mahallesi Muhtarlığının katkısıyla Alevi Kültür Dernekleri Bayraklı Şubesi'ni ziyaret ederek ağız ve diş sağlığı konusunda bir sunum yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Merkez Mahallesi Muhtarlığının katkısıyla Alevi Kültür Dernekleri Bayraklı Şubesi'ni ziyaret ederek ağız ve diş sağlığı konusunda bir sunum yaptı.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>İZDO üyesi Diş hekimleri Nurhan Çelik Demir, Faruk Demir, Ahmet Özdikmenli ve İlkay Begeç'in gerçekleştirdiği sunumda, ağız ve diş sağlığının genel vücut sağlığını da önemli ölçüde etkilediği anlatıldı.</p>

<p>Diş hekimi Nurhan Çelik Demir, “Ağız ve diş sağlığı çok önemli bir konu. Herkesin kendi sağlığını koruması gerekiyor; çünkü ağız vücuda açılan giriş kapısıdır. Bütün besimler buradan vücudumuza giriyor, diş, dil, damak ve diş etleri de burada. Eğer bunların sağlığı bozulursa, vücudumuz olumsuz etkileniyor. Ağız ve diş sağlığı yalnızca dişlerin çürümesi veya ağız kokusu gibi sorunlarla sınırlı kalmıyor. Diş eti üzerinde oluşan plaklar, çürüklere, iltihaba ve diş eti çekilmelerine neden oluyor. Bu durum da bakterilerin kana karışmasına yol açarak kalp hastalıkları, diyabet ve hamilelik süreci üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir” diye konuştu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/26/i-zdo-1-095055270-1774524497-362-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>YILDA İKİ KERE MUAYENE OLUN</strong></p>

<p>Herhangi bir diş sağlığı problemi olmasa bile yılda 2 kere rutin diş muayenesinin gerekli olduğunu da belirten Diş hekimi Nurhan Çelik Demir, özellikle çocuklara küçük yaşlardan itibaren diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması gerektiğine dikkat çekti. Demir, ağız ve diş sağlığını korumanın tedavi sürecinden çok daha masrafsız ve kolay olduğunun da altını çizdi.</p>

<p>Alevi Kültür Dernekleri Bayraklı Şubesi Başkanı Ali Rıza Uysal da verdikleri değerli bilgilerden ötürü İzmir Diş Hekimleri Odası diş hekimlerine ve tüm emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 16:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/izmirde-dishekimleri-dis-sagliginin-onemine-dikkat-cekti-1774530010.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gaziantep’te ’ebe süreklilik modeli’ hayata geçiyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/gaziantepte-ebe-sureklilik-modeli-hayata-geciyor-47134</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/gaziantepte-ebe-sureklilik-modeli-hayata-geciyor-47134</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, aynı ebenin gebelikten lohusalığa kadar eşlik edeceği yeni modelle doğum korkusunun azaltılması ve sezaryen oranlarının düşürülmesinin hedeflendiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, aynı ebenin gebelikten lohusalığa kadar eşlik edeceği yeni modelle doğum korkusunun azaltılması ve sezaryen oranlarının düşürülmesinin hedeflendiğini açıkladı.</p><p><strong>GAZİANTEP (İGFA) - </strong>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Üniversitesi ve İŞKUR iş birliğiyle, Gaziantep Valiliği koordinasyonunda önemli bir sağlık projesi hayata geçiriliyor.</p>

<p>“Ebe Süreklilik Bakım Modelinin Maternal ve Neonatal Klinik Sonuçlara Etkisi” başlıklı projede, gebelikten doğum ve lohusalık sürecine kadar aynı ebenin anne adayına eşlik ettiği bir bakım modeli uygulanacak.</p>

<p>Projenin yürütücülüğünü Semra Akköz Çevik üstlenirken, çalışma kapsamında 120 gebe kadın araştırmaya dahil edilecek. Katılımcılar 60 müdahale ve 60 kontrol grubu olmak üzere ikiye ayrılacak.</p>

<p>Müdahale grubundaki gebelere 8 hafta boyunca haftada bir gün, 90 dakikalık eğitim ve danışmanlık programı sunulacak. Programda doğum süreci, nefes teknikleri, ağrı yönetimi, doğum pozisyonları, emzirme ve doğum sonrası psikolojik uyum gibi konular ele alınacak. Ayrıca aynı ebe, doğum öncesi takipten doğum anına ve lohusalık dönemine kadar süreci yakından izleyecek.</p>

<p>Projenin temel hedefi sezaryen oranlarını düşürmek olurken; doğum korkusu, doğum memnuniyeti, erken doğum oranları ve doğum sonrası depresyon gibi başlıklar da araştırılacak.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği süreklilik temelli ebe bakım modelinin, müdahaleli doğum oranlarını azaltabileceğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, projeyle her gebenin bir ebe tarafından takip edileceğini belirterek, “Anne ve bebek sağlığı bizim için çok önemli. Doğumdan sonra 6 hafta boyunca da takip süreci devam edecek” dedi. Projede ayrıca ebelik öğrencileri de aktif rol alacak. 3’üncü sınıf öğrencileri, İŞKUR üzerinden başvurarak programa dahil olabilecek ve gebelerin doğum sürecine eşlik edecek.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 16:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/gaziantepte-ebe-sureklilik-modeli-hayata-geciyor-1774443609.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O enfeksiyon göz sağlığını tehdit ediyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor-47101</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor-47101</guid>
                <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği Uvea-Behçet Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Yıldırım, Toksoplazma Gondii’nin üveitlerin en yaygın nedenlerinden biri olduğunu ve ani görme değişikliklerinde vakit kaybetmeden göz hekimine başvurulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği Uvea-Behçet Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Yıldırım, Toksoplazma Gondii’nin üveitlerin en yaygın nedenlerinden biri olduğunu ve ani görme değişikliklerinde vakit kaybetmeden göz hekimine başvurulması gerektiğini vurguladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türk Oftalmoloji Derneği Uvea-Behçet Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Yıldırım, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini enfekte eden Toksoplazma Gondii parazitinin, enfeksiyona bağlı üveitlerin en yaygın nedenlerinden biri olduğunu açıkladı. Yıldırım, enfeksiyonun kalıcı görme kaybına yol açabileceğini belirterek, ani görme değişikliklerinde acilen göz hekimine başvurmanın önemine dikkat çekti.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/25/1774349975-prof-dr-ozlem-y-ld-rm-1774427652-546-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>AZ PİŞMİŞ ET, İYİ YIKANMAMIŞ SEBZE SİZİ GÖZÜNÜZDEN EDEBİLİR</strong></p>

<p>Toksoplazma Gondii paraziti başlıca kedilerde bulunuyor ve dışkı yoluyla toprak, su ve gıdalara bulaşabiliyor. İnsanlar parazitle enfekte etlenmiş çiğ ya da az pişmiş et, yıkanmamış sebze-meyve veya kirli su ile enfekte olabiliyor. Gebelikte ilk kez enfekte olan annelerde ise parazit plasenta yoluyla bebeğe geçebilir; erken dönemde bulaşma riski düşük olsa da ciddi sonuçlara yol açabilir, gebeliğin ileri dönemlerinde ise doğumsal toksoplazmozis gelişebilir.</p>

<p>Bağışıklığı güçlü kişilerde enfeksiyon çoğunlukla belirti vermez; ancak parazit, beyin, retina ve kaslarda doku kistleri oluşturarak uzun süre pusuda kalabilir. Bu kistler aktive olduğunda, retinada geri dönüşümsüz görme kayıplarına yol açabilir. Hastaların çoğu tek gözde ani görme kaybı, bulanıklık, ışık hassasiyeti veya uçuşma şikâyetiyle başvuruyor. Tedavi edilse bile gözde kalıcı nedbe dokusu oluşabilir.</p>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, korunma yöntemleri arasında ellerin düzenli yıkanması, etlerin iyi pişirilmesi, sebze ve meyvelerin iyice yıkanması, temiz su kullanımı ve kişisel hijyenin önemine vurgu yaptı. Ayrıca gebelik dönemi taramaları ve gıda güvenliği önlemlerinin hastalığın sıklığını azaltmada kritik rol oynadığını belirtti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:30:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/o-enfeksiyon-goz-sagligini-tehdit-ediyor-1774431012.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kolon kanserine karşı ’erken teşhis’ uyarısı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kolon-kanserine-karsi-erken-teshis-uyarisi-47062</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kolon-kanserine-karsi-erken-teshis-uyarisi-47062</guid>
                <description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi, Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında vatandaşları düzenli taramaya çağırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi, Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında vatandaşları düzenli taramaya çağırdı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi, Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, kolon kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Kolorektal kanserlerin hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını belirten Mehlepçi, hastalığın erken evrede tespit edilmesi durumunda büyük ölçüde tedavi edilebildiğine dikkat çekti. Türkiye’de kolon kanserinin erkeklerde üçüncü, kadınlarda ise ikinci sırada görüldüğünü ifade eden Mehlepçi, bu durumun önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Tarama programlarının önemine değinen Mehlepçi, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 50–70 yaş aralığındaki vatandaşlara düzenli kontrol önerildiğini hatırlattı. Gaitada gizli kan testinin (GGK) basit ve ağrısız bir yöntem olduğunu belirten Mehlepçi, bu test sayesinde hastalığın belirti vermeden erken aşamada tespit edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Türkiye genelinde taramaların ücretsiz olarak yapıldığını ve hizmetlerin büyük ölçüde Aile Sağlığı Merkezleri aracılığıyla sunulduğunu ifade eden Mehlepçi, vatandaşların herhangi bir şikâyeti olmasa bile aile hekimlerine başvurarak tarama yaptırabileceğini kaydetti. GGK testinin pozitif çıkması durumunda hastaların ileri tetkik için yönlendirildiğini belirten Mehlepçi, kolonoskopi ile kesin tanı konulabildiğini ve gerekli durumlarda poliplerin alınabildiğini aktardı. Erken tanı konulan hastalarda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Öte yandan Mehlepçi, uygulamada bazı aksaklıklar yaşandığını da dile getirerek, özellikle kolonoskopi randevularındaki gecikmelere dikkat çekti. Devlet hastanelerinde yoğunluk nedeniyle randevu sürelerinin uzayabildiğini belirten Mehlepçi, bu durumun tanı sürecini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:30:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/kolon-kanserine-karsi-erken-teshis-uyarisi-1774420207.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karaciğer sağlığını tehdit eden 6 önemli faktör</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/karaciger-sagligini-tehdit-eden-6-onemli-faktor-47043</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/karaciger-sagligini-tehdit-eden-6-onemli-faktor-47043</guid>
                <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerin sessizce ilerleyen hasarlara açık olduğunu vurgulayarak, sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gereken 6 temel faktörü açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerin sessizce ilerleyen hasarlara açık olduğunu vurgulayarak, sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gereken 6 temel faktörü açıkladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Karaciğer hastalıkları, dünya genelinde her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne yol açarak küresel ölüm nedenleri arasında ilk 10’a girmeye devam ediyor.</p>

<p>Vücudun temel metabolik işlevlerini yerine getiren karaciğer, yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan atılması gibi kritik görevler üstleniyor.</p>

<p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerin sağlıklı çalışmasının uzun vadeli yaşam kalitesi için kritik olduğunu belirterek, en temel korunma yolunun sağlıklı bir kiloda kalmak olduğunu söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Yıldız, karaciğerde en sık hasara yol açan 6 faktörü ve korunma yollarını şöyle açıkladı:</p>

<p><strong>Hepatit B: </strong>Dünya genelinde en yaygın viral hepatit türü olan Hepatit B, çoğunlukla anneden bebeğe geçiyor ve kronik karaciğer hastalığı ile siroz ve karaciğer kanserine yol açabiliyor. Prof. Dr. Yıldız, Hepatit B aşısının yaşam boyu koruma sağladığını hatırlattı.</p>

<p><strong>Obezite ve Karaciğer Yağlanması: </strong>Obezite, karaciğerde “metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer” hastalığını tetikliyor. Araştırmalara göre, obezite sorunu yaşayan kişilerin yaklaşık %80’inde karaciğerde yağ birikimi görülüyor. Prof. Dr. Yıldız, sağlıklı beslenme, düzenli yürüyüş ve ideal kiloya ulaşmanın karaciğer yağlanmasını azaltmaya yardımcı olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>İlaçlar ve Bitkisel Ürünler: </strong>Bazı ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler bilinçsizce kullanıldığında karaciğerde ani iltihap ve toksik hepatite yol açabiliyor. Doktor kontrolü olmadan hiçbir ürünün kullanılmaması öneriliyor.</p>

<p><strong>Aşırı Alkol Tüketimi: </strong>Alkolün karaciğerde parçalanması sırasında oluşan toksik maddeler, zamanla yağlanma, iltihaplanma ve siroza neden olabiliyor. Haftada 2-3 kadehi aşmamak karaciğer sağlığı için kritik bulunuyor.</p>

<p><strong>Genetik Hastalıklar: </strong>Karaciğer bazı genetik bozukluklar nedeniyle enzim, reseptör veya taşıyıcı protein üretiminde sorun yaşayabiliyor. Erken tanı ve düzenli sağlık kontrolleri sayesinde çoğu genetik hastalık ilaçla kontrol altına alınabiliyor.</p>

<p><strong>Otoimmün Hastalıklar: </strong>Otoimmün hepatit ve primer biliyer kolanjit gibi hastalıklar, genetik yatkınlığı olan kişilerde enfeksiyon ve ilaç tetiklemeleri ile ortaya çıkabiliyor. Prof. Dr. Yıldız, ailede otoimmün karaciğer hastalığı öyküsü olanların düzenli takip edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 17:30:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/karaciger-sagligini-tehdit-eden-6-onemli-faktor-1774362612.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Katarakt sadece yaşlıların kapısını çalmıyor!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/katarakt-sadece-yaslilarin-kapisini-calmiyor-47014</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/katarakt-sadece-yaslilarin-kapisini-calmiyor-47014</guid>
                <description><![CDATA[Genel olarak yaşlanmanın doğal bir parçası olarak kabul edilen katarakt, son yıllarda tıp dünyasında şaşırtan bir değişimle gündemde. Doğal göz merceğinin saydamlığını yitirerek görmenin bulanıklaşmasıyla ortaya çıkan bu tablo, artık sadece yaşlıların kapısını çalmıyor; 30’lu ve 40’lı yaşlarda birçok kişi de göz hekimlerine başvuruyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genel olarak yaşlanmanın doğal bir parçası olarak kabul edilen katarakt, son yıllarda tıp dünyasında şaşırtan bir değişimle gündemde. Doğal göz merceğinin saydamlığını yitirerek görmenin bulanıklaşmasıyla ortaya çıkan bu tablo, artık sadece yaşlıların kapısını çalmıyor; 30’lu ve 40’lı yaşlarda birçok kişi de göz hekimlerine başvuruyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Genellikle 50 yaşından sonra görmeye alışkın olduğumuz katarakt, artık gençlerin de görme kalitesini tehdit ediyor.</p>

<p>Prof. Dr. Kadriye Ufuk Elgin erken yaşta kataraktın en önemli nedeninin genetik miras olduğunu belirterek, “Eğer kişinin aile öyküsünde, özellikle birinci derece akrabalarında katarakt gelişimi varsa, bu durum bireyin mercek yapısının çok daha erken yaşlarda bozulmasına zemin hazırlıyor.” dedi.  Genetik kadar modern dünyanın beraberinde getirdiği kronik sağlık sorunlarının da kataraktı yine erken yaşlarda tetikleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Elgin, “Kontrolsüz seyreden diyabet, yüksek tansiyon, obezite ve göz içi basıncı katarakt sürecini hızla öne çekiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ÇOCUKLUKTAKİ GÖZ KAZALARI KATARAKTI TETİKLİYOR</strong></p>

<p>Erken kataraktta bir diğer sebep ise göz travmaları.</p>

<p>Prof. Dr. Elgin, küçük yaşlarda yaşanan spor yaralanmaları veya kazalar sonucunda göze alınan sert darbelerin etkisinin yıllar sonra katarakt olarak ortaya çıkabileceğine işaret ediyor. Ayrıca ultraviyole ışınlarının etkisi ve sigara kullanımı genç yaştaki kataraktın "gizli suçluları” arasında yer aldığını söylüyor.</p>

<p><strong>GENÇ YAŞTA KATARAKT NASIL ÖNLENİR?</strong></p>

<p>Prof. Dr. Elgin, erken başlangıçlı katarakttan korunmak için UV ışınlarını engelleyen güneş gözlüğü takmak, sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak, diyabeti kontrol altında tutmak ve antioksidanlar açısından zengin bir beslenmenin faydalı olacağını söylüyor. Hem katarakt hem de diğer teşhis edilmemiş göz hastalıkları için düzenli göz muayenesinin öneminin altını çizdi.. Kataraktın ilaçla tedavisinin mümkün olmadığını söyleyen Prof. Dr. Elgin, “Kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat genellikle damla anestezisi ile yapılır. Gerekli durumlarda sedasyon veya genel anestezi uygulanabilir. Hasta, ameliyattan sonra aynı gün taburcu edilebilir ve ertesi gün sosyal yaşantısına dönebilir. Kataraktın tedavisinde uzun yıllardır fakoemülsifikasyon yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntemde ses dalgaları (Ultrasound) ile kataraktlı lens göz içinde parçalanıp dışarı alınır ve yerine yeni bir mercek yerleştirilir” diye konuştu.</p>

<p>Son yıllarda klasik tek odaklı merceklerin yerini çok odaklı premium (akıllı) göz içi lenslerin de tedavide öne çıktığını aktaran Prof. Dr. Elgin, bu mercekler sayesinde hastalar hem katarakttan kurtuluyor hem de diğer kırma kusurlarının tedavi edilmesiyle net bir görüşe kavuşabildiğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 15:00:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/katarakt-sadece-yaslilarin-kapisini-calmiyor-1774353612.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dijital çağ el ve bilek sağlığını tehdit ediyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/dijital-cag-el-ve-bilek-sagligini-tehdit-ediyor-46994</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/dijital-cag-el-ve-bilek-sagligini-tehdit-ediyor-46994</guid>
                <description><![CDATA[Akıllı telefonların ağırlaşması, ekranların büyümesi ve bilgisayar mouselarının yoğun kullanımı, el ve bilek sağlığında kalıcı hasarlara yol açıyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle telefonu serçe parmakla alttan destekleyerek tutmanın ve saatlerce ekran kaydırmanın karpal tünel ile ulnar sinir üzerinde ciddi baskılar oluşturduğunu belirterek, “Sinir hasarı başladığında geri dönüş çok daha zor bir sürece giriyoruz” uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Akıllı telefonların ağırlaşması, ekranların büyümesi ve bilgisayar mouselarının yoğun kullanımı, el ve bilek sağlığında kalıcı hasarlara yol açıyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle telefonu serçe parmakla alttan destekleyerek tutmanın ve saatlerce ekran kaydırmanın karpal tünel ile ulnar sinir üzerinde ciddi baskılar oluşturduğunu belirterek, “Sinir hasarı başladığında geri dönüş çok daha zor bir sürece giriyoruz” uyarısında bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Akıllı telefonların ağırlaşması ve ekranların büyümesiyle birlikte gelişen tutuş alışkanlıkları, yeni nesil bir deformasyonu da beraberinde getirdi.</p>

<p>Telefonu alttan serçe parmakla desteklemek, bu küçük parmağın eklemlerine aşırı yük binmesine ve el ayasından geçen sinirlerin sıkışmasına neden oluyor.</p>

<p>Sadece tutuş değil, başparmakla yapılan sürekli kaydırma hareketinin de el bileğindeki karpal tünel bölgesinde enflamasyona yol açabildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bu durum, geceleri artan uyuşukluk, el ayasında yanma ve ilerleyen dönemlerde nesneleri tutamama yani güç kaybı ile kendini gösteriyor” dedi.</p>

<p><b>MOUSE DOĞRU KULLANILMIYOR</b></p>

<p>Gençler ve oyunseverler arasında yaygınlaşan bir diğer sorunun ise hatalı mouse kullanımı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bileğin sürekli masa kenarına veya sert bir yüzeye baskı yapması sinir iletimini kesintiye uğratıyor. Bileğin masaya temas ettiği noktada oluşan sürekli basınç Karpal Tünel Sendromu"nun yanı sıra dirsek bölgesindeki sinirleri etkileyen "Kübital Tünel Sendromu"nu da tetikliyor” uyarısında bulundu.</p>

<p><b>EV HANIMLARI VE GASTRONOMİ ÇALIŞANLARI DA RİSK ALTINDA</b></p>

<p>Sinir sıkışmasının sadece teknolojiyle de sınırlı dolmadığını, mutfakta sürekli sebze doğramak, elde çamaşır sıkmak, bezle yer silmek veya saatlerce örgü örmek gibi tekrarlayan hareketlerin tendonların şişmesine neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bu şişlik, dar bir kanaldan geçen sinirleri baskılayarak şiddetli ağrılara yol açıyor. Özellikle ev hanımları ve gastronomi çalışanları bu sinsi tehlikenin odak noktasında yer alıyor” dedi.</p>

<p><b>KARINCALANMA VE ELEKTRİK HİSSİ DİKKATE ALINMALI</b></p>

<p>Özellikle elin ilk üç parmağı olan baş, işaret ve orta parmakta yoğunlaşan karıncalanma ve uyuşma hissi, sinirler üzerindeki baskının sinir sıkışmasının habercisi olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Buna ek olarak, sabahları uyandığınızda ellerde hissedilen sertlik ve parmakların tam kapatılamamasına neden olan yalancı şişlik hissi de dikkat edilmesi gereken bulgular arasında yer alıyor. Günlük rutin sırasında bardak veya kalem gibi hafif nesnelerin istemsizce elden düşürülmesi, sinir hasarının ince motor becerilerini etkilemeye başladığını gösterir. Bu tabloya zaman zaman bilekten başlayıp kola kadar yayılan ani elektrik çarpması hissi de eşlik edebilir. En karakteristik belirtilerden biri ise geceleri artan ağrılar nedeniyle uykudan uyanmak ve rahatlamak için elleri sallama ihtiyacı duyulmasıdır. Bu şikayetlerin süreklilik kazanması, el sağlığının korunması adına uzman bir görüşe başvurulması gerektiğini işaret eder” diye konuştu.</p>

<p>Erken evrede bileği nötr pozisyonda tutan ateller kullanmanın sinir üzerindeki baskıyı azaltabildiğini söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “İlaç tedavisiyle geçmeyen durumlarda sinir çevresindeki ödemi dağıtacak fizik tedavi uygulamaları ve lokal enjeksiyonlar devreye girer. Eğer sinir hasarı ilerlemişse ve kas erimesi başlamışsa, yaklaşık 15-20 dakika süren lokal anestezi altındaki küçük bir cerrahi müdahale ile sıkışan kanal açılır” dedi.</p>

<p><b>KALICI SİNİR HASARINI ÖNLEMENİN 3 YOLU</b></p>

<p><b> 1. Tutuş alışkanlığınızı değiştirin:</b> Telefonu serçe parmağınızla alttan desteklemek yerine, iki elinizle tutmaya veya bir telefon tutucu kullanmaya özen gösterin.</p>

<p><b>2. Ergonomik ekipman seçin:</b> Mouse kullanırken bilek desteği olan pedler tercih edilmeli, bilek ile masa kenarı arasındaki temas kesilmeli.</p>

<p><b>3. "Dijital Mola" verin:</b> Her 20 dakikada bir el ve bilek egzersizleri yapın. Parmakları geriye doğru esnetmek kan dolaşımını rahatlatır.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 13:00:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/dijital-cag-el-ve-bilek-sagligini-tehdit-ediyor-1774346413.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bornova’da kadınlar deneyimlerini paylaştı, uzmanlar endometriozisi anlattı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bornovada-kadinlar-deneyimlerini-paylasti-uzmanlar-endometriozisi-anlatti-46866</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bornovada-kadinlar-deneyimlerini-paylasti-uzmanlar-endometriozisi-anlatti-46866</guid>
                <description><![CDATA[İzmir'de Bornova Belediyesi, 1–31 Mart Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde “Adet Sancısı Adetten Değildir!” sloganıyla “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi” başlıklı bir etkinlik düzenledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de Bornova Belediyesi, 1–31 Mart Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde “Adet Sancısı Adetten Değildir!” sloganıyla “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi” başlıklı bir etkinlik düzenledi.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong> İzmir'in Bornova ilçesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müjde Canday’ın konuşmacı olduğu söyleşide, endometriozis hastalığı hakkında bilgilendirme yapılırken, hastalığı yaşayan kadınlar da deneyimlerini paylaşarak farkındalık oluşturdu.</p>

<p><strong>“ÇİKOLATA KİSTİ KRONİK BİR HASTALIKTIR”</strong></p>

<p>Söyleşide konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Müjde Canday, halk arasında “çikolata kisti” olarak da bilinen Endometriozisin, rahim içini döşeyen dokuya benzer hücrelerin rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu söyledi. Canday, hastalığın en sık 30’lu ve 40’lı yaşlardaki kadınlarda görüldüğünü belirterek, her kadında aynı belirtilerin ortaya çıkmadığını vurguladı. Bazı kadınların hiçbir şikâyet yaşamayabileceğini, bazı kadınların ise günlük yaşamı zorlaştıran şiddetli ağrılar yaşayabildiğini ifade etti.</p>

<p>Endometriozisin; şiddetli pelvik ağrı, ağrılı cinsel ilişki, karında gaz ve şişkinlik gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Doç. Dr. Canday, tedavi edilmediğinde gebe kalmayı zorlaştırabileceğini, ancak düzenli kontroller ve kişiye özel tedavi yöntemleriyle hastalığın etkilerinin kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>EN SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER</strong></p>

<p>Müjde Canday, endometriozisin en yaygın belirtilerini; zamanla artan adet sancısı, alt karın ve bel bölgesinde kronik ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, adet döneminde bağırsak veya idrar yaparken ağrı, şişkinlik, kabızlık veya ishal ve kısırlık (infertilite) olarak sıraladı.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/23/yzc-6794-2-1774250630-502-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Endometriozisi tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmadığını belirten Canday, ancak çeşitli yöntemlerle belirtilerin kontrol altına alınabildiğini ifade etti. Tedavi sürecinde hormonal tedaviler, ağrı kontrolüne yönelik uygulamalar, gerekli durumlarda cerrahi müdahale ve hekim önerisiyle destekleyici tedavi yöntemleri uygulanabileceğini söyleyen Müjde Canday, hastalığın yönetiminde erken tanı ve düzenli doktor kontrolünün büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>KADINLAR SÖYLEŞİNİN ARDINDAN YEŞİLOVA HÖYÜĞÜ’NÜ GEZDİ</strong></p>

<p>Söyleşinin ardından katılımcılar, rehber eşliğinde İzmir’in bilinen tarihini 8 bin 500 yıl öncesine dayandıran kazıların yapıldığı Yeşilova Höyüğü ve ziyaretçi merkezini gezdi. Program kapsamında düzenlenen çömlek yapım atölyesine de katılan kadınlar hem bilgi edindi hem de keyifli bir gün geçirdi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 11:00:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/bornovada-kadinlar-deneyimlerini-paylasti-uzmanlar-endometriozisi-anlatti-1774252813.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Günlük 1 gram daha az tuz, hayat kurtarabilir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir-46847</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir-46847</guid>
                <description><![CDATA[Fazla tuz tüketiminin, sadece tansiyonu etkilemediğini belirten uzmanlar, bu tüketimin kilo kontrolünü ve motivasyonu da etkileyebildiğine dikkati çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fazla tuz tüketiminin, sadece tansiyonu etkilemediğini belirten uzmanlar, bu tüketimin kilo kontrolünü ve motivasyonu da etkileyebildiğine dikkati çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Diyetisyen Hülya Yiğit İspiroğlu, fazla tuz tüketiminin kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığına dikkat çekti. İspiroğlu, tuzun vücut için gerekli bir mineral olduğunu ancak fazlasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, sinir iletimi, kas kasılması ve sıvı dengesi gibi temel işlevlerde rol oynayan tuzun, aşırı tüketildiğinde özellikle hipertansiyon, kalp-damar ve böbrek hastalıkları riskini artırdığı vurgulandı.</p>

<p>Yapılan araştırmalara göre günlük tuz tüketiminde sadece 1 gramlık azalmanın bile toplum genelinde inme ve kalp hastalıkları riskinde önemli düşüş sağladığını belirten İspiroğlu, küçük değişikliklerin büyük etkiler yaratabileceğini ifade etti.</p>

<p>Fazla tuz tüketiminin büyük kısmının sofrada eklenen tuzdan değil, farkında olmadan tüketilen gıdalardan geldiğini belirten İspiroğlu; ekmek, beyaz peynir, zeytin, turşu ve işlenmiş et ürünlerinin yanı sıra paketli gıdaların günlük sodyum alımını ciddi şekilde artırdığını söyledi. Yüksek sodyumun vücutta su tutulmasına yol açarak ödem oluşturabileceğini dile getiren İspiroğlu, bunun tartıda ani kilo artışı şeklinde görülebileceğini ancak doğrudan yağ artışı anlamına gelmediğini kaydetti.</p>

<p><strong>“TUZ ALIŞKANLIĞI ÖĞRENİLİR”</strong></p>

<p>Tuzlu beslenmenin genetikten çok alışkanlıklarla ilgili olduğunu vurgulayan İspiroğlu, çocukluk döneminden itibaren edinilen beslenme alışkanlıklarının belirleyici olduğunu ifade etti. Bu nedenle damak tadının değiştirilebileceğini belirtti.</p>

<p>Tuz tüketimini azaltmak isteyenler için ani kesintiler yerine kademeli azaltım öneren İspiroğlu, damak tadının 2–4 hafta içinde uyum sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün günlük tuz tüketimi için 5 gramın altını önerdiğini hatırlatan İspiroğlu, Türkiye’de bu miktarın yaklaşık iki katına ulaştığını ifade ederek, yemeklerde tuz kullanımını azaltmak için sofraya tuzluk koymamak, etiket okumak ve yemeklere tuzu son aşamada eklemek gibi pratik önerilerde bulunan İspiroğlu; limon, sirke, sarımsak ve baharatların lezzet artırıcı alternatifler olduğunu kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 09:30:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir-1774247412.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda tatlı uyarısı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bayramda-tatli-uyarisi-46665</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bayramda-tatli-uyarisi-46665</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Anne Şehir Merkezi Diyetisyeni Nefise Erdem, Ramazan Bayramı öncesinde sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda önemli tavsiyelerde bulundu. Erdem, “Ramazan Bayramı’nda artan tatlı ve hamur işi tüketimine dikkat etmeliyiz. İkram porsiyonlarını mümkün olduğunca küçük tutmalıyız” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Anne Şehir Merkezi Diyetisyeni Nefise Erdem, Ramazan Bayramı öncesinde sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda önemli tavsiyelerde bulundu. Erdem, “Ramazan Bayramı’nda artan tatlı ve hamur işi tüketimine dikkat etmeliyiz. İkram porsiyonlarını mümkün olduğunca küçük tutmalıyız” dedi.</p><p>KOCAELİ (İGFA) - Ramazan Bayramı’nda beslenme düzeninde ani değişikliklerin sindirim sistemini zorlayabileceğine dikkat çeken Büyükşehir Belediyesi Diyetisyeni Nefise Erdem, Ramazan boyunca azalan öğün sayısını bir anda artırmamak gerektiğini belirtti. Erdem, “Güne hafif ve dengeli bir kahvaltıyla başlamanın sindirim sistemine yardımcı olacaktır. Uzun süreli açlık sonrası metabolizmayı yormamamız gerekiyor. Öğünlerimizde ise kızartmalar yerine haşlama ve fırın yemeklerini tercih etmeliyiz. Öğünlerimizde ayrıca dengeli ve yeterli olacak şekilde taze sebze, meyve, sağlıklı yağlara, kaliteli proteinlere yer vermeliyiz” dedi.</p>

<p><b>“İKRAM PORSİYONLARINI KÜÇÜK TUTMALIYIZ”</b></p>

<p>Sahur alışkanlığının gece yeme alışkanlığına dönüşmemesi gerektiğini belirten Erdem, “Vücudumuz sahurdan dolayı bir alışkanlık kazanabilir. Bu alışkanlığımız gece yeme alışkanlığına dönüşmemeli. Uyumadan en az 3-4 saat önce besin alımını sınırlandırmalıyız. Bayramda ayrıca artan tatlı ve hamur işi tüketimine dikkat etmeliyiz. İkram porsiyonlarını mümkün olduğunca küçük tutmalıyız” açıklamasında bulundu.</p>

<p><b>“GÜNDE 2-3 LİTRE SU TÜKETİLMELİ”</b></p>

<p>Ramazan boyunca değişen öğün saatlerinin bayramla birlikte normale dönmesi gerektiğini belirten Erdem, “Kahvaltı atlanmamalı, gün içinde 3 ana öğün ve ara öğünler tercih edilmelidir. Ramazan sonrası vücudun yeniden su dengesini sağlaması için günlük en az 2- 3 litre su içilmesi gerekiyor. Bunun yanında bayram ziyaretleri sırasında kısa yürüyüşler yapmak, sindirimi destekler ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Kan şekerimizi hızlı yükselten gazlı içeceklerden uzak durmalıyız” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 09:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/bayramda-tatli-uyarisi-1773988208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda yapışkan yumuşak şekerlere dikkat!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bayramda-yapiskan-yumusak-sekerlere-dikkat-46612</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bayramda-yapiskan-yumusak-sekerlere-dikkat-46612</guid>
                <description><![CDATA[Bayram ziyaretleriyle birlikte özellikle çocuklar tarafından tüketilen şeker ve tatlı miktarı artarken, bu durum diş sağlığı açısından bazı riskler doğurabiliyor. Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubunun 6-12 yaş olduğuna dikkat çeken uzmanlar, ağızda uzun süre kalan yapışkan şekerlerden uzak durulmasını istedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram ziyaretleriyle birlikte özellikle çocuklar tarafından tüketilen şeker ve tatlı miktarı artarken, bu durum diş sağlığı açısından bazı riskler doğurabiliyor. Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubunun 6-12 yaş olduğuna dikkat çeken uzmanlar, ağızda uzun süre kalan yapışkan şekerlerden uzak durulmasını istedi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocukların diş yapısı yetişkinlere göre daha hassas olduğu için şekerli yiyeceklerden daha hızlı etkilenebileceğini belirten Diş Hekimi Elanur Kök, tatlılar arasında dişler için en riskli olanların lokum, karamelli şeker ve jelibon gibi ağızda uzun süre kalan yapışkan şekerler olduğunu belirterek, çikolatanın daha kısa sürede eridiği için nispeten daha az riskli sayıldığını söyledi.</p>

<p>Çocukların dişlerinin dış tabakası olan mine yetişkinlere göre daha ince, iç kısmı olan dentin ise daha yumuşak olduğuna dikkati çeken Kök, "Bu yapı nedeniyle şekerli yiyecekler çocuk dişlerinde daha hızlı etki gösterebilir ve çürük oluşma ihtimali artabilir. Ayrıca çocukların ağız hijyeni alışkanlıkları henüz tam oturmadığı için diş yüzeyinde kalan şeker, bakteriler için uygun bir ortam oluşturabilir. Bu nedenle aynı miktarda şeker tüketildiğinde yetişkin dişleri daha dayanıklı kalabilirken çocuk dişleri daha hızlı zarar görebilir” diye konuştu.</p>

<p><img height="767" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/19/1773904496-asm-elanurkok-gorseli-1773913997-988-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>FLORÜRLÜ DİŞ MACUNU KULLANILMALI</strong></p>

<p>Bayramda artan tatlı tüketimine dikkat çeken Kök, 3-4 günlük bayram sürecinde yoğun tatlı tüketimi tek başına hemen çürük oluşturmayacağını belirterek, "Çürük gelişimi genellikle haftalar veya aylar içinde başlar. Ancak tatlılardan sonra dişler fırçalanmaz ve şeker ağızda uzun süre kalırsa çürük riski artar. Bayramda çocukların dişlerini korumak için ailelerin dikkat etmesi gerekenler; çocukların tatlılardan sonra ağzını suyla çalkalamasını sağlamak, günde en az iki kez özellikle yatmadan önce dişlerini fırçalatmak, tatlıları ana öğünlerle birlikte vermek, gece şeker vermekten kaçınmak, florürlü diş macunu kullanmak ve yapışkan şekerleri sınırlamak olarak sıralanabilir” diye konuştu.</p>

<p>Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubu 6-12 yaş arasındaki çocukları olduğunu vurgulayan Diş Hekimi Elanur Kök, "Bu dönemde hem süt hem de kalıcı dişler bulunur ve kalıcı dişler yeni çıkmaya başladığı için yapıları daha hassas olabilir. Ortodontik tedavi gören veya daha önce çürük geçmişi olan çocuklarda da çürük gelişme riski daha yüksek olabilir. Ayrıca çocukların tatlıyı ödül gibi bir alışkanlık haline getirmemesi önemlidir" dedi.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 13:30:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/bayramda-yapiskan-yumusak-sekerlere-dikkat-1773916212.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Down sendromu hakkında bilinmesi gerekenler</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-46381</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-46381</guid>
                <description><![CDATA[Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun genetik bir farklılık olduğunu, erken tanının ve doğru eğitim ile destekleyici müdahalelerin yaşam kalitesini artırdığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun genetik bir farklılık olduğunu, erken tanının ve doğru eğitim ile destekleyici müdahalelerin yaşam kalitesini artırdığını vurguladı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Çocuk Alerjisi ve Çocuk İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun en sık görülen genetik farklılık olduğunu belirterek, bu durumun normalde 46 olması gereken kromozom sayısının 47’ye çıkmasıyla oluştuğunu açıkladı.</p>

<p>Fazladan 21’inci kromozomun varlığının vücudun ve beynin gelişimini etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Arıkan, “Down sendromu anne ya da babanın yaptığı bir şeyden kaynaklanmaz; tamamen rastgele oluşan genetik bir olaydır. En önemli risk faktörü ise ileri anne yaşıdır” dedi.</p>

<p>Her 800 doğumda bir görülen Down sendromu, Türkiye’de yılda yaklaşık bin 500 bebeği etkiliyor. Prof. Dr. Arıkan, gebelikte uygulanan tarama testleri ve kesin tanı testleriyle erken teşhisin mümkün olduğunu söyledi. “Erken tanı, ailelerin bilinçli karar alabilmesini ve doğumdan hemen sonra uygulanacak erken müdahale programlarına başlanmasını sağlar” dedi. Down sendromunun tamamen ortadan kaldıran bir tedavi olmadığını belirten Arıkan, ancak kapsamlı destek ve müdahale ile bireylerin sağlıklı ve bağımsız yaşam sürdürebileceğini ifade etti. İleri anne yaşı, ailede daha önce Down sendromlu bir çocuğun varlığı ve translokasyon tipleri en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Arıkan, Down sendromlu bireylerin fiziksel ve gelişimsel farklılıklarının kişiden kişiye değiştiğini belirtti. Kaslarda gevşeklik, basık yüz ve burun yapısı, yukarı eğimli gözler, kısa parmaklar ve ensede fazla deri gibi doğumda görülebilen özelliklerin yanı sıra, dil gelişimi, motor beceriler ve sosyal uyumda da farklılıklar yaşanabileceğini vurguladı.</p>

<p>Sağlık takibinin kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Arıkan, kalp hastalıkları, görme ve işitme sorunları, hormonal problemler, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve bağışıklık sorunlarının daha sık görülebileceğini belirtti. Düzenli kontroller ve erken müdahale ile bu sorunların yönetilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Eğitim sürecinin doğumdan itibaren başlaması gerektiğini söyleyen Arıkan, “Erken müdahale programları, Down sendromlu çocukların potansiyellerini en üst düzeye çıkarır. Kaynaştırma ve bütünleştirme eğitimi sosyal ve akademik gelişim açısından son derece önemlidir” dedi.</p>

<p>Toplumda Down sendromuna dair yanlış inanışların bulunduğunu belirten Arıkan, “Down sendromlu bireyler doğru eğitim ve destekle öğrenebilir, meslek sahibi olabilir ve topluma katılabilirler. Yaşam süresi de tıptaki gelişmeler sayesinde ortalama 60 yılın üzerine çıktı” dedi. Prof. Dr. Arıkan, doğru bilgilendirme ve kapsayıcı bir yaklaşımın, Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmada kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 15:30:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-1773750616.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kolon kanserinde yaş sınırı düşüyor!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kolon-kanserinde-yas-siniri-dusuyor-46162</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kolon-kanserinde-yas-siniri-dusuyor-46162</guid>
                <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, 1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında, kolon kanserinde yaş sınırının giderek düştüğünü, erken tanı ve düzenli taramaların hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, 1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında, kolon kanserinde yaş sınırının giderek düştüğünü, erken tanı ve düzenli taramaların hayati önem taşıdığını söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong>Stresin kolon sağlığı üzerinde önemli etkileri olabildiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, yoğun stresin bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirebildiği gibi aynı zamanda bağırsak düzenini etkileyerek bağırsak florasında değişikliklere yol açabilediğini söyledi.</p>

<p>Özellikle konserve ve tütsülenmiş gıdalar, aşırı yağlı beslenme ve fazla kırmızı et tüketimi de bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, bu nedenle dengeli beslenmenin yanı sıra sigara ve alkolden uzak durmak, düzenli hareket etmek ve stresi mümkün olduğunca azaltmak kolon kanserine karşı alınabilecek önemli önlemler arasında yer aldığını kaydetti.</p>

<p>Günümüzde kolon kanseri taramaları için önerilen yaşın 50’den 40’a düştüğünün altını çizen Atalay, “Kolon kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı poliplerden gelişiyor. Polipten kansere giden süreç genellikle 5 ila 10 yıl sürebiliyor. Bu bizim için çok önemli bir bilgi. Çünkü birçok kanserde hastalığın nasıl geliştiği net olarak bilinmezken kolon kanserinde süreç daha öngörülebilir. Kolonoskopi ile erken dönemde yapılan taramalar ve poliplerin temizlenmesi, kanser gelişimini önlemede önemli bir fırsat sunuyor” dedi.</p>

<p><strong>ERKEN TANI İLE KEMOTERAPİYE BİLE GEREK KALMAYABİLİR</strong></p>

<p>Kolon kanserinde erken dönemde genellikle belirti görülmediğini vurgulayan Atalay, “Hastalar çoğunlukla karın ağrısı, şişkinlik, makattan kanama, kilo kaybı ve kansızlık gibi şikâyetlerle bize başvuruyor. Ancak bu belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoğu zaman ilerlemiş oluyor. Oysa kolon kanseri erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksek. Erken dönemde yapılan cerrahi çoğu zaman yeterli oluyor hatta kemoterapi ya da radyoterapi gibi ek tedavilere ihtiyaç duyulmayabiliyor. Ayrıca hastalıktan tamamen kurtulma ihtimali yüksek, tekrarlama riski de daha düşük seyrediyor” dedi.</p>

<p>Kolon kanserinde ameliyatın tedavide önemli bir rolü olduğunu dile getiren Prof. Dr. Vafi Atalay, geç evrede bile cerrahi ile tamamen iyileşme sağlanabileceğini ve bu yüzden hastaların tedaviyi reddetmemesi çok kıymetli olduğunu söyledi.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 18:00:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/kolon-kanserinde-yas-siniri-dusuyor-1773586806.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Birlik ve Dayanışma’dan sağlık sistemi eleştirisi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/birlik-ve-dayanismadan-saglik-sistemi-elestirisi-46108</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/birlik-ve-dayanismadan-saglik-sistemi-elestirisi-46108</guid>
                <description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası üyeleri 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret ederek çelenk bıraktı. Sendika Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekerek sağlık sistemine ilişkin eleştirilerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası üyeleri 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret ederek çelenk bıraktı. Sendika Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekerek sağlık sistemine ilişkin eleştirilerde bulundu.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Birlik ve Dayanışma Sendikası üyeleri, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında Anıtkabir’i ziyaret ederek çelenk bıraktı. Aile hekimleri, ebe, hemşire ve sağlık çalışanlarının katıldığı ziyarette sendika üyeleri Ata’nın huzuruna çıktı.</p>

<p>Ziyaret sırasında Sendika Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi, anı defterine Aile Sağlığı Merkezi çalışanları adına bir mesaj yazdı. Mesajında, sağlık çalışanlarının bilim, vicdan ve toplumsal sorumluluk ilkeleri doğrultusunda görevlerini sürdürme kararlılığını vurgulayan Mehlepçi, Cumhuriyetin temel değerlerine bağlılıklarını ifade etti.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/15/1000656729-1773551756-892-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Program kapsamında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yapan Mehlepçi, 14 Mart’ın yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda sağlık çalışanlarının sorunlarının dile getirildiği önemli bir gün olduğunu söyledi. Aynı tarihin sendikanın kuruluş yıl dönümüne de denk geldiğini belirten Mehlepçi, sağlık emekçilerinin birlik ve dayanışma içinde mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/15/1000658083-1773551740-547-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“PEMBE TABLOLAR İLE SAHADAKİ GERÇEKLER UYUŞMUYOR”</strong></p>

<p>Son yıllarda sağlık sistemiyle ilgili kamuoyuna başarı hikâyeleri anlatıldığını dile getiren Mehlepçi, sahada çalışan sağlık emekçilerinin yaşadığı gerçeklerin bu tabloyla örtüşmediğini savundu. Sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı sorunların artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını belirten Mehlepçi, “Artık sahadaki gerçeklerin konuşulması gerekiyor” dedi.</p>

<p>HPV aşısının ulusal aşı programına alınmasına yönelik verilen sözlerin henüz hayata geçirilmediğini söyleyen Mehlepçi, vatandaşların bu aşıya yüksek ücretler ödeyerek ulaşabildiğini ifade etti. Aile sağlığı merkezlerinin fiziki koşullarına ilişkin sorunların da devam ettiğini belirten Mehlepçi, özellikle deprem bölgesinde görev yapan sağlık çalışanlarının hâlâ zor şartlar altında hizmet verdiğini dile getirdi.</p>

<p>Sağlık çalışanlarından kısa muayene süreleri içinde çok sayıda hastaya bakmalarının beklendiğini ifade eden Mehlepçi, artan iş yüküne ve performans kriterlerine bağlı kesintilere de dikkat çekti.</p>

<p><strong>RANDEVU KRİZİ VE BÜROKRATİK YÜK</strong></p>

<p>Hastanelerde randevu bulma sorununun hem vatandaşlar hem de sağlık çalışanları üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Mehlepçi, kronik hastalıkların takibi ve veri girişleri nedeniyle sağlık çalışanlarının yoğun bir bürokratik yük altında kaldığını söyledi. Mehlepçi, sağlık çalışanlarının günün önemli bölümünü bilgisayar başında veri girişi yaparak geçirmek zorunda kaldığını belirtti.</p>

<p>Sağlıkta şiddetin hâlâ ciddi bir sorun olduğunu vurgulayan Mehlepçi, sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda görev yapabilmesi için daha güçlü ve kalıcı önlemler alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği için sağlık çalışanlarının emeğine saygı gösterilmesi gerektiğini belirten Mehlepçi, sağlık hizmetinin propaganda ile değil gerçekçi politikalarla güçlendirilebileceğini ifade etti.</p>

<p><img height="346" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/15/1000657345-1773551717-161-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>2025 YILI RAPORU AÇIKLANDI</strong></p>

<p>Sendika ayrıca 2025 yılına ilişkin hazırladığı raporu da kamuoyuyla paylaştı. Raporda sağlıkta şiddet, özlük hakları, disiplin uygulamaları, fiziki ve teknik donanım eksiklikleri, görev tanımı ve ücretlendirme gibi birçok başlıkta yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri yer aldı.</p>

<p>Raporda, daha iyi bir aile hekimliği sistemi için toplum yönelimli ve bütüncül bir yaklaşımla birinci basamak sağlık hizmetlerinin yeniden yapılandırılması gerektiği vurgulandı. Ayrıca sahada görev yapan hekim, ebe ve hemşirelerin görüş ve deneyimlerinin sağlık politikalarının oluşturulmasında dikkate alınması gerektiği ifade edildi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:30:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/birlik-ve-dayanismadan-saglik-sistemi-elestirisi-1773559807.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Şadi Özdemir’den sağlık çalışanlarına teşekkür</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/baskan-sadi-ozdemirden-saglik-calisanlarina-tesekkur-46074</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/baskan-sadi-ozdemirden-saglik-calisanlarina-tesekkur-46074</guid>
                <description><![CDATA[Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Çocukların Gözünden 14 Mart Tıp Bayramı” etkinliğinde gençlerle ve çocuklarla bir araya geldi. Kendi hastalığını nasıl atlattığını anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Öncelikle hekimlere güvenmeliyiz. Onlara hepimizin çok teşekkür etmesi lazım. En zor durumlarda her zaman hekimlerimiz, hemşirelerimiz aslında sağlık çalışanları bizleri ayakta tutuyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Çocukların Gözünden 14 Mart Tıp Bayramı” etkinliğinde gençlerle ve çocuklarla bir araya geldi. Kendi hastalığını nasıl atlattığını anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Öncelikle hekimlere güvenmeliyiz. Onlara hepimizin çok teşekkür etmesi lazım. En zor durumlarda her zaman hekimlerimiz, hemşirelerimiz aslında sağlık çalışanları bizleri ayakta tutuyor” dedi.</p><p align="left">BURSA (İGFA) - Nilüfer Belediyesi Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen etkinliğe ev sahipliği yaptı. “Çocukların Gözünden 14 Mart Tıp Bayramı” etkinliğine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, hekimler ve çocuklar katıldı. Etkinlikte çocuklar, hekimlere “asistan” olarak eşlik etti. Merak ettikleri soruları soran çocuklar, aynı zamanda kendi yaşamlarından kesitler paylaştı. Etkinlik kapsamında; Prof. Dr. Yeşim Uncu, Prof. Dr. Murat Çaycı, Doç. Dr. Selin Aktürk Esen, Uzm. Dr. Merve Dede Akpınar ve Uzm. Dr. Kamuran Çelik, hem küçük asistanların hem de izleyici öğrencilerin sorularını yanıtladı.</p>

<p align="left"><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/14/tip-bayrami-etkinlik-1-1773486113-458-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p align="left">“MOTİVASYON YÜKSEK OLMALI”</p>

<p align="left">Başkan Şadi Özdemir, burada yaptığı konuşmada, sağlık problemleri sürecindeki deneyimlerini paylaştı. Pankreas kanserini atlattığını hatırlatan Şadi Özdemir, hastalığı atlatmasının ardından, aynı rahatsızlığa yakalanan kişilerle daha çok bir araya geldiğini anlattı. Başkan Şadi Özdemir, “Kim pankreas kanseri olursa onun psikolojik desteğini üstleniyorum. Onlarla oturuyorum. Telefonla görüşüyorum. Bazılarıyla yüz yüze görüşüyoruz. Aslında kanser atlatılabilir bir hastalık. Motivasyon ve moral yüksek olmalı” diye konuştu.</p>

<p align="left"><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/14/tip-bayrami-etkinlik-8-1773486122-509-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p align="left">“HEKİMLERE GÜVENİN”</p>

<p align="left">Hekimlere güvenilmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Şadi Özdemir, “Onlara hepimizin çok teşekkür etmesi lazım. En zor durumlarda her zaman hekimlerimiz, hemşirelerimiz aslında sağlık çalışanları bizleri ayakta tutuyor. O nedenle önce bir kere sağlık sektöründeki herkese çok teşekkür ediyorum” dedi. Başkan Şadi Özdemir, konuşmasında sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı da kutladı.</p>

<p align="left">Etkinlik sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, hekimlere ve onlara eşlik eden öğrencilere hediye takdim etti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:30:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/baskan-sadi-ozdemirden-saglik-calisanlarina-tesekkur-1773487807.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bursa’da hekimlerden ’sağlık hakkı’ yürüyüşü</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bursada-hekimlerden-saglik-hakki-yuruyusu-46005</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bursada-hekimlerden-saglik-hakki-yuruyusu-46005</guid>
                <description><![CDATA[Bursa Tabip Odası, 14 Mart Tıp Haftası kapsamında Setbaşı’nda basın açıklaması, yürüyüş ve çelenk bırakma töreni düzenledi. Hekimler sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Tabip Odası, 14 Mart Tıp Haftası kapsamında Setbaşı’nda basın açıklaması, yürüyüş ve çelenk bırakma töreni düzenledi. Hekimler sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekti.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa Tabip Odası (BTO), 14 Mart Tıp Haftası kapsamında “Sağlık Hakkı Yürüyüşü” düzenledi. Setbaşı’nda gerçekleştirilen etkinlikte hekimler ve sağlık emekçileri bir araya gelerek sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekti.</p>

<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş ile Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmiye Funda Coşkun, Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı.</p>

<p>Yürüyüşe Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, BTO Genel Sekreteri Dr. Muhsin Güllü, yönetim kurulu üyeleri Dr. Ferda Firdin, Dr. Deniz Alpan, Dr. Kenan Ergus ve Dr. Ertuğrul Mehmetoğlu’nun yanı sıra Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Güzide Elitez, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sivil toplum kuruluşları, sendika temsilcileri ve çok sayıda hekim katıldı.</p>

<p>Basın açıklamasını yapan BTO Başkanı Dr. Kadir Binbaş, 14 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluğun simgesi olduğunu söyledi.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/mailservice2-1773401657-481-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Binbaş, 14 Mart’ın köklerinin 1919 yılında işgal altındaki İstanbul’da tıp öğrencilerinin başlattığı direnişe dayandığını hatırlatarak hekimliğin yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil, toplumun geleceğine sahip çıkmak anlamına geldiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“14 MART’I BAYRAM HAVASINDA KUTLAMAK ZOR”</strong></p>

<p>Türkiye’de sağlık sisteminde ciddi sorunlar yaşandığını belirten Binbaş, sağlıkta dönüşüm politikalarının sağlık hizmetini kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırarak piyasa odaklı hale getirdiğini savunarak, randevu sistemindeki sorunlar, kısa muayene süreleri, sağlık çalışanlarının artan iş yükü ve sağlıkta şiddetin yaygınlaşmasının hem hekimleri hem de hastaları olumsuz etkilediğini söyledi. </p>

<p>Türkiye’de yıllık hekime başvuru sayısının 1 milyarı aştığını ve kişi başına başvuru sayısının Avrupa ortalamasının yaklaşık iki katına ulaştığını söyleyen Binbaş, bu durumun sağlık sisteminin sağlıklı işlemediğinin göstergesi olduğunu ifade etti.</p>

<p><img class="" height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/mailservice-1773401671-732-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Hekimlerin aşırı iş yükü, güvencesiz çalışma koşulları ve şiddet tehdidi altında görev yaptığını dile getiren Binbaş, genç hekimlerin yurt dışına gitmeyi düşündüğünü, deneyimli hekimlerin ise ekonomik nedenlerle emekli olamadığını belirterek, özelleştirmeye son verilmesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, hekim ücretlerinin emekliliğe yansıyan tek maaş üzerinden düzenlenmesi ve sağlıkta şiddeti önleyecek yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 15:30:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/bursada-hekimlerden-saglik-hakki-yuruyusu-1773405017.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık çalışanları 14 Mart’a çözüm bekleyen sorunlarla giriyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/saglik-calisanlari-14-marta-cozum-bekleyen-sorunlarla-giriyor-46001</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/saglik-calisanlari-14-marta-cozum-bekleyen-sorunlarla-giriyor-46001</guid>
                <description><![CDATA[SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının ağır iş yükü, nöbet sistemi, sağlıkta şiddet ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek kalıcı reform çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının ağır iş yükü, nöbet sistemi, sağlıkta şiddet ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek kalıcı reform çağrısında bulundu.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının yıllardır biriken sorunlarına dikkat çekti. Akarken, Tıp Bayramı’nın yalnızca bir kutlama günü değil, sağlık çalışanlarının emeğinin ve yaşadığı sorunların görünür kılınması gereken önemli bir tarih olduğunu söyledi.</p>

<p>2025 OECD verilerine göre Türkiye’de bin kişiye düşen hekim sayısının 2,4, hemşire sayısının ise 2,9 olduğunu hatırlatan Akarken, buna karşın kişi başına yıllık hekime başvuru sayısının 11,4’e ulaştığını belirtti. Akarken, bu durumun sağlık çalışanlarının üzerindeki iş yükünü ciddi şekilde artırdığını ifade etti.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/1773400423-saglik-genel-1773402644-512-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sağlık kurumlarında çalışan tüm meslek gruplarının sorunlarının giderek büyüdüğünü dile getiren Akarken, “14 Mart Tıp Bayramı’na yine alkışla değil, çözüm bekleyen sorunlarla giriyoruz. Hekimler yalnızca hastayı iyileştirmeye değil, sistemin açıklarını kapatmaya da zorlanıyor. Bugün birçok sağlık çalışanı için meslek sevgisinin önüne geçim kaygısı geçmiş durumda” dedi.</p>

<p><strong>“RANDEVU SORUNU AZALSA DA İŞ YÜKÜ SÜRÜYOR”</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın 2025 sonunda yaptığı açıklamada Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS) bekleyen hasta sayısının 4 milyondan 400 binin altına düştüğünü ve bekleyen hasta oranında yüzde 90 azalma sağlandığını duyurduğunu hatırlatan Akarken, buna rağmen sağlık çalışanlarının üzerindeki yükün azalmadığını söyledi.</p>

<p>Bakanlık verilerine göre günlük ortalama 1,7 milyon randevu üretildiğini ve 2025’in ilk 10 ayında aile sağlığı merkezlerine 374 milyon başvuru yapıldığını aktaran Akarken, Türkiye’de bir hekime düşen hasta sayısının birçok gelişmiş ülkenin üzerinde olduğunu belirtti. Akarken, “Bugün bir hekim çoğu zaman hastasına ayırmak istediği zamanı ayıramıyor. Gün içinde yüzlerce hastaya bakmak zorunda kalan sağlık çalışanları hem fiziksel hem de psikolojik olarak ciddi baskı altında” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/1773400401-zlem-akarken-1773402453-949-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>YOĞUN NÖBET SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p>Sağlık çalışanlarının özellikle nöbet sistemi nedeniyle ağır bir çalışma temposuna maruz kaldığını belirten SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, birçok sağlık çalışanının gece nöbetlerinden sonra yeterli dinlenme imkânı bulamadan yeniden göreve başladığını söyledi.</p>

<p>“Nöbet sistemi yalnızca bir çalışma düzeni değil aynı zamanda bir sağlık ve güvenlik meselesidir” diyen Akarken, uykusuz ve yorgun çalışan sağlık personelinin hem kendi sağlığı hem de hizmet verdiği hastalar açısından risk oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>Sağlıkta şiddetin de sağlık çalışanlarının en önemli sorunlarından biri olmaya devam ettiğini dile getiren Akarken, 2025 yılında yayımlanan bir araştırmada sağlık çalışanlarının yüzde 69’unun meslek hayatında en az bir kez şiddete maruz kaldığını belirttiğini aktardı.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda görev yapması gerektiğini vurgulayan Akarken, “Sağlıkta şiddet münferit bir olay değil, yapısal bir sorundur. Caydırıcı ve etkin yaptırımlar eksiksiz uygulanmadan, iş yükü azaltılmadan bu sorunun çözülmesi mümkün değildir” dedi.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/1773400422-saglik-calisanlari-vergide-adalet-istiyor-1773402466-897-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>GENÇ HEKİMLER YURT DIŞINA YÖNELİYOR</strong></p>

<p>Son yıllarda genç hekimlerin yurt dışında çalışma eğiliminin arttığına dikkat çeken Akarken, çalışma koşulları, gelir düzeyi ve gelecek kaygısının bu durumun başlıca nedenleri olduğunu söyledi.</p>

<p>Özellikle diş hekimlerinin atanma ve uzmanlık kadrolarının yetersizliği ile özel kliniklerdeki düşük ücretlerin de yurt dışına yönelimi artırdığını belirten Akarken, sağlık sisteminin geleceği açısından bu tablonun ciddi risk oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p>Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının ekonomik koşullarının giderek zorlaştığını ifade eden Akarken, emekliliğe yansıyan tek kalem maaş sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, adil nöbet ücretleri, ek gösterge düzenlemesi ve vergi adaletinin sağlanması artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 15:30:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/saglik-calisanlari-14-marta-cozum-bekleyen-sorunlarla-giriyor-1773405009.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırma: Toplumun yarısı dişlerini günde 2 kez fırçalamıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/arastirma-toplumun-yarisi-dislerini-gunde-2-kez-fircalamiyor-45976</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/arastirma-toplumun-yarisi-dislerini-gunde-2-kez-fircalamiyor-45976</guid>
                <description><![CDATA[Sensodyne’in Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ağız ve diş sağlığı konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre, Türkiye'de toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sensodyne’in Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ağız ve diş sağlığı konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre, Türkiye'de toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12'si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor.</p>

<p>Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan ziyade dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüşebildiğini gösteriyor.</p>

<p><img height="92" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/agiz-bakim2-1773392910-252-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>ÇÜRÜK DİŞLER “ACİL AĞRI” SEVİYESİNE GELENE KADAR ERTELENİYOR</strong></p>

<p>Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı” seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>İLK DİŞ HEKİMİ ZİYARETİ ORTALAMA 16 YAŞINDA GERÇEKLEŞİYOR</strong></p>

<p>Türkiye'de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Ancak ebeveynler, ağız sağlığı konusunda kendi yaşadıkları gecikmeyi yeni nesilde olumlu yönde kırıyor.</p>

<p>Kendileri diş hekimiyle ortalama 16 yaşında tanışırken, bugün çocuklarını ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanıştırıyorlar. Ortalama 7 yaş büyük bir gelişme gibi görünse de bunun 1-2 yaşlara çekilmesi gerekiyor. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocukların diş hekimiyle tanışması ve doğru bakım ritüeli kazanması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Öte yandan çocukların ağız bakımında florür farkındalığı da kritik bir rol oynuyor. Aileler çocukları için hala florürsüz diş macunlarına yönelme eğiliminde olsa da uzmanlar, çürük oluşumunu önlemede doğru dozlarda florür kullanımının başlıca faktör olduğunun altını çiziyor. İş çocuklara diş fırçalamayı sevdirmeye geldiğinde ise aromalar devreye giriyor: Satın alınan çocuk diş macunlarında ebeveynlerin yüzde 49'u açık ara "çilek" aromasını tercih ederken, onu yüzde 26 ile nane ve yüzde 21 ile karpuz takip ediyor.</p>

<p>Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara baktığımızda ise yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığını görüyoruz. Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor.</p>

<p><img height="449" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/agiz-bakim-1773392925-819-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINDA YENİ BİLGİ KAYNAĞI: YAPAY ZEKA</strong></p>

<p>Ayrıca araştırmada, toplumun ağız sağlığı konusunda kime güvendiğini net bir şekilde ortaya konuldu.</p>

<p>Yüzde 64’le diş hekimleri ezici bir üstünlüğe sahipken, toplumun yüzde 39’u bilgi almak için internet üzerinden araştırma yapmaya yöneliyor. Her 4 kişiden biri ise eczacıların danışmanlığına güveniyor. Ancak araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri dijitalleşen yeni neslin alışkanlıklarında gizli. Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu bir kesim (yüzde 9) için, ağız sağlığı hakkında yapay zekaya danışmak yükselen yeni bir trend olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p><strong>AĞIZ SAĞLIĞI ÖZGÜVENİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR</strong></p>

<p>Toplumun yüzde 78'i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtirken, diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor.</p>

<p>Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74'ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33'ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 13:00:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/arastirma-toplumun-yarisi-dislerini-gunde-2-kez-fircalamiyor-1773396021.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mevsim geçişlerinde zencefil ve zerdeçal ayrılmaz ikili!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/mevsim-gecislerinde-zencefil-ve-zerdecal-ayrilmaz-ikili-45937</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/mevsim-gecislerinde-zencefil-ve-zerdecal-ayrilmaz-ikili-45937</guid>
                <description><![CDATA[Bilecik’in Osmaneli ilçesinde 24 yıllık aktar Ersin Çimen, mevsim geçişlerinde artan hastalıklara karşı zencefil ve zerdeçal karışımının bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilecik’in Osmaneli ilçesinde 24 yıllık aktar Ersin Çimen, mevsim geçişlerinde artan hastalıklara karşı zencefil ve zerdeçal karışımının bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söyledi.</p><p><strong>Pazaryeri Gündem / BİLECİK (İGFA) - </strong>Bilecik’in Osmaneli ilçesinde aktar Ersin Çimen, mevsim geçişlerinde sık görülen grip, soğuk algınlığı ve halsizlik gibi rahatsızlıklara karşı doğal ürünlerin önemli bir destek sağlayabileceğini belirtti.</p>

<p> 
<p>Havaların ani değişmesiyle birlikte bağışıklık sisteminin zayıflayabildiğini ifade eden Çimen, özellikle zencefil ve zerdeçalın birlikte tüketildiğinde vücut direncini artırdığını söyledi. Çimen, “Mevsim geçişlerinde vücut direnci düşüyor. Zencefil ve zerdeçal karışımı bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Bu karışım bal ile birlikte çay şeklinde hazırlanarak tüketilebilir” dedi.</p>
</p>

<p><img height="475" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/er1-1773385814-847-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Doğal ürünlere olan ilginin son yıllarda arttığını belirten Çimen, bitkisel desteklerin doğru ve ölçülü kullanıldığında önemli faydalar sağlayabileceğini ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar ise zencefil ve zerdeçalın antioksidan özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini desteklediğini ve özellikle soğuk havalarda düzenli tüketimin faydalı olabileceğini belirtiyor.</p>

<p><img height="512" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/er2-1773385833-204-x750.jpeg" width="750" /></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:30:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/mevsim-gecislerinde-zencefil-ve-zerdecal-ayrilmaz-ikili-1773387007.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İlaç fiyatlarında Euro kuru ve kâr marjları güncellendi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/ilac-fiyatlarinda-euro-kuru-ve-kar-marjlari-guncellendi-45893</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/ilac-fiyatlarinda-euro-kuru-ve-kar-marjlari-guncellendi-45893</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararla, beşeri tıbbi ürünlerin (ilaçların) fiyatlandırma esasları revize edildi. Dönemsel Euro değeri kademeli artırılırken, eczacı ve depocu kâr baremleri de yeniden düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararla, beşeri tıbbi ürünlerin (ilaçların) fiyatlandırma esasları revize edildi. Dönemsel Euro değeri kademeli artırılırken, eczacı ve depocu kâr baremleri de yeniden düzenlendi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) </strong>- Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar'da önemli değişiklikler yapıldı. </p>

<p>Karara göre ilaç fiyatlamasında kullanılan Dönemsel Euro Değeri (DED), 1 Nisan 2026'ya kadar 26,8767 TL olarak sabit tutuldu.   1 Nisan 2026'dan itibaren ise Euro değeri 29,1164 TL seviyesine yükseltilecek.</p>

<p>Söz konusu kademeli geçiş, sektörde maliyet artışlarını kısmen dengelemeyi amaçlarken, Cumhurbaşkanı kararında depocu ve eczacı kâr marjları için barem tutarları da güncellendi.</p>

<p>Özellikle düşük fiyatlı ürünlerde kâr oranlarında revizyonlar yapıldı.</p>

<p><img height="309" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/12/screenshot-2026-03-12-at-16-21-58-layout-1-20260312-2-pdf-1773321738-610-x750.png" width="750" /></p>

<p>Gerçek kaynak fiyat beyanları ve kontrolleri Sağlık Bakanlığı tarafından daha sıkı takip edilecek.</p>

<p>Düzenlemeye göre farklılık tespitinde bakanlık tespit ettiği fiyatı esas alacak.</p>

<p>İlgili Cumhurbaşkanı Kararı'na ulaşmak için <strong>TIKLAYABİLİRSİNİZ</strong></p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 16:30:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/ilac-fiyatlarinda-euro-kuru-ve-kr-marjlari-guncellendi-1773322209.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bursa Nilüfer’de kulak sağlığı masaya yatırıldı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bursa-niluferde-kulak-sagligi-masaya-yatirildi-45881</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bursa-niluferde-kulak-sagligi-masaya-yatirildi-45881</guid>
                <description><![CDATA[Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Sağlık Buluşmaları'nda konuşan Op. Dr. Vedat Oruk, kulak temizleme çöplerinin zararlarına dikkat çekerek, işitme cihazı kullanımının tıpkı gözlük takmak gibi doğal bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Sağlık Buluşmaları'nda konuşan Op. Dr. Vedat Oruk, kulak temizleme çöplerinin zararlarına dikkat çekerek, işitme cihazı kullanımının tıpkı gözlük takmak gibi doğal bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa'da Nilüfer Belediyesi tarafından Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen “Sağlık Buluşmaları”nda kulak sağlığı konuşuldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Op. Dr. Vedat Oruk “Kulak Hastalıkları ve İşitme Bozuklukları” üzerine kapsamlı ve anlaşılır bilgiler paylaştı. Söyleşide kulağın anatomisi, işitme kayıpları, çınlama ve baş dönmesi gibi sık karşılaşılan sorunlar ele alındı.</p>

<p>Kulağın dış, orta ve iç olmak üzere üç ana bölümden oluştuğunu belirterek sistemin çalışma prensibini anlatan Op. Dr. Vedat Oruk, günlük hayatta yapılan en büyük yanlışlardan birine dikkat çekti. Halk arasında “kulak kiri” olarak bilinen salgının aslında kulağı koruyan doğal bir sıvı olduğunu ifade eden Oruk, şunları söyledi:</p>

<p>“Kulağın kendi ürettiği bu sıvı, dışarıdan gelen toz ve tüyleri tutarak kulağı korur. Ancak biz pamuklu kulak çöpleriyle kulağımızı temizlemeye çalıştığımızda, dışarı atılması gereken bu sıvıyı kulak zarına doğru itiyoruz. Bu durum tıkanıklıklara ve işitme kayıplarına yol açabiliyor. Kulağa hiçbir yabancı cisim sokulmamalıdır.”</p>

<p><img class="" height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/12/4-1773315322-706-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“İŞİTME CİHAZI YAŞLILIK BELİRTİSİ DEĞİLDİR”</strong></p>

<p>Orta kulak iltihapları ve sinirsel işitme kayıpları hakkında da bilgi veren Oruk, vücudun sinir dokularını onarmasının aylar sürebildiğini belirtti. İlaç veya cerrahi müdahalenin yetersiz kaldığı durumlarda işitme cihazlarının devreye girdiğini anlatan uzman isim, “İşitme cihazı kullanmak yaşlılık belirtisi veya utanılacak bir durum değildir. Tıpkı görme bozukluğunda gözlük kullanmak veya eksik bir dokuyu protezle tamamlamak gibidir. Günümüzde bu cihazlar çok küçük, estetik ve gelişmiş özelliklere sahi” dedi.</p>

<p>Etkinliğin sonunda kulak sağlığını korumak için temel tavsiyelerde bulunan Op. Dr. Vedat Oruk, özellikle gençlerin yüksek sesli ortamlardan ve yüksek volümlü kulak içi kulaklıklardan uzak durması gerektiğini belirtti. Oruk, kulak ağrısı veya enfeksiyonu durumunda kulağa zeytinyağı damlatmak gibi bilimsel dayanağı olmayan evsel çözümler yerine mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğinin altını çizdi.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:00:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/bursa-niluferde-kulak-sagligi-masaya-yatirildi-1773316813.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir’de “Koruyan, Öğreten, İyileştiren” sağlık hamlesi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/izmirde-koruyan-ogreten-iyilestiren-saglik-hamlesi-45714</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/izmirde-koruyan-ogreten-iyilestiren-saglik-hamlesi-45714</guid>
                <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, son iki yılda koruyucu sağlık hizmetlerinden Eşrefpaşa Hastanesi’nde yürütülen tedavilere kadar kent genelinde sağlık çalışmalarını önemli ölçüde geliştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, son iki yılda koruyucu sağlık hizmetlerinden Eşrefpaşa Hastanesi’nde yürütülen tedavilere kadar kent genelinde sağlık çalışmalarını önemli ölçüde geliştirdi.</p><p></p>

<p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>“Sağlıklı yurttaş, sağlıklı kent” hedefiyle hareket eden İzmir Büyükşehir Belediyesi; koruyan, öğreten ve iyileştiren hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Bu kapsamda belediye, sağlığın yalnızca tedaviyle değil; eğitim, erken müdahale ve sosyal destek mekanizmalarıyla da korunması gerektiği yaklaşımıyla hareket ediyor.</p>

<p>Eğitimden danışmanlığa, erken çocukluk programlarından yaşlı bakımına; hastane tedavilerinden evde bakım hizmetlerine kadar yürütülen kapsamlı çalışmalarla yüz binlerce İzmirli artık geleceğe daha sağlıklı bakıyor.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Eşrefpaşa Hastanesi ve semt poliklinikleri üzerinden yürütülen hizmetlerle bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor. Son iki yılda yüz binlerce hastaya hem hastanede hem de evlerinde sağlık ve bakım hizmeti sunuldu.</p>

<p>Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmayı ve her yaştan yurttaşın sağlıklı yaşam olanaklarına erişimini artırmayı hedefleyen belediye; kent genelinde sağlık eğitimleri, psikolojik destek, erken çocukluk çalışmaları ve yaşlılık destek programları gibi çok sayıda hizmetle İzmirli yurttaşların iyilik hâlini güçlendirdi.</p>

<p><strong>SAĞLIK BİLGİSİ HER EVE ULAŞIYOR</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla son iki yılda farklı başlıklarda 3 binden fazla sağlık eğitimi düzenledi. Koruyucu sağlık, aktif yaşam, ruh sağlığı ve ağız-diş sağlığı gibi konularda gerçekleştirilen eğitimlere 122 binden fazla kişi katıldı.</p>

<p>Ağız ve diş sağlığı kontrolleriyle de yaklaşık 10 bin yurttaşın ağız bakısı yapıldı. Olası acil durumlarda toplumun hazırlıklı olması için ilkyardım eğitimleri de sürdürüldü.</p>

<p>Temel ilkyardım, afetlerde müdahale ve yaşam desteği başlıklarında 585 eğitim programı ile 8 bin 500 kişiye uygulamalı eğitim verildi. Bu sayede binlerce yurttaş, hayat kurtaran ilkyardım bilgisiyle donatıldı.</p>

<p><strong>NESİLDEN NESLE SAĞLIKLI YAŞAM DÖNGÜSÜ</strong></p>

<p>Belediyenin erken çocukluk çalışmalarından biri olan İzmir95 programı ise bebeklerin sağlıklı gelişimini desteklemek ve ebeveynlere rehberlik etmek amacıyla kentin farklı ilçelerinde yürütülüyor. Ev ziyaretleri, ebeveyn atölyeleri ve emzirme danışmanlığı hizmetleriyle iki yılda 15 binden fazla aileye ulaşıldı.</p>

<p><strong>İZMİR’DE YAŞ ALMAK ÖĞRENMEYE ENGEL DEĞİL</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşlanma politikaları kapsamında da çalışmaları devam ettiriyor. 3. Yaş Üniversitesi projesi ile 60 yaş üzeri yurttaşlar farklı alanlarda eğitimlere katılarak sosyal ve zihinsel olarak aktif kalma imkânı buluyor. Program, “İzmir’de yaş almak öğrenmeye engel değil” dedirtiyor.</p>

<p><strong>SAĞLIKLI YAŞ ALMA MERKEZİ BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR</strong></p>

<p>Bin aktif üyesi bulunan Sağlıklı Yaş Alma Merkezi ve Alzheimer-Demans Merkezi hizmetleriyle yaşlı bireylerin yaşam kalitesi artırılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yaşlı yoksulluğuyla mücadele, tedavi ve bakım hizmetlerinin genişletilmesi, yaşlıların deneyim ve birikimlerinden faydalanmak amacıyla hazırlanan İleri Yaş Eylem Planı ise yaşlı bireylerin hayatını çok yönlü ele alarak yaşam konforunu artırmayı hedefliyor.</p>

<p><strong>İZSEM’DE BÜTÜNCÜL SAĞLIK HİZMETİ</strong></p>

<p>2025 yılında kurulan Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü ile kentte bütüncül sağlık hizmetleri daha da yaygınlaştırıldı. Beş noktada hizmet veren İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezleri (İZSEM) aracılığıyla yurttaşlara psikolojik destek, beslenme danışmanlığı, fizyoterapi, diyabet farkındalığı ve hareketli yaşam programları ücretsiz olarak sunuluyor. Ayrıca kent genelinde kurulan Psikolojik Destek Birimleri ile çocuk-yetişkin bine yakın kişiye ücretsiz psikolojik destek hizmeti verildi.</p>

<p><strong>BULAŞICI HASTALIKLARA KARŞI ÜCRETSİZ VE KİMLİKSİZ TEST HİZMETİ</strong></p>

<p>Koruyucu halk sağlığı çalışmalarının bir parçası olarak açılan Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi ise bulaşıcı hastalıklar için ücretsiz ve anonim test hizmeti sunarak toplum sağlığına katkı sağlıyor.</p>

<p>Kimlik bilgisi paylaşımı olmadan ve sosyal güvence aranmadan ücretsiz olarak HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) testi yapılarak önemli bir sağlık hizmeti sunuluyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı iş birliği ile başlatılan çalışma kapsamında, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında danışmanlık hizmeti de veriliyor. Ayrıca Kadın Sağlığı Programları kapsamında 702 kadına bireysel danışmanlık hizmeti verildi. 1.100’den fazla kadına eğitim verildi, farkındalık çalışması yapıldı.</p>

<p><strong>GENÇLER VE ÇOCUKLAR İÇİN ÖZEL SAĞLIK DESTEKLERİ</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18-26 yaş grubundaki ve sosyal destek sistemindeki pek çok kadına 3 doz Human Papilloma Virüsü (HPV) aşısı uygulamasını da hayata geçirdi. Diyabetli çocuklar için “Tip 1 diyabet” tanısı alan anaokulu ve ilkokul öğrencilerine hayati önem taşıyan sensörlü şeker ölçüm cihazı araç ve gereçleri temin etti.</p>

<p></p>

<p><strong>EVDE BAKIM HİZMETLERİYLE SAĞLIK, VATANDAŞIN EVİNE GÖTÜRÜLDÜ</strong></p>

<p></p>

<p>Evde bakım hizmetleri kapsamında sağlık hizmeti hastanenin dışına taşındı, vatandaşın evine götürüldü. Sağlık hizmeti kapsamında 30 bin 923 evde sağlık hizmeti verildi, 3 milyon 59 bin 356 TL maliyet belediye tarafından karşılandı.</p>

<p>Genel bakım hizmetlerine yönelik de 91 bin 102 ev ziyareti yapıldı, 4 bin 886 hastanın evde yara bakımı gerçekleştirildi. Ayrıca 45 bin 680 evde 23 bin 621 kişisel bakım, 7 bin 402 ev temizliği, 6 bin 68 kuaför hizmeti ve 8 bin 154 sosyal inceleme gerçekleştirildi. Bu evlerde tamir gerektiren konulara yönelik bakım onarım hizmetleri de verildi.</p>

<p>Eşrefpaşa Hastanesi, İzmir’de “evde bakım” hizmeti alan yurttaşları ev kazalarından korumak amacıyla “Güvenli Ev, Sağlıklı Yaşam” projesini de başlattı. Ev kazası risk değerlendirmesinin ardından evleri ziyaret ederek oluşabilecek kazaları önleyici tedbirler alan ekipler, hane halkını ev kazalarıyla ilgili bilgilendirmeye başladı.</p>

<p><strong>HİZMET KAPASİTESİ DAHA DA ARTACAK</strong></p>

<p>Eşrefpaşa Hastanesi yeni ek binasıyla İzmir’in sağlık kapasitesini büyütecek. 549 milyon liralık yatırımın yüzde 50’si tamamlandı.  Bu yıl hizmete girecek hizmet binasında ikinci seviye acil servis, 6 ameliyathane, 1 sezaryen salonu, 1 doğumhane, ikinci seviye yoğun bakım ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi yer alacak.</p>

<p><strong>ÇALIŞANLARIN GÜVENLİĞİ İÇİN SÜREKLİ DENETİM VE EĞİTİM</strong></p>

<p>Belediye bünyesinde çalışan personelin sağlığı için de kapsamlı iş sağlığı ve güvenliği programları uygulanıyor. Binlerce çalışana güvenli çalışma ve risk farkındalığı eğitimleri verilirken, düzenli sağlık muayeneleri ve saha denetimleriyle çalışma ortamlarının güvenliği güçlendiriliyor. Bu kapsamda iki yılda 5 bin 277 belediye çalışanına iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 10:30:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/izmirde-koruyan-ogreten-iyilestiren-saglik-hamlesi-1773214214.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ofis çalışanlarına uyarı! Hareketsiz yaşam omurga sağlığını tehdit ediyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/ofis-calisanlarina-uyari-hareketsiz-yasam-omurga-sagligini-tehdit-ediyor-45624</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/ofis-calisanlarina-uyari-hareketsiz-yasam-omurga-sagligini-tehdit-ediyor-45624</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, masa başında uzun süre hareketsiz çalışmanın bel, boyun ve sırt ağrılarına yol açtığını belirterek ergonomik çalışma düzeni ve düzenli hareketin omurga sağlığı için hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, masa başında uzun süre hareketsiz çalışmanın bel, boyun ve sırt ağrılarına yol açtığını belirterek ergonomik çalışma düzeni ve düzenli hareketin omurga sağlığı için hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Uzun süre masa başında ve hareketsiz şekilde çalışmak, günümüzde birçok ofis çalışanının karşı karşıya kaldığı ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu durum yalnızca duruş bozukluklarına değil, kalp hastalıklarından diyabete, kronik ağrılardan metabolik yavaşlamaya kadar pek çok sağlık problemine zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle bel, boyun ve sırt ağrılarının ofis çalışanlarında en sık görülen şikayetler arasında yer aldığını belirterek, bu ağrıların aslında vücudun “hareket et” mesajı olduğunu söyledi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/10/kapak-1773134113-793-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Çalışma ortamının ergonomik düzenlenmesinin omurga sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Göçmen, masa ve sandalyenin doğru şekilde ayarlanması gerektiğini ifade etti. Sandalyenin bel desteğine sahip olması ve yüksekliğinin ayarlanabilir olmasının önemli olduğunu belirten Göçmen, dirseklerin masaya paralel şekilde yaklaşık 90 derece açıyla durması ve monitörün göz hizasında, 50-70 santimetre mesafede konumlandırılması gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Görme bozuklukları ve yetersiz aydınlatmanın da boyun sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Göçmen, ekrandaki yazıları net görebilmek için farkında olmadan boynun öne doğru eğilmesinin “kaplumbağa duruşu” olarak adlandırıldığını ve bunun boyun omurlarına binen yükü artırdığını söyledi.</p>

<p>Telefonun boyun ile omuz arasına sıkıştırılarak kullanılmasının da ciddi sinir hasarlarına yol açabileceğini belirten Göçmen, telefon görüşmelerinde kulaklık kullanılmasını önerdi. Ayrıca klimanın doğrudan vücuda temas etmesinin kas spazmlarını ve fıtık ağrılarını tetikleyebileceğini ifade etti.</p>

<p>Uzun süre hareketsiz kalmanın omurlar arasındaki disklerin sıvı dolaşımını olumsuz etkilediğini belirten Göçmen, gün içinde hareket etmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Yarım saatte bir kısa yürüyüşler yapılmasını ve iki saatte bir germe egzersizleri uygulanmasını tavsiye eden Göçmen, merdiven kullanmak veya kısa mesafelerde yürümek gibi küçük alışkanlıkların da büyük fayda sağlayabileceğini söyledi. Stresin de kas gerginliğini artırarak omurga sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Göçmen, düzenli nefes egzersizleri, meditasyon ve yoga gibi aktivitelerin kas gerginliğini azaltabileceğini ifade etti.</p>

<p>Omurga sağlığını korumak için ideal kilonun korunması ve sigaradan uzak durulmasının da önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, dengeli beslenme ve doktor kontrolünde alınacak vitamin desteklerinin kemik sağlığını güçlendirebileceğini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:30:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/ofis-calisanlarina-uyari-hareketsiz-yasam-omurga-sagligini-tehdit-ediyor-1773135013.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Glokomda erken tanı görme kaybını önleyebilir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/glokomda-erken-tani-gorme-kaybini-onleyebilir-45533</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/glokomda-erken-tani-gorme-kaybini-onleyebilir-45533</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de yaklaşık 2 milyon glokom hastası olduğu tahmin ediliyor. Halk arasında “göz tansiyonu” veya “karasu hastalığı” olarak bilinen glokom, sinsi ilerleyerek kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yaklaşık 2 milyon glokom hastası olduğu tahmin ediliyor. Halk arasında “göz tansiyonu” veya “karasu hastalığı” olarak bilinen glokom, sinsi ilerleyerek kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.</p><p><b>İSTANBUL (İGFA) - </b>DoktorTakvimi uzmanlarından Op. Dr. Onur Polat, glokomun ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu şöyle anlatıyor: “Glokom, göz içi basıncının yükselmesi sonucu görmemizi sağlayan görme sinirinin zarar görmesi ve zamanla görme alanı kaybına neden olan sinsi bir hastalıktır.</p>

<p>Halk arasında ‘göz tansiyonu' veya ‘karasu hastalığı' olarak da bilinen glokom, tanıda geç kalındığında veya yeterli şekilde tedavi edilmediğinde ciddi görme kaybı ve körlükle sonuçlanabilir.</p>

<p>Sağlıklı bir bireyde göz içindeki sıvının üretimi ve boşaltılması arasında belli bir denge mevcuttur. Bu denge, göz sağlığı ve göz içi basıncı için oldukça önemlidir. Göz içindeki sıvının boşaltılmasındaki engel ve bozukluklar, göz içi basıncının artmasına ve görme sinirlerinin zarar görmesine yol açar. Bu süreç çoğunlukla yavaş ve sinsi ilerlediğinden, erken dönemde belirti vermez.</p>

<p>Ancak hastalık ilerledikçe ve görme siniri hasarı arttıkça ciddi görme alanı kaybı meydana gelir ve ileri evrede kalıcı körlüğe neden olabilir.”

<strong>GLOKOM TANISI NASIL KONUYOR?</strong></p>

<p>Op. Dr. Onur Polat, tanı sürecini şöyle açıklıyor: “Hastaların göz muayenesinde göz tansiyonu ölçümü ve göz dibi muayenesi rutin olarak yapılmaktadır. Göz tansiyonu ölçümü ve göz dibi muayenesinde glokomdan şüphelenilen hastalara, teşhis için ek bazı tetkikler uygulanır. Glokom hastalığında temel bulgu görme siniri hasarı olduğundan, retina sinir lifi ölçümü, görme alanı testi ve kornea kalınlığı ölçümleri yapılır. Bu ölçümler sonucunda hastalığın tanısı konur, tedavisi düzenlenir ve belirli aralıklarla takibi yapılır.”</p>

<p><img height="1048" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/09/op-dr-onur-polat-1773055909-234-x750.jpeg" width="750" />

<strong>ERKEN TEŞHİS GÖRME KAYBINI ÖNLEYEBİLİR</strong></p>

<p>Görme sinirlerinde ve görme alanında oluşan hasarda geri dönüş olmadığından erken tanının oldukça önemli olduğunu söyleyen Op. Dr. Onur Polat, “Erken teşhis edildiğinde kolaylıkla ve başarıyla tedavi edilebilen glokomda düzenli aralıklarla yapılan muayeneler, glokomun erken tanı ve tedavisi için en iyi yöntemdir. Özellikle ailesinde göz tansiyonu olan ve risk grubunda olan bireylerin kontrollerini ihmal etmeden yapmaları tedavinin başarısı için oldukça önemlidir” şeklinde konuşuyor.

<strong>TÜRKİYE'DE YAKLAŞIK 2 MİLYON GLOKOM HASTASI BULUNUYOR</strong></p>

<p>İleri evrelerde kalıcı görme kaybına yol açan glokomun, dünyada körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer aldığını belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Op. Dr. Onur Polat, “Ülkemizde glokomun görülme sıklığı yüzde 2-2,5. Bu oran, 40 yaş üzeri her 40 bireyden birinde glokom olduğunu göstermektedir. Tanısı konulmuş glokom hastası sayısı yaklaşık 550 bin, ancak henüz tanı konmamış yaklaşık 1,5 milyon glokom hastası olduğu tahmin edilmektedir. Yani ülkemizde yaklaşık 2 milyon glokom hastası bulunuyor ve önemli bir kısmı henüz tanı almamış ve tedaviye ulaşamamıştır. Erken teşhis ve tedavi ile kontrol altına alınabilen ve körlüğün engellenebildiği bu hastalıkta farkındalık düzeyini artırmak ve hastalıklarından habersiz olanlara ulaşmak amacıyla 12 Mart Dünya Glokom Günü ve 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası kapsamında bilgilendirmeler yapılmaktadır” diyor.

<strong>40 YAŞ ÜSTÜ OLANLAR RİSK ALTINDA</strong></p>

<p>Glokom açısından risk altında olan kişiler hakkında bilgilendirme yapan DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, “40 yaş üstü olanlar, ailesinde glokom bulunanlar daha yüksek risk altındadır. Diyabet, yüksek tansiyon hastaları, göz ameliyatları, göz yaralanmaları, romatizmal göz ve sistemik hastalığı olanlar ve uzun süre kortizon kullanan kişilerde de risk artar” şeklinde konuşuyor.

<strong>GLOKOMDA KAYBEDİLEN GÖRME GERİ GELMİYOR</strong></p>

<p>“Glokom tedavi edilmezse görme alanı giderek daralır ve kalıcı görme kaybı oluşabilir” diyen Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, “Glokomda kaybedilen görme ve görme alanı kaybı geri gelmez. Tedavi, hastalığın ilerlemesini durdurmayı amaçlar” diyor.</p>

<p><img class="" height="1048" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/09/prof-dr-deniz-turgut-coban-1773055935-681-x750.jpeg" width="750" />

<strong>GLOKOM TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER</strong></p>

<p>Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, glokom tedavisinde uygulanan yöntemleri şöyle anlatıyor: “En sık göz damlaları kullanılır. Gerekirse lazer tedavisi veya ameliyat yapılabilir. Amaç göz içi basıncını düşürmektir. Göz sinirlerini desteklemek için vitamin ve aminoasit içeren damla ve ağızdan alınan ürünler de vardır.”

<strong>GLOKOM HASTALARININ DİKKAT ETMESİ GEREKENLER</strong></p>

<p>Glokom hastalarının günlük yaşamda dikkat etmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulunan DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, “Tüm ilaçlar ve takviyeler her zaman uzman hekime danışılarak kullanılırsa glokom yapabilecek ürünlerden uzak durulmuş olur. Glokom ilaçlarının da düzenli kullanılması ve kontrollerin aksatılmaması gerekir. Doktora sormadan tedavi bırakılmamalıdır. Genel sağlığa dikkat edilmesi de hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur” diyor.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 15:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/glokomda-erken-tani-gorme-kaybini-onleyebilir-1773057607.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de ve dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/turkiyede-ve-dunyada-en-sik-gorulen-ucuncu-kanser-turu-45523</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/turkiyede-ve-dunyada-en-sik-gorulen-ucuncu-kanser-turu-45523</guid>
                <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, Türkiye'de kolorektal (kalın bağırsak) kanserin hem erkeklerde, hem de kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, Türkiye'de kolorektal (kalın bağırsak) kanserin hem erkeklerde, hem de kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu belirtti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerin Türkiye'de ve dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü olduğunu söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, “Kolorektal (kalın bağırsak) kanseri, kansere bağlı ölümlerde de ikinci sırada yer alıyor.</p>

<p>Dünyada yılda yaklaşık 1,9 milyon yeni vaka görülüyor. Bu sayının 2040 yılında 3,2 milyona ulaşması bekleniyor. Ülkemizde ise yılda yaklaşık 19 bin yeni vaka tespit ediliyor” diyor.</p>

<p>Kolorektal kanserlerin değiştirilemez risk faktörlerini yaş, kalıtsal faktörler, inflamatuvar bağırsak hastalıkları (Ülseratif kolit ve Crohn) ve batın ile pelvise radyasyon almak olarak sıralayan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının kolorektal kanser gelişimini azaltacağını belirtirken, bu faktörler arasında sigara içiminin bırakılması, alkol tüketiminin oldukça sınırlandırılması, Akdeniz tipi beslenmeye geçilmesi (meyve, sebze, baklagil ve tahıllar), işlenmiş kırmızı etten uzak durulması ve kırmızı etin aşırı tüketilmemesi, sedanter yaşamdan kaçınılarak hareket miktarının artırılması, obeziteyle mücadele edilmesi ve ideal kiloya yaklaşılması olduğunu söyledi. </p>

<p><strong>TARAMA VE KOLONOSKOPİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></p>

<p>Kolonoskopi ve taramanın önemine dikkat çeken Op. Dr. Özgür Çavdaroğlu, “Kolorektal kanser, gelişmiş ülkelerde daha sık görülüyor. Son 20 yılda tarama programları ve kolonoskopinin etkin uygulanması, hastalığın polip aşamasında tespit edilip tedavi edilmesini sağladı ve insidansı azalttı. 50 yaşın altındaki vakalarda artış gözlemlendiği için, 45 yaş üstü bireylerin şikayetleri olmasa da 10 yılda bir kolonoskopi yaptırması öneriliyor. Ayrıca dışkıda gizli kan testi (1-2 yılda bir) ve dışkıda DNA testi (3 yılda bir) de tarama yöntemleri arasında yer alıyor.” diye konuştu.</p>

<p>Op. Çavdaroğlu, “Büyük abdestte kanama, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler (kabızlık veya ishalin sürekli hale gelmesi, dışkının incelmesi ve şekil değişikliği, dışkılama sonrası tam boşalamama hissi gibi), kramp, gaz, şişkinlik veya sürekli karın ağrısı, halsizlik ve istemsiz kilo kaybı durumlarında vakit kaybetmeden ilgili hekime başvurulmalıdır” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 14:00:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/turkiyede-ve-dunyada-en-sik-gorulen-ucuncu-kanser-turu-1773054011.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıkta şiddet endişe verici boyutta! Her 30 dakikada bir ’beyaz kod’ vakası</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/saglikta-siddet-endise-verici-boyutta-her-30-dakikada-bir-beyaz-kod-vakasi-45409</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/saglikta-siddet-endise-verici-boyutta-her-30-dakikada-bir-beyaz-kod-vakasi-45409</guid>
                <description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Türkiye’de sağlık çalışanlarının yaklaşık her 30 dakikada bir şiddet, hakaret veya tehdide maruz kaldığını açıkladı. 17 bin 594 Beyaz Kod vakasının yaşandığını belirten Mehlepçi, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde güvenli çalışma ortamının önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Türkiye’de sağlık çalışanlarının yaklaşık her 30 dakikada bir şiddet, hakaret veya tehdide maruz kaldığını açıkladı. 17 bin 594 Beyaz Kod vakasının yaşandığını belirten Mehlepçi, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde güvenli çalışma ortamının önemine dikkat çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan doktor, ebe ve hemşireleri temsil eden Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin ciddi bir sorun haline geldiğini belirtti.</p>

<p>Son yıllarda yaşanan Beyaz Kod vakalarının endişe verici boyutlara ulaştığını vurgulayan Mehlepçi, “Sağlık çalışanları olarak güvenli ortamlarda çalışmak ve mesleğimizi tehdit altında olmadan icra etmek istiyoruz” dedi.</p>

<p>Dr. Mehlepçi, bugüne kadar yaşanan Beyaz Kod vakalarının sayısının 17 bin 594 olduğunu açıklayarak, çalışanların maruz kaldığı şiddet olaylarında psikolojik destek sağlanmasının ve hukuki süreçlerin etkin yürütülmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti. Sendika olarak üyelerine bu süreçlerde destek sağladıklarını ifade eden Mehlepçi, Bakanlığın vakaların bir önceki yıla göre yüzde 4 düştüğüne dair açıklamasını ise yetersiz bulduğunu belirterek, “Bu açıklama, Beyaz Kod vakalarının kanıksandığını gösteriyor. Durum çok daha vahim.” dedi.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının toplumun yaşam döngüsünde kritik görevler üstlendiğine dikkat çeken Mehlepçi, “Bizler bir annenin gebeliğinden çocuğun doğumuna, büyümesine ve yaşlılığa kadar toplumun yanında olan sağlık çalışanlarıyız. Fedakârca çalışıyoruz ama işimizi yaparken şiddet görmek, hakaret duymak veya tehdit edilmek istemiyoruz” ifadelerini kullandı. Dr. Mehlepçi, sağlıkta şiddetin yalnızca bireysel bir sorun değil, sistemsel bir problem olduğunu vurgulayarak daha güçlü önlemler alınması gerektiğini söyledi. Mehlepçi ayrıca, aşı karşıtlığı, bürokratik baskılar ve iş yükü gibi faktörlerin sağlık çalışanlarının değerini düşürdüğünü belirterek, “Ersin Arslan bir annenin evladıydı, Ekrem Karakaya çocuklarının babasıydı, Ömür Erez hemşire birilerinin kız kardeşiydi. Sağlık çalışanlarını bu şekilde değersizleştiren sistem, işimizi zorlaştırıyor. Formaliteler, hasta yoğunluğu ve yapay zekâ üzerinden yapılan denetimler moralimizi olumsuz etkiliyor.” diye konuştu.</p>

<p>Dr. Mehlepçi, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde sağlık çalışanlarının güvenli ve destekleyici bir ortamda görev yapmasının kritik önem taşıdığını belirtti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 13:30:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/saglikta-siddet-endise-verici-boyutta-her-30-dakikada-bir-beyaz-kod-vakasi-1772965812.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Taş: Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 30’u obez</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/dr-tas-turkiyede-yetiskinlerin-yuzde-30u-obez-45228</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/dr-tas-turkiyede-yetiskinlerin-yuzde-30u-obez-45228</guid>
                <description><![CDATA[Bir Nefes Sağlık Derneği Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ragıp Taş, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin yalnızca estetik bir sorun değil, ciddi ve kronik bir hastalık olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir Nefes Sağlık Derneği Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ragıp Taş, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin yalnızca estetik bir sorun değil, ciddi ve kronik bir hastalık olduğunu vurguladı.</p><p><strong>Erdoğan DEMİR / EDİRNE (İGFA) - </strong>4 Mart Dünya Obezite Günü, World Obesity Federation öncülüğünde tüm dünyada obezitenin önemine dikkat çekmek için kutlanıyor.</p>

<p>Bir Nefes Sağlık Derneği Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ragıp Taş, yaptığı açıklamada Türkiye’de obezite oranlarının yüksek olduğunu belirtti.</p>

<p>Yapılan ulusal araştırmalara göre, Türkiye’de yetişkin nüfusun yüzde 30’dan fazlası obez ve yüzde 60’a yakın kısmı fazla kilolu. Kadınlarda obezite oranı erkeklere göre daha yüksek seyrediyor ve çocukluk çağı obezitesi giderek artıyor. Dr. Taş, bu durumun bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>OBEZİTENİN RİSKLERİ</strong></p>

<p>Dr. Taş, obezitenin; Tip 2 diyabet, Hipertansiyon, Kalp-damar hastalıkları, İnme, Bazı kanser türleri (meme, kolon vb.), Eklem hastalıkları ve Uyku apnesi gibi birçok ciddi hastalık riskini artırdığını belirtti. Ayrıca obezitenin yaşam süresini kısalttığı ve yaşam kalitesini düşürdüğü kaydedildi.</p>

<p>Uzman Dr. Taş, obezitenin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek şu önerilerde bulundu:</p>

<p><strong>Dengeli ve düzenli beslenme: </strong>İşlenmiş gıdaları azaltmak, şekerli içeceklerden uzak durmak, porsiyon kontrolü yapmak, sebze-meyve ve lifli gıdaları artırmak. Akşam geç saatlerde yemek yememek ve midenin üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini boş bırakmak.</p>

<p><strong>Fiziksel aktivite: </strong>Haftada en az 150 dakika orta düzey egzersiz, günlük adım sayısını artırmak, asansör yerine merdiven kullanmak.</p>

<p><strong>Düzenli sağlık kontrolleri: </strong>VKİ takibi, bel çevresi ölçümü, kan şekeri ve lipid profili kontrolleri.</p>

<p><strong>Uyku ve stres yönetimi: </strong>Günde 7–8 saat uyumak, kronik stresi azaltmak.</p>

<p>Dr. Taş, obezitenin irade zayıflığı olmadığını; genetik, çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın etkili olduğunu vurguladı.</p>

<p>Toplum olarak sağlıklı yaşam kültürünü güçlendirmek, çocukları doğru beslenme alışkanlıklarıyla yetiştirmek ve hareketli yaşamı teşvik etmenin önemine dikkat çekti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 12:30:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/dr-tas-turkiyede-yetiskinlerin-yuzde-30u-obez-1772789412.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul’da bin 114’üncü ASM Silivri’de hizmete girdi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi-45159</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi-45159</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül, “Aziz İstanbul’a İyiliğin 1000 Hali” projesi kapsamında hayırsever Metin Zafer tarafından yaptırılan Silivri Nermin–Metin Zafer Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Valisi Davut Gül, “Aziz İstanbul’a İyiliğin 1000 Hali” projesi kapsamında hayırsever Metin Zafer tarafından yaptırılan Silivri Nermin–Metin Zafer Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>İstanbul’da sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlar sürüyor. İstanbul Valiliği’nin “Aziz İstanbul’a İyiliğin 1000 Hali” projesi kapsamında Silivri’de yaptırılan Nermin–Metin Zafer Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p>

<p>Hayırsever iş insanı Metin Zafer tarafından yaptırılan merkez, İstanbul genelinde hizmet veren 1114’üncü Aile Sağlığı Merkezi oldu. Açılış törenine İstanbul Valisi Davut Gül başta olmak üzere yerel yöneticiler ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/05/hcpvhjdakae5u2n-1772725527-45-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Törende konuşan Vali Davut Gül, İstanbul’da sağlık alanında önemli yatırımların hayata geçirildiğini belirterek, “İstanbul’umuzun her tarafında Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde sağlık hizmetinde adeta devrim niteliğinde işler yapılıyor” dedi.</p>

<p>Yeni aile sağlığı merkezinin Silivri ve çevresinde yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişmesine katkı sağlaması bekleniyor.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/05/hcpvhulxgaailju-1772725538-642-x750.jpeg" width="750" /></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 19:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi-1772726409.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>”Süper Kadın” sendromu kadını tüketiyor!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/super-kadin-sendromu-kadini-tuketiyor-45109</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/super-kadin-sendromu-kadini-tuketiyor-45109</guid>
                <description><![CDATA[Çift Terapisti Sevilay Abudaram, kadınların çocuklukta yüklenen roller nedeniyle yetişkinlikte “her şeye yetişen mükemmel kadın” beklentisi altında ezildiğini belirterek, bu durumun hem kadınların benlik algısını hem de aile içi ilişkileri zayıflattığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çift Terapisti Sevilay Abudaram, kadınların çocuklukta yüklenen roller nedeniyle yetişkinlikte “her şeye yetişen mükemmel kadın” beklentisi altında ezildiğini belirterek, bu durumun hem kadınların benlik algısını hem de aile içi ilişkileri zayıflattığını söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Günümüzde kadınların hayatındaki sorumlulukların giderek artması, yalnızca modern yaşamın getirdiği bir durum değil; aynı zamanda yıllar boyunca nesilden nesile aktarılan toplumsal rollerin bir sonucu olarak görülüyor. Uzmanlara göre, kız çocuklarının aile içinde üstlendikleri roller, ilerleyen yıllarda kadınların ev ve iş yaşamındaki sorumluluklarını şekillendiriyor.</p>

<p>Çift Terapisti Sevilay Abudaram, kadınların daha talep etmeden üzerlerine yüklenen bu sorumlulukların zamanla görünmez bir baskıya dönüştüğünü ifade etti.</p>

<p>Kariyer hedefleri, aile beklentileri ve toplumsal normların birleştiği noktada kadınların kendilerini sürekli bir yetişme çabası içinde bulduğunu belirten Abudaram, özellikle evlilik sonrası bu yükün daha da arttığına dikkat çekti. Abudaram’a göre evdeki birçok sorumluluk, çoğu zaman doğal olarak kadının göreviymiş gibi görülüyor. Yemek, temizlik, alışveriş, eşin günlük düzeni ve çocukların eğitim süreçleri gibi pek çok detayın yönetimi kadınların omuzlarına yüklenirken, sosyal ilişkileri canlı tutma çabası da bu sorumluluklara ekleniyor.</p>

<p><strong>“KADINLAR BU SÜREÇTE KENDİLERİNDEN UZAKLAŞABİLİYOR”</strong></p>

<p>Kadınların tüm bu yoğunluk içinde hem yorgunluk hem de her şeye yetişebilmenin gizli tatminini aynı anda yaşayabildiğini söyleyen Abudaram, bunun uzun vadede psikolojik bir bedeli olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Uzmanlara göre bu görünmeyen yük, zamanla aile içindeki duygusal bağları da zedeleyebiliyor. Kadınların en önemli duygusal ihtiyaçları olan sevgi, anlayış ve saygı ilişkide karşılık bulmadığında, “süper kadın” rolünü sürdürmenin hem isteği hem de enerjisi azalıyor.</p>

<p><img height="516" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/05/1772637720-c-ift-terapisti-dr-psk-sevilay-abudaram-1772709278-118-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“SÜPER KADIN” SENDROMUYLA BAŞ ETME VE İLİŞKİYİ KURTARMA REHBERİ</strong></p>

<p>Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, verilen sessiz emeklerin karşılığını alabilmek ve bu duygusal yükü hafifletmek için şu adımların atılması gerektiğini belirtti:</p>

<p><strong>1. Görünmez Emeğin Takdir Edilmesi: </strong>Kadınların olağanüstü şekilde verdiği bu görünmez emeklerin önce eşleri tarafından takdir edilmeye ihtiyacı var. Çiçekten önce gelen en büyük hediye, harcanan emeğin fark edildiğinin hissettirilmesidir.</p>

<p><strong>2. Gücü Paylaşıma Çevirmek: </strong>Kadınlar güçlü yanlarını sadece her şeyi tek başına yüklenmek için kullanmak yerine, ilişkilerinde görev paylaşımı yaparak ortak bir paylaşım alanı açmalılar.</p>

<p><strong>3. Öz Bakım Lüks Değil İhtiyaçtır: </strong>Kadınların sahip oldukları becerileri kendilerine zaman ayırarak kullanabilmeleri gerekiyor. Bu sayede nefes alıp kendi ihtiyaçlarını karşılamak için alan açmış olacaklar.</p>

<p><strong>4. Ebeveynliği Görevden Keyfe Taşımak: </strong>Çocuklarla olan ilişkilerini sadece sorumluluklar üzerinden yürütmek yerine, keyif ve oyun üzerinden de yeniden yapılandırmaları gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 14:30:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/super-kadin-sendromu-kadini-tuketiyor-1772710205.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kocaeli’de İzmit’te sağlıklı beslenmenin önemini vurguladı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kocaelide-izmitte-saglikli-beslenmenin-onemini-vurguladi-45062</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kocaelide-izmitte-saglikli-beslenmenin-onemini-vurguladi-45062</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli'de İzmit Belediyesi Uzman Diyetisyeni Dilan Avcı, kadınlarda sık görülen sağlık sorunlarında doğru ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli'de İzmit Belediyesi Uzman Diyetisyeni Dilan Avcı, kadınlarda sık görülen sağlık sorunlarında doğru ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.</p><p><strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>Kocaeli'de İzmit Belediyesi bünyesinde görev yapan Uzman Diyetisyen Dilan Avcı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kadın sağlığında beslenmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Kadınlarda sık görülen adet düzensizliği, demir eksikliği, Polikistik Over Sendromu (PKOS) ve menopoz dönemi gibi sağlık sorunlarına değinen Avcı, beslenmenin bu problemlerin ortaya çıkmasında ve önlenmesinde önemli bir faktör olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>DİYETİSYEN AVCI’DAN AÇIKLAMA</strong></p>

<p>Uzman Diyetisyen Dilan Avcı yaptığı açıklamada, “Kadınlarda sık görülen adet düzensizliği, demir eksiliği, Polikistik Over Sendromu ve menopoz dönemi gibi bazı örnekler verilebilir.</p>

<p>Beslenme bu sorunların ortaya çıkması ve önlenmesinde önemli bir faktördür. Toplumumuzda görülen demir eksikliğinin belirtileri; demir eksikliği, tırnak kırılması, saç dökülmesi ve halsizlik gibi semptomlar vardır. </p>

<p><strong>“DOĞRU BESLENME KADINLARIN BUGÜNÜNÜ VE GELECEKTEKİ SAĞLIĞINI KORUR”</strong></p>

<p>Polikistik Over Sendromunda dengeli öğünler, yeterli protein ve lif alımı önemlidir. Menopoz döneminde ise kalsiyum ve D vitamininde zengin beslenmek semptomların hafifletilmesinde önemli bir rol oynar.</p>

<p>Beslenme tek başına olmasa da destekleyici tedavi yöntemleri arasında yer alır. Öğün atlamamak, bol su içmek, fiziksel aktivite yapmak, işlenmiş gıdalardan uzak durmak sağlığımızı korur. Doğru beslenme kadınların bugününü ve gelecekteki sağlığını korur. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 10:30:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/kocaelide-izmitte-saglikli-beslenmenin-onemini-vurguladi-1772695813.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Obezite Günü’nde Türkiye’de çarpıcı bulgular</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/dunya-obezite-gununde-turkiyede-carpici-bulgular-45026</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/dunya-obezite-gununde-turkiyede-carpici-bulgular-45026</guid>
                <description><![CDATA[IPSOS’un 14 ülkede yaptığı araştırma, obezitenin tıbbi bir hastalık olduğu bilincine rağmen Türkiye’de obeziteli kişilerin çoğunun sorumluluğu yalnızca kendilerine yüklediğini ortaya koydu. Bu durum, tıbbi çözümlere erişimi ve tedaviyi zorlaştırıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>IPSOS’un 14 ülkede yaptığı araştırma, obezitenin tıbbi bir hastalık olduğu bilincine rağmen Türkiye’de obeziteli kişilerin çoğunun sorumluluğu yalnızca kendilerine yüklediğini ortaya koydu. Bu durum, tıbbi çözümlere erişimi ve tedaviyi zorlaştırıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong>Dünya Obezite Günü kapsamında açıklanan IPSOS “Obezite Algısı Araştırması”, obezitenin tıbbi gerçekliği ile kişilerin kendi deneyimleri arasında derin bir fark olduğunu gözler önüne serdi. Araştırma, 14 ülkede obeziteli bireylerin görüşlerini mercek altına aldı.</p>

<p>Araştırmaya göre, obeziteli katılımcıların yüzde 71’i obezitenin sürekli tedavi gerektiren bir sağlık sorunu olduğunu kabul ediyor. Ancak aynı kişilerden yüzde 66’sı, obezitenin kişisel tercihlerle önlenebilir olduğunu ve yüzde 63’ü diyet ile egzersizle çoğu insanın obezite sorununu çözebileceğine inanıyor. Yani bireyler hem hastalığın kronik doğasını kabul ediyor hem de bunu kendi davranışlarının sonucu olarak görüyor.</p>

<p>Türkiye özelinde ise algı ve eylem arasındaki fark daha belirgin. Obeziteli kişilerin yüzde 80’i kilolarını kontrol etmeyi düşündüklerini veya bu konuda tavsiye aldıklarını söylerken, sadece yüzde 35’i son bir yıl içinde bir doktora başvurmuş. Katılımcıların yüzde 45’i “Kilomu kendi başıma kontrol etmeyi tercih ederim” yanıtını vererek, kişisel sorumluluk algısının tedavi önünde ciddi bir engel oluşturduğunu gösteriyor.</p>

<p><img class="" height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/04/karan-bozkurt-1772637070-46-x750.png" width="750" /></p>

<p>Lilly Türkiye Medikal Direktörü Dr. Karan Bozkurt, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmesinde; “Obezite; biyolojik, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan kronik, tekrarlayıcı ve ilerleyici bir hastalıktır. Türkiye’de yaygın algılar, kişilerin tıbbi destek arayışını geciktiriyor ve tedaviye erişimi zorlaştırıyor. Obezite, diğer kronik hastalıklar gibi ciddi şekilde ele alınmalıdır.” dedi.</p>

<p>Araştırma ve uzman görüşleri, obezitenin yalnızca bireysel irade ile çözülecek bir sorun olmadığını, etkili tedavi ve sağlık sistemine erişimin önemini bir kez daha ortaya koydu.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 18:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/dunya-obezite-gununde-turkiyede-carpici-bulgular-1772638209.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir Bornova’da işitme engelli öğrencilere diş taraması</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/izmir-bornovada-isitme-engelli-ogrencilere-dis-taramasi-44951</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/izmir-bornovada-isitme-engelli-ogrencilere-dis-taramasi-44951</guid>
                <description><![CDATA[İzmir'de Bornova Belediyesi, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında Tülay Aktaş İşitme Engelliler Okulu öğrencilerine diş taraması gerçekleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de Bornova Belediyesi, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında Tülay Aktaş İşitme Engelliler Okulu öğrencilerine diş taraması gerçekleştirdi.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong> Öğrenciler ayrıca Yeşilova Höyüğü’nü ziyaret ederek İzmir’in 8 bin 500 yıllık tarihini yerinde keşfetti. Başkan Ömer Eşki, tüm çocuklar için eşit sağlık ve kültürel erişim vurgusu yaptı.</p>

<p>Öğrenciler, öğretmenleri gözetiminde diş hekimi tarafından kontrol edilirken, ağız ve diş sağlığı konusunda bilgilendirildi. Etkinlik yalnızca sağlık taramasıyla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Öğrenciler günün devamında, İzmir’in bilinen tarihini 8 bin 500 yıl öncesine dayandıran Yeşilova Höyüğü’nü ziyaret ederek kentin tarihine yolculuk yaptı.</p>

<p><b>TARİHLE BULUŞMA: 8 BİN 500 YILLIK MİRAS</b></p>

<p>Rehberler eşliğinde gerçekleşen gezide öğrenciler, Yeşilova Höyüğü’nde yapılan kazılar ve elde edilen bulgular hakkında bilgi aldı. Hem öğretici hem de keyifli geçen etkinlikte öğrenciler, İzmir’in köklü geçmişini yerinde görme fırsatı buldu.</p>

<p><b>BAŞKAN  EŞKİ: “ERİŞİLEBİLİR VE EŞİT BİR KENT İÇİN ÇALIŞIYORUZ”</b></p>

<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında düzenlenen etkinliğin önemine dikkat çekerek, “Tüm çocuklarımızın sağlık hizmetlerine eşit erişimi en temel sorumluluklarımızdan biri. Aynı zamanda kültürel mirasımızı tanımaları ve kente aidiyet hissetmeleri için bu tür etkinlikleri önemsiyoruz. Erişilebilir ve eşit bir Bornova için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/izmir-bornovada-isitme-engelli-ogrencileredis-taramasi-1772611209.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SGK’dan klinik araştırmalara yeni ödeme düzeni... Finansman kapsamı genişletildi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/sgkdan-klinik-arastirmalara-yeni-odeme-duzeni-finansman-kapsami-genisletildi-44899</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/sgkdan-klinik-arastirmalara-yeni-odeme-duzeni-finansman-kapsami-genisletildi-44899</guid>
                <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu’nun klinik araştırmalarda sunulan sağlık hizmetlerinin finansmanına ilişkin usul ve esasları belirleyen yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, TÜSEB destekli ve Sağlık Bakanlığı onaylı araştırmaları kapsıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu’nun klinik araştırmalarda sunulan sağlık hizmetlerinin finansmanına ilişkin usul ve esasları belirleyen yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, TÜSEB destekli ve Sağlık Bakanlığı onaylı araştırmaları kapsıyor.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından hazırlanan “Sosyal Güvenlik Kurumu Klinik Araştırmalarda Sunulan Sağlık Hizmetlerinin Ödenmesine İlişkin Yönetmelik” Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>31 Mayıs 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ilgili maddelerine dayanılarak hazırlanan yeni düzenleme ile klinik araştırmalarda sunulan ve SGK tarafından karşılanacak sağlık hizmetlerinin kapsamı, başvuru süreçleri ve denetim esasları netleştirildi.</p>

<p><strong>HANGİ ARAŞTIRMALAR KAPSAMDA?</strong></p>

<p>Yönetmelik; Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından desteklenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından izin ve onay verilen kamu hastaneleri ile devlet üniversitelerinde yürütülen klinik araştırmaları kapsıyor. Bu kapsamda, genel sağlık sigortalıları ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmalarda, araştırma ürünleri hariç olmak üzere Kanun’un 63. maddesi kapsamındaki sağlık hizmetleri SGK tarafından belirlenen sınırlar dahilinde finanse edilecek.</p>

<p><strong>ARAŞTIRMA ÜRÜNLERİ VE SİGORTA GİDERLERİ HARİÇ</strong></p>

<p>Yönetmeliğe göre: klinik araştırmalarda kullanılan araştırma ürünleri SGK tarafından karşılanmayacak. Klinik araştırma sigortası kapsamında karşılanması gereken giderler Kurum tarafından ödenmeyecek. Araştırmaya bağlı olarak ortaya çıkan geçici veya kalıcı zarar ya da ölüm durumlarında oluşan sağlık giderleri de SGK kapsamı dışında tutulacak. Ayrıca, Kanun’un 64. maddesinde belirtilen sağlık hizmetlerinin finansmanı da SGK tarafından sağlanmayacak.</p>

<p><img height="937" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/03/hcfklj8xwaausfj-1772549436-933-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>BAŞVURU VE BİLDİRİM ZORUNLULUĞU</strong></p>

<p>Klinik araştırmalara ilişkin ödeme başvuruları ise tek merkezli araştırmalarda ilgili merkez tarafından, çok merkezli araştırmalarda ise her bir araştırma merkezi tarafından ayrı ayrı yapılacak.</p>

<p>Başvuru sırasında Sağlık Bakanlığı onay belgesi, TÜSEB destek yazısı, araştırma süresi ve katılımcı bilgileri SGK’ya iletilecek.</p>

<p>Sunulan bilgi ve belgelerin doğruluğundan başvuru sahibi kamu hastanesi veya devlet üniversitesi sorumlu olacak.</p>

<p><strong>DENETİM YETKİSİ SGK’DA</strong></p>

<p>Yönetmelik, SGK’ya geniş denetim yetkisi tanıyor. Kurum; sözleşme ve ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü veri, belge, fatura ve kayıtları inceleyebilecek, gerektiğinde kopyalarını alabilecek ve ilgili kişilerden bilgi talep edebilecek. Fazla veya yersiz ödeme tespit edilmesi halinde ise tutarlar ilgili mevzuat hükümlerine göre geri alınacak.</p>

<p>Yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için <strong>tıklayabilirsiniz</strong></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 18:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/sgkdan-klinik-arastirmalara-yeni-odeme-duzeni-finansman-kapsami-genisletildi-1772550007.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara’da Ramazan’a özel sağlık çadırı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/ankarada-ramazana-ozel-saglik-cadiri-44749</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/ankarada-ramazana-ozel-saglik-cadiri-44749</guid>
                <description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayına özel olarak Hacı Bayram-ı Veli Camisi’nde kurduğu çadırda ücretsiz sağlık taraması hizmeti vermeye devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayına özel olarak Hacı Bayram-ı Veli Camisi’nde kurduğu çadırda ücretsiz sağlık taraması hizmeti vermeye devam ediyor.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayına özel olarak “Sağlığın Değerini Biliyoruz” mottosuyla Hacı Bayram-ı Veli Camisi’nde sağlık çadırı kurdu.</p>

<p>Sağlık İşleri Daire Başkanlığı tarafından kurulan çadırda perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günleri olmak üzere haftada dört gün 13.00-16.00 saatleri arasında ücretsiz sağlık taraması hizmeti veriliyor.</p>

<p>Bayrama kadar sürecek uygulama kapsamında; vatandaşların temel sağlık kontrolleri yapılırken gerekli durumlarda sağlık kuruluşlarına yönlendirmeleri yapılıyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 16:30:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/ankarada-ramazana-ozel-saglik-cadiri-1772458212.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-44711</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-44711</guid>
                <description><![CDATA[Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, özellikle 50 yaş üstü bireylerin kolon kanseri taramalarını geciktirmemesi gerektiğini vurguladı. Kolonoskopi ile erken teşhisin yaşam şansını ciddi şekilde artırdığı belirtildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, özellikle 50 yaş üstü bireylerin kolon kanseri taramalarını geciktirmemesi gerektiğini vurguladı. Kolonoskopi ile erken teşhisin yaşam şansını ciddi şekilde artırdığı belirtildi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, kolon kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, sessiz ilerleyen bu hastalıkta belirtileri beklemenin hayati risk oluşturduğunu söyledi. Polat, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin tarama programlarına vakit kaybetmeden katılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Polat, kolon kanserinin yıllar içinde geliştiğini belirterek, küçük bağırsak poliplerinin kontrol edilmediğinde kansere dönüşebileceğini belirterek, "Dışkıda kan, uzun süren kabızlık ya da ishal, açıklanamayan kilo kaybı, demir eksikliği anemisi ve geçmeyen karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalık genellikle ilerlemiş demektir. Bu nedenle belirtileri beklemek yerine tarama yaptırmak hayati önem taşıyor.” diye konuştu.</p>

<p>Kolon kanseri riskinin 50 yaş sonrasında belirgin şekilde arttığını ifade eden Polat, ailesinde kolon kanseri öyküsü olan bireylerin daha erken yaşta taramaya başlaması gerektiğini belirtti. Risk faktörleri arasında hareketsiz yaşam, işlenmiş ve kırmızı et ağırlıklı beslenme, obezite, tütün ve alkol kullanımı gibi etkenler öne çıktığını ifade eden Polat, “İşlem sırasında saptanan poliplerin çıkarılması, kanser gelişimini büyük ölçüde engelliyor. Erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek. Tarama bir tercih değil, sorumluluktur.” dedi.</p>

<p>Türkiye’de kolorektal kanser, en sık görülen ilk beş kanser türü arasında yer alıyor ve vakaların yaklaşık yüzde 85’i 50 yaş ve üzeri bireylerde görüldüğünü vurgulayan Polat, 50–70 yaş arası hedef nüfusta tarama katılım oranının bölgesel farklılıklarla birlikte yüzde 25–40 aralığında olduğunu ve bu oranın yetersiz kaldığını söyledi.</p>

<p>Polat, toplumsal sorumluluk vurgusu yaparak, “50 yaş ve üzerindeki bireyler, herhangi bir belirtiyi beklemeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak kolonoskopi talebinde bulunmalı. Kanserle mücadelede korku değil, bilinç yol gösterici olmalıdır. Erken tanı hayat kurtarır.” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 14:00:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-1772449213.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEÜ’de menisküs cerrahisinde Türkiye’de bir ilk gerçekleşti</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/deude-meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-gerceklesti-44602</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/deude-meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-gerceklesti-44602</guid>
                <description><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde düzenlenen “Tüm Yönleriyle Menisküs Sempozyumu”, menisküs cerrahisi alanında Türkiye’de bir ilke sahne oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ev sahipliğinde düzenlenen “Tüm Yönleriyle Menisküs Sempozyumu”, menisküs cerrahisi alanında Türkiye’de bir ilke sahne oldu.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>Sempozyum kapsamında menisküs kök tamiri ve menisküs transplantasyonu, ilk kez aynı bilimsel organizasyon çatısı altında canlı cerrahi yayını eşliğinde ve eğitim amaçlı olarak gerçekleştirildi.</p>

<p>Menisküs cerrahisinde güncel yaklaşımların ele alındığı sempozyum, alanında uzman isimlerin katılımıyla DEÜ Tıp Fakültesi Konferans Salonunda yoğun ilgiyle başladı.</p>

<p>Programa; DEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, DEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Bayrak, DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tuğra Gençpınar, akademisyenler, sağlık profesyonelleri, öğrenciler ve basın mensupları katıldı.</p>

<p><b>“TÜRKİYE’DE BİR İLKE İMZA ATMANIN GURURUNU YAŞIYORUZ”</b></p>

<p>Sempozyumun açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, DEÜ’nün sağlık alanındaki öncü rolüne dikkat çekerek, “Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, sağlık alanındaki bilimsel gelişmelere katkı sunmaya ve geleceğin hekimlerinin yetişmesine destek olmaya devam ediyoruz. Bu sempozyum ile Türkiye’de bir ilke imza atmanın heyecanını ve gururunu yaşıyoruz,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/01/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-deude-gerceklesti-3-1772355583-329-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><b>CANLI CERRAHİ YAYINIYLA EĞİTİM FIRSATI</b></p>

<p>İki bölümden oluşan sempozyumun ilk bölümünde, menisküs cerrahisinde güncel teknikler ve tedavi yaklaşımları, alanında uzman hekimlerin sunumlarıyla ele alındı. Programın ikinci bölümünde ise Türkiye’de ilk kez menisküs kök tamiri ve menisküs transplantasyonu ameliyatları, aynı sempozyum kapsamında canlı cerrahi yayını eşliğinde ve eğitim amaçlı olarak gerçekleştirildi. Bu uygulama, katılımcılara cerrahi süreçleri eş zamanlı olarak gözlemleme ve bilimsel değerlendirme imkânı sundu.</p>

<p>Menisküs transplantasyonu ameliyatını gerçekleştiren DEÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lokman Kehribar, böylesine önemli ve öncü bir bilimsel organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyduklarını belirterek, sempozyumun hem eğitim hem de bilimsel gelişim açısından önemli katkılar sunduğunu ifade etti.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/01/meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-deude-gerceklesti-2-1772355495-376-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><b>“TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN UZMANLAR DEÜ’DE BULUŞTU”</b></p>

<p>Ameliyat öncesi değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Lokman Kehribar, sempozyumun kapsamına ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Bugün bizim için özel bir gün oldu. Anatomisinden cerrahisine, tedavisinden ameliyatına, spora dönüş sürecinden rehabilitasyona kadar pek çok başlıkta, Türkiye’nin dört bir yanından gelen değerli hocalarımız sunumlar gerçekleştirdi. Programın ikinci bölümünde ise canlı cerrahi ameliyatları gerçekleştirdik. Bu program, Türkiye’nin farklı illerinden çevrim içi olarak izlenirken, sempozyum salonunda bulunan katılımcılarımız da ameliyatları eş zamanlı takip ederek sorularını yöneltme imkânı buldu. Alanında önemli isimlerin tecrübelerinden faydalanmak hem bilimsel gelişim hem de eğitim açısından büyük önem taşıyor.”</p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyum, menisküs cerrahisine yönelik güncel yaklaşımların paylaşılmasına ve genç hekimlerin eğitimine katkı sunarken, canlı cerrahi uygulamalarıyla Türkiye’de bu alanda gerçekleştirilen öncü bilimsel organizasyonlardan biri olarak kayıtlara geçti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 14:30:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/03/deude-meniskus-cerrahisinde-turkiyede-bir-ilk-gerceklesti-1772364607.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat Hastanesi 48 yaşında</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/hayat-hastanesi-48-yasinda-44537</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/hayat-hastanesi-48-yasinda-44537</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye sağlık sektörünün köklü kuruluşlarından Hayat Hastanesi, 48. yılını geride bırakmanın gururunu yaşıyor. Kurulduğu günden bu yana ‘insana dokunan sağlık’ vizyonuyla hizmet veren Hayat Hastanesi, bilgi birikimi, tecrübesi ve hasta odaklı yaklaşımıyla sağlıkta kalite çizgisini sürdürüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye sağlık sektörünün köklü kuruluşlarından Hayat Hastanesi, 48. yılını geride bırakmanın gururunu yaşıyor. Kurulduğu günden bu yana ‘insana dokunan sağlık’ vizyonuyla hizmet veren Hayat Hastanesi, bilgi birikimi, tecrübesi ve hasta odaklı yaklaşımıyla sağlıkta kalite çizgisini sürdürüyor.</p><p>BURSA (İGFA) - Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, 48. yıl vesilesiyle yaptığı açıklamada sağlık hizmetine bakış açılarını değerlendirirken, “Hayat Hastanesi olarak 48 yıldır sağlık hizmetini yalnızca bir tedavi süreci değil, güvene dayalı bir yol arkadaşlığı olarak görüyoruz. Hasta odaklı yaklaşımımız, modern teknoloji yatırımlarımız ve uzman kadromuzla sağlıkta sürdürülebilir kaliteyi hedefliyoruz” dedi.</p>

<p>Uzm. Dr. Ahmet Özkul, bugüne kadar kendilerine güvenen hastaların desteğinin en büyük motivasyon kaynağı olduğunu vurguladı. Sağlık hizmetinde kalite standartlarını sürekli yukarı taşımayı amaçladıklarını belirten Özkul, “Bugüne kadar bize güvenen tüm hastalarımızdan aldığımız güçle, sağlıkta kalite standartlarını yükseltmeye devam ediyoruz. Hayat Hastanesi olarak hedefimiz; bugün olduğu gibi gelecekte de güvenilir, yenilikçi ve insan odaklı sağlık hizmetinin öncüsü olmaktır” şeklinde konuştu.</p>

<p><img height="496" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/28/whatsapp-image-2022-04-26-at-11-18-11-1-1772266807-401-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Modern tıbbi altyapısı, gelişmiş tanı ve tedavi imkânları ile multidisipliner hizmet anlayışını bir araya getiren Hayat Hastanesi, geçen 48 yılda güçlü kurumsal hafızası ve etik değerlere bağlı sağlık hizmeti anlayışıyla sektörde güvenin simgesi haline geldi.</p>

<p>Yenilenen teknolojik yatırımları ve uzman hekim kadrosuyla çağdaş tıbbın olanaklarını hastalarıyla buluşturan hastane, sürdürülebilir kaliteyi temel öncelik olarak konumlandırıyor.</p>

<p>Güçlü kurumsal yapısı, nitelikli insan kaynağı ve sürekli yenilenen sağlık yatırımlarıyla Hayat Hastanesi; güven, kalite, modern teknoloji ve hasta memnuniyeti ekseninde sektördeki konumunu pekiştirmeyi sürdürüyor.”</p>

<p>Uzm. Dr. Ahmet Özkul sözlerini, “48 yıldır hayatlara dokunan Hayat Hastanesi, yarının sağlık standartlarını bugünden inşa etme vizyonuyla hizmet yolculuğuna kararlılıkla devam ediyor” diyerek tamamladı.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/hayat-hastanesi-48-yasinda-1772267408.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyet uzmanından sahur uyarısı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/diyet-uzmanindan-sahur-uyarisi-44536</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/diyet-uzmanindan-sahur-uyarisi-44536</guid>
                <description><![CDATA[Diyet Uzmanı Esra Meltem Karahan, Ramazan'da sahurun önemine vurgu yaparak, “Uykuya yenilmeyin, sahuru ihmal etmeyin" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diyet Uzmanı Esra Meltem Karahan, Ramazan'da sahurun önemine vurgu yaparak, “Uykuya yenilmeyin, sahuru ihmal etmeyin" dedi.</p><p>ERDOĞAN DEMİR</p>

<p>EDİRNE (İGFA) - Özel Keşan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı <b>Esra Meltem Karahan</b>, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda açıklamada bulunurken, sahurun önemine dikkat çekti.</p>

<p><b>Karahan,</b> konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:</p>

<p>“Sahura kalkmak gün içerisindeki açlıktan ve sıvı kaybından en az etkilenmenizi ve daha enerjik bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. Sakın uykuya yenilmeyin ve sahuru geçiştirmeyin.</p>

<p><b>Ramazan ayında sahura kalkmadan oruç tutamayanlar, güzel sahur sofraları hazırlayanlar olduğu gibi, uykusundan vazgeçemeyip iftar ile ya da sadece sahurda su içerek oruç tutanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok.</b></p>

<p><img height="995" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/28/meltem-karahan-2-1772267013-31-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><b>Peki, uykudan az da olsa fedakârlık edip sahura kalkarak oruç tutmak gerçekten önemli mi?</b></p>

<p><b>Evet. Bu 30 günlük sürede her gün aynı enerjiyle günü bitirmek, günlük aktiviteleri keyifle yerine getirmek, sağlığınızdan ödün vermemek istiyorsanız sahuru ihmal etmeyin.</b></p>

<p><b>Günlük hayatınızdaki az ve sık beslenme kuralını uyarlayarak gün içerisinde alamadığınız besin öğesi ihtiyaçlarınızı dengeli bir şekilde sağlayabilirsiniz. Ramazanda sağlıklı beslenmeye giden yol az önce söylediğim gibi “sahur” dan geçiyor.</b></p>

<p><b>Ortalama 13 saatlik bir sürede oruç tuttulduğu için gün içerisinde kan şekeri düşebiliyor. Eğer kişiler sahura da kalkmıyor ise kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlayıp, daha düşük değerlere ulaşabiliyor. Bu da gün içerisinde halsizlik, yorgunluk, uyku hali ve enerji düşüklüğü ile sonuçlanabiliyor.</b></p>

<p><b>Sahura kalkarak gün içerisindeki kan şekeri düşüklüğü, yorgunluk, halsizlik, sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi, vücudun susuz kalması gibi bir çok durumu engellemiş olursunuz.</b></p>

<p><b>Sahurda tercih edilen yiyeceklerde en az sahura kalkmak kadar önemlidir. Genel olarak midede uzun süre kalarak tok kalmanızı sağlayacak, kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak ve sıvı dengesini sağlayacak besinler seçilmelidir.</b></p>

<p>SAHUR SEÇİMLERİ NASIL OLMALI?</p>

<p><b>Yeniden uykuya geçişe uygun olmalı,</b></p>

<p><b>Gün boyu tok kalmanıza yardım etmeli,</b></p>

<p><b>Tuz oranı yüksek olmamalı,</b></p>

<p><b>Yeterli sıvıyı içermeli,</b></p>

<p><b>Yeterli lifi sağlamalı,</b></p>

<p><b>Protein, karbonhidrat ve yağ içeren besinlerden oluşmalı,</b></p>

<p><b>Vitamin ve mineral alımını desteklemeli,</b></p>

<p><b>Kolay hazırlanabilir ve pratik yenebilir olmalı.</b></p>

<p><b>Sahurda yapılacak güzel bir kahvaltı, bir gün sonrasının orucuna hazırlık için idealdir. İftarda olduğu gibi sahurda da ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalıyız. Peynir, yumurta, süt, lifli gıdalar, ideal bir sahur sofrası için yeterlidir. Susuzluğu arttıracağı için sahurda zeytin yerine 4-5 ceviz veya 10-15 badem fındık gibi seçimler, 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı daha iyi bir tercih olarak karşımıza çıkar.</b></p>

<p><b>Ana yemek tercih edilirse; kıymalı veya tavuklu sebze yemekleri, baklagiller, bulgur, kepekli makarna, mercimek ve bulgur eklenmiş tahıllı çorbalar tercih edilebilir.</b></p>

<p><b>Sıvı desteği için; şekersiz komposto, ayran, bitki çayları, şekersiz limonata, bol su ve maden suyu seçilebilir.</b></p>

<p>SAHUR İÇİN ÖRNEK MENÜLER</p>

<p>Örnek Menü-1: <b>1 bardak süt, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, 1 dilim az tuzlu peynir, 1 haşlanmış yumurta, yeşillik, 2-3 ceviz, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su</b></p>

<p>Örnek Menü-2: <b>1 kase sebze çorbası, 1 küçük tabak kıymalı makarna, 1 kase yoğurt, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 2-3 bardak su.</b></p>

<p>Örnek Menü-3: <b>1 bardak ayran, sebzeli menemen, 1-2 dilim çavdar veya tam buğday ekmeği, yeşillik, 1 porsiyon meyve, 10-15 tane badem-fındık, 2 -3 bardak su.”</b></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:30:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/diyet-uzmanindan-sahur-uyarisi-1772267406.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batman’da Kozluk Devlet Hastanesi’ne psikiyatri uzmanı atandı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/batmanda-kozluk-devlet-hastanesine-psikiyatri-uzmani-atandi-44473</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/batmanda-kozluk-devlet-hastanesine-psikiyatri-uzmani-atandi-44473</guid>
                <description><![CDATA[Batman'da Kozluk Devlet Hastanesi kadrosuna katılan Psikiyatri Uzmanı Dr. Marziya Köse, hasta kabulüne başladı. Yeni atamayla birlikte hastanede psikiyatri polikliniği hizmet vermeye başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Batman'da Kozluk Devlet Hastanesi kadrosuna katılan Psikiyatri Uzmanı Dr. Marziya Köse, hasta kabulüne başladı. Yeni atamayla birlikte hastanede psikiyatri polikliniği hizmet vermeye başladı.</p><p><strong>BATMAN (İGFA) - </strong>Bakü / Azerbaycan doğumlu olan Dr. Marziya Köse, tıp eğitimini 2014–2020 yılları arasında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı.</p>

<p>Psikiyatri uzmanlık eğitimine 2021 yılında Kocaeli Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda başlayan Köse, 2022 yılından itibaren eğitimine İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda devam etti ve 2025 yılında uzmanlık eğitimini başarıyla tamamladı.</p>

<p>Uzmanlık eğitimi süresince çeşitli psikiyatrik hastalıkların tanı ve tedavi süreçlerinde aktif görev alan Dr. Marziya Köse, Kozluk Devlet Hastanesi’nde yetişkin ruh sağlığı alanında hizmet verecek.  Kozluk Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Fırat Güneş, psikiyatri uzmanının göreve başlamasıyla birlikte hastanede psikiyatri polikliniğinin hizmet vermeye başladığını belirterek, Kozluk halkına daha kaliteli ve kapsamlı sağlık hizmeti sunmak için çalışmaların aralıksız devam edeceğini ifade etti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 15:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/batmanda-kozluk-devlet-hastanesine-psikiyatri-uzmani-atandi-1772195408.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de her 10 yetişkinden 7’si risk altında</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/turkiyede-her-10-yetiskinden-7si-risk-altinda-44445</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/turkiyede-her-10-yetiskinden-7si-risk-altinda-44445</guid>
                <description><![CDATA[Obezitenin sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ dokusu birikimi ile karakterize kronik bir hastalık olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, tanıda en sık kullanılan ölçütlerin Beden Kitle İndeksi (BKİ), bel çevresi ve vücut yağ oranı olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Obezitenin sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ dokusu birikimi ile karakterize kronik bir hastalık olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, tanıda en sık kullanılan ölçütlerin Beden Kitle İndeksi (BKİ), bel çevresi ve vücut yağ oranı olduğunu söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Dünya Sağlık Örgütü (WHO), obeziteyi ‘sağlık riskini artıran anormal/aşırı yağ birikimi' olarak tanımlar.”

<strong>OBEZİTE DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ARTIYOR</strong></p>

<p>Obezitenin Türkiye'de ve dünyada artış eğilimi devam ettiğini; konunun yalnızca ‘kilo' değil, sağlık sistemi ve toplum sağlığı açısından büyüyen bir risk olduğunu belirten DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, “World Obesity Atlas 2025 Türkiye verilerine göre 2025'te yetişkinlerin yüzde 36'sı obez. Aynı veriler, yüksek BKİ (BMI ≥25) ile yaşayan yetişkin oranının 2025'te yüzde 71 olacağını söylüyor. Yani Türkiye'de her 10 yetişkinden yaklaşık yedisi fazla kilolu/obez aralığında. 2030'a geldiğimizde yüksek BKİ ile yaşayan yetişkin sayısının 47,44 milyona ulaşılacağı öngörülüyor. Bu, yükün büyümeye devam edeceğini anlatıyor” diyor.

<strong>GÜNLÜK ALIŞKANLIKLAR OBEZİTE RİSKİNİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR</strong></p>

<p>Günlük yaşam alışkanlıklarının obezite gelişiminde belirleyici rol oynadığını söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Canberk Yaşar, “Obezite gelişimi, enerji alımı ve enerji harcaması dengesinin uzun süre alım yönünde bozulmasıyla hızlanır. Hareketsizlik ve düşük günlük adım sayısı toplam enerji harcamasını düşürür ve insülin direnci eğilimini artırır. Ekran süresinin artması hem sedanter süreyi artırır hem de atıştırma ve reklam tetiklenmesi ile enerji alımını yükseltebilir. Uyku düzensizliği, iştahı düzenleyici hormonları etkiler ve sağlıklı seçim yapmayı zorlaştırarak enerji alımının artmasına neden olabilir. Ultra işlenmiş gıdalar ve sıvı kaloriler ise doyma sinyalinin zayıf olması nedeniyle porsiyon kontrolünü zorlaştırır” şeklinde konuşuyor.

<strong>KİMLER DAHA YÜKSEK RİSK ALTINDA?</strong></p>

<p>Obezite tedavisinde ilaçların belirli kriterlere göre gündeme geldiğini ifade eden Yaşar, “İlaç tedavisi yaşam tarzı müdahalesine rağmen hedefe ulaşılamadığında ve BKİ’nin 30’un üzerinde olduğu durumlarda değerlendirilir. Süreçte diyetisyen ve hekim birlikte çalışmalıdır” dedi.</p>

<p>Yaşar, küçük ama etkili değişikliklerin önemine dikkat çekerek günlük adım hedefi belirlemenin, ana öğünlerde protein tüketmenin, tabağın yarısını sebze ile doldurmanın ve direnç egzersizlerini alışkanlık haline getirmenin obeziteyle mücadelede etkili olduğunu vurguladı.</p>

<p>
<strong>ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİ VE AİLELERİN ROLÜ</strong></p>

<p>Çocukluk çağı obezitesine de dikkat çeken Diyetisyen Canberk Yaşar, artışın temel nedenlerini ekran süresi, hareket azalması, yüksek kalorili gıdalar ve uyku düzensizliği olarak açıklıyor.</p>

<p>Ailelerin evde şekerli içecekleri rutin olmaktan çıkarması, ara öğün standardı oluşturması, günlük hareket kuralı koyması ve ekran süresi için net sınırlar belirlemesi gerektiğini belirterek, “Çocuğu kilo ile değil performans, enerji ve uyku çıktıları üzerinden motive etmek daha etkili olur” şeklinde konuşuyor.

<strong>OBEZİTE TEDAVİSİNDE İLAÇLARIN YERİ</strong></p>

<p>Obezite tedavisinde ilaçların belirli kriterlere göre gündeme geldiğini ifade eden Yaşar, “İlaç tedavisi yaşam tarzı müdahalesine rağmen hedefe ulaşılamadığında ve BKİ’nin 30’un üzerinde olduğu durumlarda değerlendirilir. Süreçte diyetisyen ve hekim birlikte çalışmalıdır” dedi.</p>

<p>Yaşar, küçük ama etkili değişikliklerin önemine dikkat çekerek günlük adım hedefi belirlemenin, ana öğünlerde protein tüketmenin, tabağın yarısını sebze ile doldurmanın ve direnç egzersizlerini alışkanlık haline getirmenin obeziteyle mücadelede etkili olduğunu vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 13:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/turkiyede-her-10-yetiskinden-7si-risk-altinda-1772186410.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkaleli iki kız kardeş kanseri aynı gün Bursa’da yendi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/canakkaleli-iki-kiz-kardes-kanseri-ayni-gun-bursada-yendi-44415</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/canakkaleli-iki-kiz-kardes-kanseri-ayni-gun-bursada-yendi-44415</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale’de yaşayan Hatice ve Nurten isimli iki kız kardeş Bursa’da Doruk Nilüfer Hastanesi’nde gerçekleşen başarılı operasyonla aynı gün meme kanserinden kurtuldular.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale’de yaşayan Hatice ve Nurten isimli iki kız kardeş Bursa’da Doruk Nilüfer Hastanesi’nde gerçekleşen başarılı operasyonla aynı gün meme kanserinden kurtuldular.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Çanakkale’de yaşayan 61 yaşındaki Hatice Özkan, 4 yıldır meme kanseri tedavisi görüyordu. Bursa’da Doruk Nilüfer Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer tarafından yapılan başarılı bir operasyonla sol meme kanseri saptanıp ameliyat edildi.  Yapılan tetkik ve değerlendirmeler sonucunda hastalığın genetik olduğu tespit edilerek 54 yaşındaki kız kardeşi Nurten Korkmaz’da da meme kanseri saptandı. Bunun üzerine iki kız kardeş Hatice Özkan ve Nurten Korkmaz, kansersiz bir yaşamı tercih ettikleri için hastaneye başvurdular.</p>

<p><strong>MEME KANSERİNDEN KURTURDULAR</strong></p>

<p>Bursa’da Doruk Nilüfer Hastanesinde ileri düzeyde yapılan tetkik ve incelemeler sonucunda her iki kardeşin meme dokusunun tamamen alınması ve sonrasında fonksiyonel kayıp olmaması amaçlanarak, aynı gün içinde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Karaca tarafından ardı ardına gerçekleşen başarılı operasyonlarla iki kız kardeş meme kanserinden tamamen kurtuldular.</p>

<p><strong>BURSA’DA ÖZEL HASTANENİN BAŞARISI</strong></p>

<p>Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, “Hatice teyzemize 4 yıl önce sol memenin tamamen alınması (sol mastektomi) yapılmış, şimdi ise sağ memenin tamamen alınması (sağ mastektomi), kız kardeşi Nurten hanıma ise iki memenin iç kısmındaki dokuların tamamen alınması ve boşalan alana silikon konulması ameliyatı uygulandı. Koridorlarda beraber yürüyerek kadınlar için en ciddi kanserlerden olan meme kanserini yendiler. Şimdi hastalığı geçmişte bırakarak sevdiklerine vakit ayırabilmektedirler” dedi.</p>

<p>Meme kanserinde önemli bir deneyime sahip Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, 20 yaşından sonra kadınların kendi kendine meme muayene yapması, 40 yaşından sonra ise yıllık mamografi taramalarını yaptırmaları ve en ufak farklılıkta doktorlarına başvurması gerektiğini özellikle vurguladı.                      </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:30:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/canakkaleli-iki-kiz-kardes-kanseri-ayni-gun-bursada-yendi-1772177413.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batman Kozluk’ta Üroloji Uzmanı göreve başladı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/batman-kozlukta-uroloji-uzmani-goreve-basladi-44324</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/batman-kozlukta-uroloji-uzmani-goreve-basladi-44324</guid>
                <description><![CDATA[Batman'da Kozluk Devlet Hastanesi’ne atanan Üroloji Uzmanı Dr. Emre Pehlevan hasta kabulüne başladı. Uzman doktorun göreve başlamasıyla birlikte hastanede üroloji polikliniği de aktif hale getirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Batman'da Kozluk Devlet Hastanesi’ne atanan Üroloji Uzmanı Dr. Emre Pehlevan hasta kabulüne başladı. Uzman doktorun göreve başlamasıyla birlikte hastanede üroloji polikliniği de aktif hale getirildi.</p><p><strong>BATMAN (İGFA) - </strong>İstanbul Atatürk Fen Lisesi’nden mezun olan Üroloji Uzmanı Dr. Emre Pehlevan, tıp eğitimini Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı.</p>

<p>Meslek hayatına Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başlayan Pehlevan, burada acil tıp alanında görev yaptı.</p>

<p>Daha sonra Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde asistan doktor olarak görev alan Dr. Pehlevan, bu süreçte üroloji ihtisasını tamamladı. Uzmanlık eğitiminin ardından Tekirdağ Kapaklı Devlet Hastanesi’nde Üroloji Uzmanı olarak görev yapan Pehlevan, son olarak Kozluk Devlet Hastanesi kadrosuna atandı.</p>

<p>Kozluk Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Fırat Güneş, üroloji polikliniğinin hizmete alınmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, “Uzman doktorumuzun göreve başlamasıyla birlikte hastanemizde üroloji alanında tanı ve tedavi hizmetleri verilmeye başlanmıştır. Kozluk halkına en iyi sağlık hizmetlerini sunmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 14:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/batman-kozlukta-uroloji-uzmani-goreve-basladi-1772103607.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dikkat! Soğuk havalar kalp yükünü arttırabilir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/dikkat-soguk-havalar-kalp-yukunu-arttirabilir-44313</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/dikkat-soguk-havalar-kalp-yukunu-arttirabilir-44313</guid>
                <description><![CDATA[Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, soğuk havalarda kalp hastalarının doktorlarına danışmasını, sıvı alımına dikkat etmesini ve nabız ölçüm cihazlarında hatalara karşı uyardı. Soğuğun tansiyonu yükseltip kalp yükünü artırabileceğini ifade eden Prof. Dr. Koylan, "Susuzluk hissi azalır, sıvı kaybı devam eder. Bilekten ölçüm yanıltıcı olabilir" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, soğuk havalarda kalp hastalarının doktorlarına danışmasını, sıvı alımına dikkat etmesini ve nabız ölçüm cihazlarında hatalara karşı uyardı. Soğuğun tansiyonu yükseltip kalp yükünü artırabileceğini ifade eden Prof. Dr. Koylan, "Susuzluk hissi azalır, sıvı kaybı devam eder. Bilekten ölçüm yanıltıcı olabilir" dedi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kalp rahatsızlığı olan kişilerin soğuk havalarda günlük planlarını yaparken kendi doktorlarına danışarak kişisel risklerini ve güvenli sınırlarını öğrenmelerinin önemli olduğunu belirten Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, soğuk havada vücut ısı kaybetmemek için damarları daralttığını vurgulayarak, "Damarlar daraldığında tansiyon yükselebilir. Tansiyon yükseldiğinde ise kalp kanı dolaştırabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu da kalbin oksijen ihtiyacını artırır. Ancak daralmış damarlar bu ihtiyacın karşılanmasını zorlaştırabilir ve kalp üzerinde ek bir yük oluşabilir. Özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde damar esnekliğinin azalması ve koroner arter hastalığı gibi risklerin daha sık görülmesi nedeniyle bu tablo göğüs ağrısı, kalp krizi ve inme riskini artırabilir” diye konuştu.</p>

<p><img height="551" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/26/1772090470-asm-nevrezkoylan-gorseli-1772098437-42-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>SOĞUK HAVA SUSUZLUĞU YÜZDE 40 AZALTABİLİYOR</strong></p>

<p>Soğuk havada susama hissinin azalmasına rağmen vücudun sıvı kaybetmeye devam ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Koylan, yetersiz sıvı alımı, dolaşım sistemini zorlayabileceği ve kalbin iş yükünü artırabileceği için özellikle kalp ve damar sağlığı açısından risk taşıyan kişiler için kritik olduğunu söyledi. "Soğuk ve kuru havada solunumla oluşan buharlaşma ve fark edilmeyen terleme nedeniyle sıvı kaybı sürer" diyen Prof. Dr. Koylan, "Bu nedenle susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmek gerekir. Özellikle dışarıda geçirilen süre boyunca 20–30 dakikada bir birkaç yudum sıvı almak faydalı olur. İdrar renginin açık sarı olması da yeterli sıvı alındığını gösteren pratik bir ölçüttür” dedi.</p>

<p>Soğuk havanın, özellikle bilekten ölçüm yapan optik nabız sensörlerinin sonuçlarını etkileyebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Koylan, “Vücut ısısını korumak için cilde yakın damarların da daralmasıyla özellikle bilek gibi uç noktalara giden kan akışı azalır. Bu da kan akışındaki değişimi okuyarak çalışan sensörlerin doğru veri almasını zorlaştırabilir ve nabzın olduğundan daha düşük ya da düzensiz görünmesine neden olabilir. Bu nedenle soğuk havada daha doğru sonuçlar için kalp atışını elektriksel sinyaller üzerinden ölçen göğüs bantları daha güvenilir kabul edilir” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 13:00:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/dikkat-soguk-havalar-kalp-yukunu-arttirabilir-1772100013.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BTÜ’den diş iyileşme sürecini güçlendirecek yerli malzeme</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/btuden-dis-iyilesme-surecini-guclendirecek-yerli-malzeme-44307</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/btuden-dis-iyilesme-surecini-guclendirecek-yerli-malzeme-44307</guid>
                <description><![CDATA[Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), diş tedavilerinde kullanılan ithal dentalmembranlara alternatif olacak yerli bir ürün geliştiriyor. Tamamen insan vücuduyla uyumlu olan bu ürün, zamanla kontrollü şekilde bozunabilecek ve gerektiğinde ilaç salımı yapabilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), diş tedavilerinde kullanılan ithal dentalmembranlara alternatif olacak yerli bir ürün geliştiriyor. Tamamen insan vücuduyla uyumlu olan bu ürün, zamanla kontrollü şekilde bozunabilecek ve gerektiğinde ilaç salımı yapabilecek.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>BTÜ, diş tedavilerinde kullanılan ve büyük ölçüde yurt dışından ithal edilen dental membranlara yerli ve yenilikçi bir alternatif geliştirmek için önemli bir projeye imza attı.</p>

<p>Öğretim Görevlisi Dr. Büşra Mutlu yürütücülüğünde hazırlanan “Yönlendirilmiş Doku Rejenerasyonuna Yönelik Polimer Tabanlı Katmanlı FarmasötikDentalMembranların Geliştirilmesi” başlıklı proje, TÜBİTAK kapsamında da destek almaya hak kazandı. Yurtdışından ithal edildiği için maliyetleri artıran ve dışa bağımlılığı beraberinde getiren bu membranlar yerine BTÜ’de geliştirilecek proje ile daha uygun maliyetli, çok fonksiyonlu ve yerli üretim bir dentalmembran ortaya konması hedefleniyor.</p>

<p><strong>CANLI MODELLER ÜZERİNDE TESTLERİ YAPILACAK</strong></p>

<p>Proje kapsamında geliştirilecek yeni nesil dentalmembranlar hakkında bilgi veren Proje Yürütücüsü Öğretim Görevlisi Dr. Büşra Mutlu, “Projemizle geliştireceğimiz dentalmembranlar, dayanıklı ve vücutla uyumlu olacak, kontrollü şekilde zamanla çözünebilecek, gerekli durumlarda ilaç salımı yapabilecek. Bu sayede hem enfeksiyon kontrolü sağlanacak hem de doku iyileşmesi desteklenecek. Bu ürün ile diş tedavilerinde iyileşme sürecini daha etkili hale getirmeyi amaçlıyoruz. Elde edeceğimiz membranları hem laboratuvar ortamında hem de canlı modeller üzerinde test ederek performanslarını değerlendireceğiz. Böylece ürünün güvenliği ve etkinliğini bütüncül bir şekilde inceleyeceğiz” dedi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/26/6j5a7022-1600x1067-1772096539-984-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>MEDİKAL SEKTÖRÜNE YERLİ ÜRÜN…</strong></p>

<p>Projenin en önemli hedeflerinden birinin geliştirilecek ürünün ticarileşmesi ve yerli medikal sektöründe üretime kazandırılması olduğunu dile getiren Dr. Mutlu,  “Projemizin uzun vadede, yerli üreticiler için yeni bir teknoloji altyapısı oluşturması, üniversite–sanayi iş birliklerinin artması, patent ve lisanslama süreçlerinin başlatılması, sağlık sektöründe ithalat bağımlılığı azaltılması bekleniyor. Malzeme bilimi, biyoteknoloji ve diş hekimliğini bir araya getiren bu çalışma, hem bilim dünyasına katkı sunmayı hem de Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde yerli üretim gücünü artırmayı amaçlıyor” diye konuştu.</p>

<p>BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversite olarak sağlık teknolojilerinde yerli ve yenilikçi çözümler üretmeye büyük önem verdiklerini belirterek, “Üniversitemizde geliştirilen bu proje, diş sağlığı alanında dışa bağımlılığı azaltma yolunda önemli bir adım. Akademik bilgi birikimimizi toplumsal faydaya ve ekonomik değere dönüştürmeyi hedefliyoruz. TÜBİTAK tarafından desteklenen bu çalışma, hem bilimsel hem de stratejik açıdan ülkemiz için kıymetli bir kazanımdır. Akademisyenlerimizi tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Projede danışman olarak; Bursa Uludağ Üniversitesinden Prof. Dr. Berrin Tunca, araştırmacı olarak BTÜ’den Doç. Dr. Şeyma Duman ve Doç. Dr. Fatma Demirci, İstinye Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Fatma Kübra Tombultürk ve Dr. Öğretim Üyesi Halil Çelik ile Bursa Uludağ Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Melis Erçelik yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 12:30:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/btuden-dis-iyilesme-surecini-guclendirecek-yerli-malzeme-1772098214.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diz ağrısını hafife almayın! Dizinizdeki ’çıt’ sesi masum olmayabilir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/diz-agrisini-hafife-almayin-dizinizdeki-cit-sesi-masum-olmayabilir-44274</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/diz-agrisini-hafife-almayin-dizinizdeki-cit-sesi-masum-olmayabilir-44274</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlara göre menisküs yırtığı artık sadece profesyonel sporcuların değil, aktif yaşam süren herkesin riski. Erken tanı ise dizde kalıcı hasarı önlemede kritik rol oynuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre menisküs yırtığı artık sadece profesyonel sporcuların değil, aktif yaşam süren herkesin riski. Erken tanı ise dizde kalıcı hasarı önlemede kritik rol oynuyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Diz ağrısı çoğu zaman “zorlanma” ya da “geçici incinme” olarak görülüp ihmal ediliyor. Oysa gençlerde genellikle spor sırasında ortaya çıkan menisküs yırtığı, ileri yaşlarda dizdeki yıpranmaya bağlı olarak basit bir hareketle bile oluşabiliyor.</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtığının tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğine dikkat çekti. “Menisküs yırtığı; sürekli ya da hareketle artan diz ağrısına, dizin bir pozisyonda takılı kalmasına, çömelme, merdiven inip çıkma ve spor yapma gibi günlük aktivitelerde zorlanmaya neden olabilir. Uzun vadede ise kıkırdak aşınmasına ve kireçlenmeye (osteoartrit) yol açabilir. Spor yapan kişiler diz ağrılarını asla ihmal etmemeli” uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>BU BELİRTİLERDEN BİRİ BİLE VARSA DİKKAT</strong></p>

<p>Menisküs yırtığının en sık görülen belirtilerinin dizde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Burak Özturan, "Bazı hastalar yaralanma anında diz içinden “çıt” sesi geldiğini ya da kopma hissi yaşadıklarını ifade ediyor. İlk gün belirginleşen ağrı ve şişlik en sık tablo olurken, bazen de yalnızca dizde bükme-düzleştirme zorluğu, merdiven inerken artan ağrı ya da takılma-kilitlenme hissi görülebiliyor. Eğer ani hareket sonrası ağrı ve şişlik oluştuysa ,dizde kilitlenme veya takılma hissi varsa, bir haftadan uzun süren ve dinlenmeyle geçmeyen ağrı mevcutsa, merdiven inip çıkarken batma oluyorsa mutlaka hekime başvurulmalıdır" dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtıklarının erkeklerde kadınlara göre yaklaşık üç kat daha fazla görüldüğünü belirterek, bunun en önemli nedeninin futbol ve basketbol gibi ani dönme ve zıplama içeren sporların erkekler tarafından daha yoğun yapılması olduğunu söyledi. Doç. Dr. Özturan, menisküsün kanlanması iyi olan dış kısmındaki küçük yırtıklar, özellikle genç hastalarda dinlenme ve destekleyici tedavilerle iyileşebildiğine dikkati çekti.</p>

<p><img height="525" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/26/1772081785-do-dr-burak-zturan-1772087479-858-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>MENİSKÜS YIRTIKLARINI ÖNLEMEK İÇİN 7 ÖNEMLİ KURAL</strong></p>

<p>Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtıklarını önlemek için dikkat etmeniz gereken 7 kuralı şöyle sıraladı:</p>


 Spor sırasında ısınma ve soğuma egzersizlerini yapmayı ihmal etmeyin.
 Diz çevresindeki kaslarınızı (özellikle kuadriseps ve hamstring) güçlendirerek dizlere binen yükleri azaltın.
 Zeminin yaptığınız spora uygun olmasına dikkat edin.
 Yaptığınız spora uygun ayakkabı kullanın.
 Dize ekstra yük oluşturacağı için fazla kilolarınızdan kurtulun.
 Ağır yük kaldırırken veya ani hareketler yaparken dikkatli olun.
 Ağrıya neden olan hareketlerden kaçının.

]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 10:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/diz-agrisini-hafife-almayin-dizinizdeki-cit-sesi-masum-olmayabilir-1772089210.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batman’da ilk... Kozluk’ta kemik ve yumuşak doku tümörlerine cerrahi tedavi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/batmanda-ilk-kozlukta-kemik-ve-yumusak-doku-tumorlerine-cerrahi-tedavi-44233</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/batmanda-ilk-kozlukta-kemik-ve-yumusak-doku-tumorlerine-cerrahi-tedavi-44233</guid>
                <description><![CDATA[Batman'da Kozluk Devlet Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tanı ve cerrahi tedavi süreçleri uygulanmaya başlandı. Hizmet, Batman’da bu alanda bir ilk olma özelliği taşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Batman'da Kozluk Devlet Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tanı ve cerrahi tedavi süreçleri uygulanmaya başlandı. Hizmet, Batman’da bu alanda bir ilk olma özelliği taşıyor.</p><p><strong>BATMAN (İGFA) - </strong>Kozluk Devlet Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde, kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tanı ve cerrahi tedavisi başarıyla uygulanmaya başlandı. Böylece bölgede uzun süredir ihtiyaç duyulan özellikli bir sağlık hizmeti daha vatandaşların erişimine sunuldu.</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Cihan Ünyılmaz, tanı ve tedavi süreçlerinin güncel bilimsel kılavuzlara uygun şekilde yürütüldüğünü belirterek, ayrıntılı tanısal değerlendirme, uygun teknikle biyopsi ve gerekli durumlarda cerrahi müdahalelerin başarıyla gerçekleştirildiğini ifade etti. Sürecin multidisipliner yaklaşımla planlandığını vurgulayan Ünyılmaz, hastalara güvenli ve etkin tedavi imkânı sunulduğunu söyledi.</p>

<p>Uzm. Dr. Çağrı Şataflı ise radyoloji birimiyle koordineli şekilde ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını belirtti.</p>

<p>Doğru teknikle yapılan biyopsiler sayesinde teşhis sürecinin güvenli biçimde tamamlandığını, cerrahi gerektiren vakalarda ameliyatların başarıyla uygulandığını kaydeden Şataflı, ameliyat sonrası takip süreçlerinin de titizlikle sürdürüldüğünü dile getirdi. Yeni uygulama sayesinde hastalar; tanı, biyopsi, ameliyat ve ameliyat sonrası takip süreçlerini kendi ilçelerinde tamamlayabilecek. Böylece ileri merkezlere sevk oranının azalması ve erken tanı ile zamanında tedavinin güçlenmesi hedefleniyor.</p>

<p><img class="" height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/25/saglik-muduru-murat-solmaz-1772027781-286-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Konuya ilişkin açıklama yapan Batman İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Murat Solmaz, vatandaşların başka illere sevk edilmeden bulundukları yerde nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasının öncelikleri olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Solmaz, sağlık tesislerinin teknik kapasitesini ve uzmanlık alanlarını güçlendirmeye kararlılıkla devam ettiğini söyledi.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 17:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/batmanda-ilk-kozlukta-kemik-ve-yumusak-doku-tumorlerine-cerrahi-tedavi-1772028006.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayak bileği burkulmalarına dikkat</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/ayak-bilegi-burkulmalarina-dikkat-44179</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/ayak-bilegi-burkulmalarina-dikkat-44179</guid>
                <description><![CDATA[Toplumda en sık görülen ortopedik sorunlardan biri olan ayak bileği bağ yaralanmaları hakkında açıklamalarda bulunan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özgür Oktay Nar, özellikle spor yapan bireylerin ve günlük yaşamda aktif olan kişilerin risk altında olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda en sık görülen ortopedik sorunlardan biri olan ayak bileği bağ yaralanmaları hakkında açıklamalarda bulunan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özgür Oktay Nar, özellikle spor yapan bireylerin ve günlük yaşamda aktif olan kişilerin risk altında olduğunu söyledi.</p><p>Ayak bileğinin kaval kemiği, kamış kemiği ve talus kemiğinden oluşan karmaşık bir eklem yapısına sahip olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özgür Oktay Nar, bu kemikleri birbirine bağlayan bağ dokularının ani ve kontrolsüz hareketler sonucunda zarar görebileceğini ifade etti.</p>

<p>“Ayak bileği burkulması, en sık görülen bağ yaralanmalarından biridir” diyen Nar, burkulmaların genellikle ayağın içe ya da dışa ani dönmesiyle oluştuğunu kaydetti.</p>

<p>Uygun olmayan zemin, yanlış ayakkabı seçimi ve yetersiz ısınmanın riski artırdığını belirten Nar, spor dışındaki günlük aktivitelerde de bu tür yaralanmaların yaşanabildiğini söyledi.</p>

<p>Burkulma sonrası en sık görülen belirtilerin ağrı ve şişlik olduğunu ifade eden Nar, ilerleyen günlerde morluk oluşabileceğini dile getirdi. Yaralanma sonrasında bilinçsiz müdahalelerin süreci uzatabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Özgür Oktay Nar,, doğru ilk yardım uygulamalarının önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Dr. Nar, “Soğuk uygulama, istirahat, elastik bandaj kullanımı ve ayağın yüksekte tutulması iyileşme sürecini destekler. Çoğu vakada cerrahi müdahale gerekmez” dedi.</p>

<p>Ayak bileği bağ yaralanmalarında genellikle iki hafta içinde belirgin bir iyileşme görüldüğünü belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özgür Oktay Nar,, şikâyetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 12:00:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/ayak-bilegi-burkulmalarina-dikkat-1772010006.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akıllı telefonlar boyun fıtığı sebebi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/akilli-telefonlar-boyun-fitigi-sebebi-44170</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/akilli-telefonlar-boyun-fitigi-sebebi-44170</guid>
                <description><![CDATA[Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarının boyun sağlığını tehdit ettiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle başını sürekli öne eğerek telefona bakanlar, diş hekimleri ve şoförlerin boyun fıtığına yakalanma riski daha yüksek olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarının boyun sağlığını tehdit ettiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle başını sürekli öne eğerek telefona bakanlar, diş hekimleri ve şoförlerin boyun fıtığına yakalanma riski daha yüksek olduğunu söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Dünya genelinde her 1000 kişiden 1’i hayatının bir döneminde boyun fıtığıyla tanışıyor.</p>

<p>Boyun fıtığının en çok 40-60 yaş arasında görüldüğünü ancak akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber bu sınırın 20’li yaşlara kadar gerilediğinin altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Her boyun ağrısı fıtık değildir. Çoğu zaman kas zorlanması veya duruş bozukluğu kaynaklıdır. Ancak ağrı omuz, kol ve parmak uçlarına yayılıyorsa, eşlik eden bir uyuşma veya güç kaybı varsa bu durum ciddi bir sinir basısına işaret edebilir. Özellikle ellerde ince beceri gerektiren hareketlerde zorlanma ve refleks kaybı görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı” dedi.</p>

<p>Hastaların en büyük korkusunun ‘boyun bölgesinden ameliyat olmak’ olduğunu belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, cerrahiden kaçmanın bazen daha ağır bedelleri olabileceğini hatırlatarak, yeni nesil cerrahi yöntemlerin de hastaya ayrıca konfor sağladığını ifade etti. "Mikrocerrahi veya kapalı yöntemlerle yaptığımız ameliyatlarda doku hasarı yok denecek kadar azdır" diyen Prof. Dr. Göçmen, "Hastalarımız genellikle ameliyat olduğu gün ayağa kalkar, ertesi gün taburcu olur ve çok kısa sürede sosyal yaşamlarına dönerler. Artık haftalarca boyunluk takma veya yatağa bağımlı kalma devri kapandı" dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Göçmen, boyun sağlığını korumak için 10 altın kuralı ve önerilerini şöyle açıkladı:</p>

<p><strong>TELEFONU GÖZ HİZASINA KALDIRIN</strong>
Başınızı telefona eğmek yerine, telefonu göz hizanıza getirin.</p>

<p><strong>BİLGİSAYAR KURULUMUNA DİKKAT EDİN</strong>
Ekranın üst kenarının göz hizanızda, kollarınızın ise masaya paralel olmasına özen gösterin.</p>

<p><strong>SAAT BAŞI BİR MOLA VERİN</strong>
Saat başı ayağa kalkın ve boyun egzersizleri yapın.</p>

<p><strong>YASTIK SEÇİMİNİ DOĞRU YAPIN</strong>
Boyun boşluğunu destekleyen, çok yüksek veya çok alçak olmayan ortopedik yastıklar tercih etmeye özen gösterin.</p>

<p><strong>KLİMA VE RÜZGÂRDAN KORUNUN</strong>
Boyun kasları soğuğa karşı hassastır; doğrudan klima ve rüzgâr akımına maruz kalmayın.</p>

<p><strong>AĞIR ÇANTALARI TEK OMUZDA TAŞIMAYIN</strong>
Yükü her iki omuza eşit dağıtan sırt çantalarını tercih edin.</p>

<p><strong>ANİ HAREKETLERDEN KAÇININ</strong>
Boynunuzu aniden sağa sola kütletmekten vazgeçin; bu, eklemlere ve disklere zarar verir.</p>

<p><strong>EGZERSİZ YAPIN</strong>
Boyun ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler fıtığa karşı en güçlü kalkanınızdır.</p>

<p><strong>YÜZÜSTÜ YATMAYIN</strong>
En ideal yatış pozisyonu yan veya sırt üstü yatıştır; yüzüstü yatmak boyun omurgasını zorlar.</p>

<p><strong>STRESİ YÖNETİN</strong>
Stres, boyun kaslarının gerilmesine ve ağrıların kronikleşmesine neden olur.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 11:00:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/akilli-telefonlar-boyun-fitigi-sebebi-1772006416.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mudanya Devlet Hastanesi’nde normal doğumu teşvik eden yeni uygulama</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/mudanya-devlet-hastanesinde-normal-dogumu-tesvik-eden-yeni-uygulama-44150</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/mudanya-devlet-hastanesinde-normal-dogumu-tesvik-eden-yeni-uygulama-44150</guid>
                <description><![CDATA[Mudanya Devlet Hastanesi’nde normal doğumu teşvik etmek ve anne adaylarına daha konforlu bir doğum süreci sunmak amacıyla 3 adet TDL (Travay–Doğum–Loğusa) odası hizmete alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mudanya Devlet Hastanesi’nde normal doğumu teşvik etmek ve anne adaylarına daha konforlu bir doğum süreci sunmak amacıyla 3 adet TDL (Travay–Doğum–Loğusa) odası hizmete alındı.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Mudanya Devlet Hastanesi, anne ve bebek sağlığını merkeze alan yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Hastanede, normal doğumu teşvik etmek, anne adaylarını bilinçlendirmek ve sezaryen oranlarını azaltmak amacıyla 3 adet TDL (Travay–Doğum–Loğusa)  Odası hizmet vermeye başladı.</p>

<p>Travay, doğum ve lohusalık süreçlerinin aynı odada yürütüldüğü TDL odaları; anne adaylarının doğum sürecini daha konforlu, güvenli ve destekleyici bir ortamda geçirmesi için özel olarak tasarlandı.</p>

<p>Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Fatih Yavuz Erkal, gebenin hareket özgürlüğünü destekleyen düzenlemelerin yer aldığı odalarda, refakatçi eşliğinde daha sakin ve ev ortamına benzer bir atmosfer sunulduğunu belirtti. Uzm. Dr. Erkal, bu sayede 'anne dostu' sağlık hizmetleri anlayışı doğrultusunda hastanede anne memnuniyetinin de artırıldığını söyledi.</p>

<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/mudanya-devlet-hastanesinde-normal-dogumu-tesvik-eden-yeni-uygulama-1772001009.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-44113</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-44113</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan ayında uzun saatler süren açlık ise kan şekeri dengesini bozarak özellikle diyabet hastaları açısından risk oluşturabilir. Oruç kararı öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğini dile getiren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, insülin takviyesi alanların oruç tutması, kan şekeri seviyesinde ciddi dalgalanmalara yol açabileceği için riskli olabileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında uzun saatler süren açlık ise kan şekeri dengesini bozarak özellikle diyabet hastaları açısından risk oluşturabilir. Oruç kararı öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğini dile getiren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, insülin takviyesi alanların oruç tutması, kan şekeri seviyesinde ciddi dalgalanmalara yol açabileceği için riskli olabileceğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türkiye’de 2024 verileriyle 12 milyondan fazla diyabet hastası bulunduğunu belirten Prof. Dr. Fulya Akın, Ramazan’da özellikle iftar sonrasında tatlı ve hamur işi tüketiminde belirgin bir artış yaşandığına dikkati çekerek, şerbetli ve yoğun karbonhidrat içeren tatlılar kan şekerini kısa sürede hızla yükseltebilir, ardından ani düşüşlere yol açarak dalgalanmalara neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Söz konusu durumun diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur ve kan şekeri kontrolünü zorlaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Akın, "Bu nedenle diyabet hastaları oruç tutmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeli. Özellikle Tip 1 diyabeti olanlara ve kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 hastalarına oruç önermiyoruz” dedi.</p>

<p>Oruç süresince beslenme alışkanlıklarının daha planlı olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akın, “Ramazan ayı boyunca mideyi uzun süre tok tutan, sindirimi daha yavaş olan, protein ve liften zengin besinler tercih edilmeli. İftarda uzun saatlerin ardından bir anda kızartma gibi ağır yemeklere yüklenmek yerine hafif bir başlangıç yapmak ve ana yemeği yavaş yavaş tüketmek kan şekerinin ani yükselmesini engellemeye yardımcı olur. Beyaz ekmek, pizza, makarna ve pasta gibi rafine karbonhidratların fazla tüketilmesi kan şekeri dengesini bozabilir, bu nedenle bu besin türlerinin de porsiyon kontrolü kıymetli. Ayrıca iftar ile sahur arasında yeterli su içmek hem vücudun susuz kalmasını önler hem de gün içindeki kan şekeri dalgalanmalarını azaltmaya destek olur” diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Fulya Akın, kan şekerindeki ani değişimlerin hem anne, hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirterek, "Bu nedenle hamile diyabet hastalarına ve böbrek yetmezliği bulunan diyabetlilere oruç tutmalarını önermiyoruz. Ayrıca böbrek hastalığı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü riski de daha yüksek olabilir” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 17:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-1771941609.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Menopoz yaşını öne çeken kritik faktörler</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/menopoz-yasini-one-ceken-kritik-faktorler-44046</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/menopoz-yasini-one-ceken-kritik-faktorler-44046</guid>
                <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Cavide Ali, menopoz yaşının yalnızca genetikle değil yaşam tarzıyla da yakından ilişkili olduğunu belirterek, erken menopoza yol açabilen değiştirilebilir risk faktörlerine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Cavide Ali, menopoz yaşının yalnızca genetikle değil yaşam tarzıyla da yakından ilişkili olduğunu belirterek, erken menopoza yol açabilen değiştirilebilir risk faktörlerine dikkat çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca adet görülmemesi olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50–51 iken, Türkiye’de bu yaş aralığı 47–49 olarak belirtiliyor. Ancak bazı çevresel ve yaşam tarzı faktörleri menopoz sürecini birkaç yıl öne çekebiliyor.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, aile öyküsü, genetik faktörler, kanser tedavileri, bazı cerrahi müdahaleler ve otoimmün hastalıkların değiştirilemez risk faktörleri olduğunu vurgularken; sigara, stres, uykusuzluk ve beslenme alışkanlıklarının ise kontrol altına alınabileceğini belirtti.</p>

<p><img class="" height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/24/1771913993-dr-cav-de-al-1771916284-35-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Dr. Cavide Ali, erken menopoz riskini azaltmak için sigaranın bırakılması, dengeli beslenme, sağlıklı kilo aralığının korunması, stres yönetimi ve düzenli uyku alışkanlığının büyük önem taşıdığını ifade etti. Dr. Ali, “Yaşam tarzındaki doğru adımlar, menopoz sürecinin doğal zamanında gerçekleşmesine katkı sağlayabilir” diyerek risk faktörlerine dikkati çekti.</p>

<p><strong>SİGARA MENOPOZU 2 YIL ERKENE ÇEKEBİLİYOR</strong></p>

<p>Sigaranın, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmesine yol açtığını belirten Dr. Ali, nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturduğunu söylüyor. 2018 yılında yayımlanan geniş bir meta-analize göre sigara içen kadınlar menopoza ortalama 2 yıl daha erken giriyor.</p>

<p><strong>AŞIRI ZAYIFLIK RİSK OLUŞTURUYOR</strong></p>

<p>Yağ dokusunun östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku olduğunu belirten Dr. Ali, düşük vücut kitle indeksine sahip kadınlarda menopoz yaşının daha erken görülebildiğini ifade ediyor. Uzun süreli kalori kısıtlamasının yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>KRONİK STRES HORMON DENGESİNİ BOZUYOR</strong></p>

<p>Yüksek stres düzeyi, üreme hormonlarının düzenlendiği sistemi etkileyebiliyor. Sürekli yüksek seyreden kortizol hormonu, yumurta rezervinin daha hızlı tükenmesine zemin hazırlayabiliyor. Çalışmalar, yoğun stres yaşayan kadınlarda menopoz riskinin daha erken yaşta ortaya çıkabildiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>UYKUSUZLUK BİYOLOJİK SAATİ ETKİLİYOR</strong></p>

<p>Kaliteli uykunun hormon dengesi açısından kritik olduğunu vurgulayan Dr. Ali, özellikle gece salgılanan melatonin hormonunun üreme sistemi üzerinde düzenleyici rol oynadığını belirtiyor. Kronik uykusuzluk; melatonin azalması, artmış oksidatif stres ve hormonal dengesizlik yoluyla menopoz sürecini hızlandırabiliyor.</p>

<p><strong>BESLENME ALIŞKANLIKLARI BELİRLEYİCİ</strong></p>

<p>Araştırmalar; yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiğini, rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise süreci öne çekebildiğini ortaya koyuyor. Bitkisel protein, D vitamini ve antioksidan açısından zengin sebze-meyve tüketimi koruyucu etki gösterirken; yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p><strong>PLASTİKLERDEKİ KİMYASALLARA DİKKAT</strong></p>

<p>BPA ve ftalat gibi endokrin bozucu kimyasalların östrojen benzeri etki göstererek hormonal dengeyi bozabildiği belirtiliyor. Yüksek çevresel toksin düzeylerinin erken menopozla ilişkili olabileceğini gösteren çalışmalar bulunuyor. Uzmanlar, plastik kullanımının azaltılması ve cam ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.</p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 10:30:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/menopoz-yasini-one-ceken-kritik-faktorler-1771918214.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir’de diyabetle mücadelede Farkındalık Merkezi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/izmirde-diyabetle-mucadelede-farkindalik-merkezi-44037</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/izmirde-diyabetle-mucadelede-farkindalik-merkezi-44037</guid>
                <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Girne Bulvarı üzerinde faaliyete geçen Diyabet Farkındalık Merkezi, diyabet öncesi dönemi de kapsayan danışmanlık, yönlendirme ve eğitim hizmetlerini sunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Girne Bulvarı üzerinde faaliyete geçen Diyabet Farkındalık Merkezi, diyabet öncesi dönemi de kapsayan danışmanlık, yönlendirme ve eğitim hizmetlerini sunuyor.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyeti kendisine ait olan ve uzun süredir atıl durumda bulunan Karşıyaka Girne Bulvarı üzerindeki üç daireyi sağlık merkezine dönüştürdü. Aynı yapı içinde yer alan Diyabet Farkındalık Merkezi çalışmalarına başlarken, Otizm Etkinlik Merkezi ve Psikolojik Destek Birimi de kısa süre içinde faaliyete geçecek.</p>

<p>Diyabet Farkındalık Merkezi hem diyabet hastalarına hem de diyabet öncesi risk grubundaki bireylere yönelik hizmet veriyor. Diyabet Farkındalık Merkezi’nde şeker ve tansiyon ölçümleri yapılarak kişiye uygun bir program hazırlanıp yönlendirmeler yapılıyor, diyabetle ilgili eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriliyor.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/24/24-02-2026-e0b10b62-07da-434b-89ae-1b83a964ec07-1771914923-968-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlıklı Yaşam Şube Müdürü Ferhat Yıldız, “Merkezde bulunan hemşiremiz, diyabete karşı eğitimler verip obezite gibi risk faktörlerini değerlendirerek danışmanlık yapıyor. Şeker ve tansiyon ölçümü ile yara bakımını da kapsayan ilk değerlendirmeden sonra kişinin ihtiyaçlarına göre bütüncül bakış açısıyla yönlendirmelerde bulunuyoruz. Beslenme programına ihtiyaç varsa kişiyi, merkezimizde bulunan diyetisyenimize, fiziksel aktivite ihtiyacı varsa Küçük Çiğli’deki İZSEM’e, diyabete bağlı komplikasyonlar geliştiyse de Eşrefpaşa Hastanemize yönlendiriyoruz. Burada ayrıca diyabete ilişkin farkındalık oluşturmak için eğitimler de yürüteceğiz. Yurttaşlar yüz yüze, 153 Hemşehri İletişim Merkezi üzerinden ya da 0232 294 24 21 numaralı telefonu arayarak merkezimize ulaşabilir” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 10:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/izmirde-diyabetle-mucadelede-farkindalik-merkezi-1771916409.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanı uyardı: Sahuru atlamayın, iftarı yavaş yapın</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/uzmani-uyardi-sahuru-atlamayin-iftari-yavas-yapin-43893</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/uzmani-uyardi-sahuru-atlamayin-iftari-yavas-yapin-43893</guid>
                <description><![CDATA[Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, Ramazan ayında yapılan beslenme hatalarının gün içinde halsizlik, erken acıkma ve yoğun susuzluk hissine yol açtığını belirterek dengeli ve planlı beslenmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, Ramazan ayında yapılan beslenme hatalarının gün içinde halsizlik, erken acıkma ve yoğun susuzluk hissine yol açtığını belirterek dengeli ve planlı beslenmenin önemine dikkat çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -  </strong>Ramazan döneminde sahura kalkmamak, karbonhidrat ağırlıklı beslenmek, kısa sürede aşırı su tüketmek ve kafeinli içeceklere yönelmek en sık yapılan hatalar arasında yer alıyor. Ümit Aktaş, bu alışkanlıkların kan şekeri dalgalanmalarına, gün içinde enerji düşüşüne ve susuzluk hissinin artmasına neden olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>SAHURDA PROTEİN VE SAĞLIKLI YAĞ VURGUSU</strong></p>

<p>Dr. Aktaş, sahur öğününün mutlaka yapılması gerektiğini belirterek, “Sahur yapılmadan tutulan oruç ani kan şekeri düşüşlerine yol açabilir” dedi.</p>

<p>Karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin daha çabuk acıkmaya neden olduğunu ifade eden Aktaş, unlu ve şekerli gıdaların kan şekerini hızla yükseltip düşürdüğünü, buna karşılık protein ve sağlıklı yağların uzun süre tokluk sağladığını dile getirdi. Sahurda yumurta, peynir, zeytin, fermente gıdalar ve sebzelerin tercih edilmesini öneren Aktaş, çay ve kahvenin sınırlı tüketilmesi gerektiğini, suyun ise iftardan sahura kadar zamana yayılarak içilmesinin daha doğru olacağını vurguladı.</p>

<p><strong>“İFTARI İKİYE BÖLÜN”</strong></p>

<p>Uzun süren açlığın ardından iftarda ağır ve hızlı yemek tüketmenin metabolizma üzerinde ani yük oluşturduğunu belirten Aktaş, iftarın aşamalı yapılması gerektiğini söyledi. “Orucu hurma veya zeytinle açıp bir kase çorba içtikten sonra yaklaşık 20 dakika ara vermek hem iştah kontrolünü sağlar hem de kan şekeri dengesini korur” diyen Aktaş, hızlı ve kontrolsüz beslenmenin kalp-damar sistemi açısından risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Ana öğünde kemikli et yemekleri, zeytinyağlı sebzeler, salata ve fermente gıdaların sindirim açısından daha uygun olduğunu belirten Aktaş, hamur işi ve yoğun tatlı tüketiminin ertesi gün susuzluk hissini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>SU TÜKETİMİNDE ZAMANLAMA ÖNEMLİ</strong></p>

<p>İftardan sahura kadar düzenli aralıklarla su içilmesi gerektiğini hatırlatan Aktaş, kısa sürede aşırı su tüketmenin doğru olmadığını söyledi. “Bir anda alınan yüksek miktardaki su hızla atılır ve sindirimi zorlaştırabilir” diyen Aktaş, en doğru yöntemin iftardan sonra başlayarak sahura kadar her yarım saat ya da bir saat arayla bir bardak su içmek olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kafeinli içeceklerin diüretik etkisi nedeniyle vücuttan su atılımını artırdığını da sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>TATLIDA ÖLÇÜ, SAĞLIKTA DENGE</strong></p>

<p>Şekerli gıdaların mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini belirten Aktaş, tercih edilecekse meyve bazlı ve küçük porsiyonlu tatlıların daha dengeli bir seçenek olacağını söyledi.</p>

<p><img height="1123" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/22/1771586817-dr-mit-akta-1771773163-427-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, insülin kullanan diyabet hastaları, ciddi kalp-damar rahatsızlığı bulunanlar, kanser tedavisi görenler, hamileler ve yeni doğum yapmış annelerin oruç tutmadan önce mutlaka hekim görüşü alması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Uzmanlara göre; sahuru atlamamak, protein ve sağlıklı yağ ağırlıklı beslenmek, iftarı kontrollü yapmak, suyu zamana yayarak tüketmek ve hafif fiziksel aktiviteyi sürdürmek Ramazan sürecinin daha rahat geçirilmesine katkı sağlıyor. Dr. Ümit Aktaş, bilinçli beslenme alışkanlıklarının yalnızca Ramazan’da değil, yıl boyunca sağlığın korunmasında belirleyici rol oynadığını ifade etti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:30:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/uzmani-uyardi-sahuru-atlamayin-iftari-yavas-yapin-1771774206.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan’da susuz kalmayın... Süt ve ayran hidrasyonun gizli kahramanları</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/ramazanda-susuz-kalmayin-sut-ve-ayran-hidrasyonun-gizli-kahramanlari-43743</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/ramazanda-susuz-kalmayin-sut-ve-ayran-hidrasyonun-gizli-kahramanlari-43743</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan’da oruç tutarken vücudun sıvı dengesini korumak kritik önemde. Uzmanlar, sadece su içmenin yeterli olmadığını, süt ve fermente süt ürünlerinin sıvıyı daha uzun süre vücutta tuttuğunu belirtiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan’da oruç tutarken vücudun sıvı dengesini korumak kritik önemde. Uzmanlar, sadece su içmenin yeterli olmadığını, süt ve fermente süt ürünlerinin sıvıyı daha uzun süre vücutta tuttuğunu belirtiyor.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ramazan ayında uzun saatler boyunca oruç tutarken vücudun hidrasyonunun sağlanması, sağlık açısından hayati önem taşıyor.</p>

<p>Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, sadece su içmenin yeterli olmadığını, protein, karbonhidrat ve elektrolit içeriği yüksek içeceklerin, özellikle süt, ayran ve kefirin susuzluğu önlemede etkili olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Hami Alpas, süt ve fermente süt ürünlerinin mide boşalmasını yavaşlatarak vücutta sıvının daha uzun süre tutulmasına yardımcı olduğunu söyledi. Alpas, “Süt, bazı araştırmalara göre su kadar, bazılarına göre sudan daha etkili olabiliyor. Ayran ve kefir de benzer şekilde sıvı kaybını önlüyor” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Alpas, tüketicilere güvenilir ve ambalajlı süt ürünlerini tercih etmeleri tavsiyesinde bulunarak, sokak sütlerinin sağlık açısından risk taşıdığını vurguladı.</p>

<p>İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu ise ayran ve kefirin, sahur ile iftar arasında kaybedilen su ve minerallerin yerine konmasında önemli rol oynadığını belirtti. Elmacıoğlu, “Bu ürünler, içerdiği protein ve elektrolitlerle vücudun sıvı dengesini koruyor. Ramazan’da her yaştan tüketicinin sofralarında mutlaka yer almalı” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) verilerine göre Türkiye’de ayran ve kefir üretimi son yıllarda hızlı bir artış gösteriyor. 2023’te 830 bin ton olan üretim, 2024’te yüzde 16 artışla 960 bin tona, 2025’te ise yüzde 9 artışla 1 milyon 50 bin tona ulaştı.</p>

<p>Uzmanlar, fermente süt ürünlerinin hem iç pazarda güçlü talep görmesinin hem de sağlık bilinci yükseldikçe önem kazanmasının, sektörde büyümeyi sürekli kıldığını belirtiyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 16:30:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/ramazanda-susuz-kalmayin-sut-ve-ayran-hidrasyonun-gizli-kahramanlari-1771594217.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser hastaları Ramazan’da oruç tutabilir mi?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/kanser-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi-43644</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/kanser-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi-43644</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan ayı yaklaşırken kanser hastalarından sıkça gelen “Oruç tutabilir miyim?” sorusu, uzmanlar tarafından bireysel ve tıbbi değerlendirme şartıyla ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, aktif tedavi gören hastalarda orucun ciddi riskler oluşturabileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı yaklaşırken kanser hastalarından sıkça gelen “Oruç tutabilir miyim?” sorusu, uzmanlar tarafından bireysel ve tıbbi değerlendirme şartıyla ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, aktif tedavi gören hastalarda orucun ciddi riskler oluşturabileceğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, kanser hastalarının oruç tutup tutamayacağı konusunda tek bir yanıtın olmadığını belirterek, kararın mutlaka bireysel ve tıbbi değerlendirme ile verilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Polat, aktif kemoterapi veya radyoterapi gören hastalar için uzun süreli açlık ve sıvı kısıtlamasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini söyledi. “Yeterli kalori, protein ve sıvı alımı; bağışıklık sisteminin korunması, kas kaybının önlenmesi ve tedavinin tolere edilebilmesi açısından hayati öneme sahip. Özellikle kilo kaybı ve iştahsızlık yaşayan hastalarda oruç mevcut tabloyu ağırlaştırabilir” dedi.</p>

<p>Kanserle mücadelede en önemli hedefin vücudu güçlü ve dengede tutmak olduğunu ifade eden Polat, "Oruç kararı bedeni zorlamak değil, koruyacak şekilde verilmelidir. Sağlığı korumak da dini bir sorumluluktur” dedi.</p>

<p>Aktif tedavisi tamamlanmış ve genel durumu iyi olan bazı hastalar için ise orucun hekim gözetiminde bireysel olarak değerlendirilebileceğine dikkati çeken Polat, bu süreçte dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı:</p>


 <strong>Sıvı alımı kritik: </strong>İftar ve sahur arasında yeterli su tüketimi ihmal edilmemeli. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz.
 <strong>Protein ve kalori dengesi korunmalı: </strong>Kas kaybı ve bağışıklık zayıflığını önlemek için dengeli beslenme şart.
 <strong>Ani kilo kaybı uyarıcıdır:</strong> İstemsiz kilo kaybı, oruç kararının yeniden gözden geçirilmesini gerektirir.
 <strong>İlaçlar aksatılmamalı: </strong>Düzenli kullanılan ilaçlar, hekim önerisine göre zamanlanmalı.
 <strong>Uyarı belirtileri ciddiye alınmalı:</strong> Şiddetli halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı veya idrar azalması durumunda oruç ısrar edilmemeli.


<p></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 18:00:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/kanser-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi-1771513208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan’da mide sorunları ve halsizliği aşmak için altın tavsiyeler... Sahur sağlık için önemli mi?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/ramazanda-mide-sorunlari-ve-halsizligi-asmak-icin-altin-tavsiyeler-sahur-saglik-icin-onemli-mi-43483</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/ramazanda-mide-sorunlari-ve-halsizligi-asmak-icin-altin-tavsiyeler-sahur-saglik-icin-onemli-mi-43483</guid>
                <description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli bir oruç süreci için iftar ve sahurda yapılan beslenme hatalarına dikkat çekerek mübarek ayda uygulanması önemli olan 5 altın öneri verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli bir oruç süreci için iftar ve sahurda yapılan beslenme hatalarına dikkat çekerek mübarek ayda uygulanması önemli olan 5 altın öneri verdi.</p><p><strong>SAKARYA (İGFA) - </strong>Ramazan ayı öncesinde değerlendirmelerde bulunan Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, 11 ayın sultanı Ramazan’da oruç sürecinin sağlıklı geçirilmesi için yapılan beslenme hatalarına dikkat çekti. Çiftçi, özellikle iftar ve sahurda yapılan yanlışların gün boyu halsizlik, mide problemleri ve kan şekeri dalgalanmalarına neden olabildiğini vurguladı.</p>

<p> 
<p>Uzun süren açlığın ardından hızlı yemek yemenin sindirimi zorlaştırdığını belirten Çiftçi, iftara çorba gibi hafif bir başlangıç yapılmasını ve ana yemeğe geçmeden kısa bir ara verilmesini önerdi.</p>
</p>

<p><strong>HER GÜN TATLI TÜKETMEYİN</strong></p>

<p>İftar sonrası tatlı alışkanlığının kan şekerini zorladığını ifade eden Çiftçi, yeterli lif ve protein içeren bir iftarın tatlı isteğini azalttığını söyledi. Tatlı yerine meyve ve kuru meyvelerin tercih edilebileceğini belirtti.</p>

<p><strong>SAHURU ATLAMAK BÜYÜK HATA</strong></p>

<p>“Sahur yapmadan oruç tutmak metabolizmayı yavaşlatır” diyen Çiftçi, uzun süreli açlığın vücudu strese soktuğunu ve sahurun mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayarak, “12 saatlik açlık süresini 24 saate çıkarmak metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Tek bir öğünde tüm vitamin ve besin gruplarını almak mümkün olmadığı için sahur öğünü mutlaka yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img class="" height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/18/1-10-1771419474-147-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>SAHURDA LİFLİ BESİNLERİ TERCİH EDİN</strong></p>

<p>Erişte ve yufka gibi lif oranı düşük gıdaların gün içinde daha çabuk acıktırdığını belirten Çiftçi; siyez, çavdar, tam buğday ve yulaf gibi besinlerin daha dengeli olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>ÇAY VE KAHVEDE ÖLÇÜYÜ KAÇIRMAYIN</strong></p>

<p>Ödem için sıkça tüketilen bitki çaylarının aşırı kullanımının su kaybını artırabileceğini söyleyen Çiftçi, akşam saatlerinde 3-4 bardaktan fazla çay, 1 fincandan fazla kahve tüketilmemesi gerektiğini hatırlattı.</p>

<p><strong>ÖZEL DURUMU OLANLAR DİKKATLİ OLMALI</strong></p>

<p>Kronik hastalığı olanlar, gebeler ve emziren annelerin mutlaka doktora danışması gerektiğini belirten Çiftçi, Ramazan’ın sağlıkla geçmesi için bilinçli beslenmenin önemine vurgu yaparak tüm vatandaşlara hayırlı Ramazanlar diledi.</p>

<p>Diyetisyen Betül Çiftçi, “Gün içinde zaten susuz kalan vücudumuz var. Çay ve kahve tüketimini artırdığımızda su ihtiyacımız da artar. Akşamları 3-4 bardaktan fazla çay, 1 fincandan fazla kahve tüketmemeye özen gösterelim. Oruç sağlıktır ancak herkes için uygun olmayabilir. Özel durumlarınız varsa mutlaka doktorunuza danışarak hareket edin” sözlerine yer verdi.</p>

<p></p>

<p>    </p>

<p></p>


]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 16:30:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/ramazanda-mide-sorunlari-ve-halsizligi-asmak-icin-altin-tavsiyeler-sahur-saglik-icin-onemli-mi-1771421414.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinir sıkışmaları ihmal edilirse kalıcı hasara yol açabiliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/sinir-sikismalari-ihmal-edilirse-kalici-hasara-yol-acabiliyor-43436</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/sinir-sikismalari-ihmal-edilirse-kalici-hasara-yol-acabiliyor-43436</guid>
                <description><![CDATA[Günlük hayatta basit uyuşma, ağrı veya keçeleşme ile kendini gösteren sinir sıkışmaları, tedavi edilmediğinde kas erimesi ve kalıcı güç kaybına neden olabiliyor. Özellikle 40-60 yaş aralığındaki kadınlar, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar ve ev kadınları gibi ellerini yoğun kullanan gruplarda daha sık görülüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatta basit uyuşma, ağrı veya keçeleşme ile kendini gösteren sinir sıkışmaları, tedavi edilmediğinde kas erimesi ve kalıcı güç kaybına neden olabiliyor. Özellikle 40-60 yaş aralığındaki kadınlar, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar ve ev kadınları gibi ellerini yoğun kullanan gruplarda daha sık görülüyor.</p><p><b>İSTANBUL (İGFA) - </b>Sinir sıkışmalarının vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabildiğini vurgulayan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, "El bileğinde median sinirin sıkışmasıyla oluşan Karpal Tünel Sendromu en sık karşılaştığımız tablodur. Bunun yanı sıra dirsek bölgesindeki ulnar sinir ve diz yan kısmındaki peronel sinir sıkışmaları da toplumda oldukça yaygın görülüyor. Hasta şikayetleri etkilenen sinire göre değişkenlik gösterebilir. Şikayetler genellikle uyuşukluk, ağrı, keçeleşme ile başlar. İlerlediğinde güçsüzlük ve kaslarda erime meydana gelebilir” dedi.</p>

<p>Sinir sıkışmasında diyabet, tiroit hastalıkları, romatizma, menopoz, obezite ve hamileliğin temel risk faktörleri arasında yer aldığını paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen; cisimlerin şiddetli şekilde tutulması, bileğin aşırı bükülmesi, yanlış yatış/oturuş pozisyonları ve ani kilo kayıplarının da sorunu tetikleyebileceğini hatırlattı.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/18/mailservice-3-1771405572-107-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><b>GÜÇ KAYBI VARSA AMELİYAT ŞART!</b></p>

<p>Hafif ve orta düzey vakalarda ilaç, istirahat ve fizik tedavi gibi yöntemlerin uygulandığını vurgulayan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Eğer hastalar istirahat, rehabilitasyon veya diğer tedavilerle iyileşmezse ve tetkiklerde ağır düzeyde sinir sıkışıklığı saptanmışsa cerrahi tedavi yapılması uygun olabilir. Yaklaşık 30 dakika süren ve genellikle lokal anesteziyle yapılan operasyonlarda, sinir üzerindeki baskı açık veya endoskopik yani kameralı yöntemlerle kaldırılır. Hastalar aynı gün taburcu edilerek sosyal yaşamlarına hızla dönebilir” dedi.</p>

<p><b>SİNİRLERİ KORUMANIN 7 YOLU</b></p>

<p>Duruş ve oturuş pozisyonlarına dikkat edin.</p>

<p>Klavye/fare kullanırken bileklerinizi uzun süre bükülü tutmayın.</p>

<p>Dirseklerinizi sert zemine dayamayın.</p>

<p>Ev işlerinde sık sık mola verin.</p>

<p>Ellerinizle ağır yük taşımaktan kaçının.</p>

<p>Düzenli germe ve esneme egzersizleri yapın.</p>

<p>Diyabet, guatr ve romatizma kontrollerinizi aksatmayın.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:30:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/sinir-sikismalari-ihmal-edilirse-kalici-hasara-yol-acabiliyor-1771407012.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul Beylikdüzü’nde sağlıklı beslenme önerileri</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-beylikduzunde-saglikli-beslenme-onerileri-43364</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/istanbul-beylikduzunde-saglikli-beslenme-onerileri-43364</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Beylikdüzü Belediyesi diyetisyen hekimleri Ramazan ayında dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek sahurdan iftara uzanan süreçte uygulanabilecek önerileri paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Beylikdüzü Belediyesi diyetisyen hekimleri Ramazan ayında dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek sahurdan iftara uzanan süreçte uygulanabilecek önerileri paylaştı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>İstanbul Beylikdüzü Belediyesi diyetisyen hekimleri, Ramazan ayında dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek sahurdan iftara uzanan süreçte uygulanabilecek önerileri vatandaşlarla paylaştı.</p>

<p>Ramazan ayının başlamasıyla birlikte beslenme düzeninde yaşanan değişimlere dikkat çeken diyetisyen hekim Merve Akdeniz ve Betül Arda, uzun süreli açlık sonrası doğru yemek tercihleri konusunda önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>

<p>Öte yandan diyetisyen hekimler, iftar sofrasında dengeli bir tabak oluşturulması gerektiği ve proteinin, sağlıklı yağların, lifli gıdaların ve kontrollü karbonhidratın bir arada bulunması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Diyetisyenler karbonhidrat ağırlıklı bir öğünün ani insülin iniş çıkışlarına yol açabileceği aktarırken amaçlarının bir anda doymak değil, tokluk süresini daha uzun ve dengeli şekilde sürdürmek olduğunu vurguladı.</p>

<p>“<b>EN ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONU KESİNLİKLE SU TÜKETİMİ”</b></p>

<p>Ramazan ayında su tüketimine dikkat çeken diyetisyen hekim Betül Arda “Ramazan boyunca en çok dikkat etmeleri gereken konu kesinlikle su tüketimi. Zaten gündelik iki, iki buçuk litre su tüketimine ihtiyacımız varken Ramazan ayında uzun süreli susuzluktan dolayı bunu biraz kaçırabiliyorlar. İftar ve sahur arasına yayarak bu iki litreyi tüketmelerinin öneminden özellikle bahsediyoruz. Bu noktada çay, kahve yerine sadece suyla sıvı desteğini almaları çok önemli. Aslında oruç vücudumuzda biriken toksinlerden kurtulmak için mükemmel bir destekleyici. Ama kronik rahatsızlığı olan yaşlı bireylerimizin bunu doktorlarının kontrolü altında yapmalarını öneriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“<b>DENGELİ BİR TABAK OLUŞTURULMASI GEREKİYOR”</b></p>

<p>Diyetisyen Merve Akdeniz ise “Öncelikle uzun süre açlık sonrası orucumuzu hurmayla açabiliriz. Bunun dışında bir meyve önermiyoruz. Çünkü ani insülin, dalgalanmaları yaşamanızı istemeyiz. Sonrasında bir kâse çorbayla devam edebiliriz. Ardından dengeli bir tabak oluşturulması gerekiyor. Protein, karbonhidrat, sağlıklı yağ ve liften zengin sebzelerin bir arada yer aldığı; karbonhidrat ağırlıklı olmayan bir öğün tercih edilmeli. Aksi halde gün içerisinde tokluk süresi kısalabiliyor ve enerji dalgalanmaları yaşanabiliyor. Sahurda klasik bir kahvaltı düşünebiliriz. Ama kızartma, hamur işi gibi ya da geceden kalan yemekleri yememeliyiz ki gün içerisinde susama, halsizlik gibi durumlar yaşamayalım” şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 16:30:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/istanbul-beylikduzunde-saglikli-beslenme-onerileri-1771335014.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşırı ekran kullanımı hafızayı ve dikkati tehdit ediyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/asiri-ekran-kullanimi-hafizayi-ve-dikkati-tehdit-ediyor-43331</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/asiri-ekran-kullanimi-hafizayi-ve-dikkati-tehdit-ediyor-43331</guid>
                <description><![CDATA[Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, dijital cihazların kontrolsüz kullanımının zihinsel sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekerek “dijital demans” kavramına vurgu yaptı. Özcan, özellikle çocuk ve gençlerin risk altında olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, dijital cihazların kontrolsüz kullanımının zihinsel sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekerek “dijital demans” kavramına vurgu yaptı. Özcan, özellikle çocuk ve gençlerin risk altında olduğunu belirtti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Dijital demans; dijital teknolojilerin aşırı ve bilinçsiz kullanımı sonucunda ortaya çıkan, unutkanlık, dikkat dağınıklığı, çoklu görev yapma ve bilişsel işlevlerde zayıflama gibi demans benzeri belirtilerle kendini gösteren bir tablo olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Yapılan araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyetinin bilişsel bozukluk gelişme riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan’a göre dijital demans, özellikle akıllı telefonlar ve tabletlerle yoğun vakit geçiren bireylerde görülüyor.</p>

<p>Bu kişiler zamanla: unutkanlık, odaklanma güçlüğü, çoklu görev yapamama, yeni bilgileri akılda tutmakta zorlanma gibi belirtiler yaşamaya başlıyor.</p>

<p>Bu belirtiler, erken dönem demans semptomlarıyla büyük benzerlik gösteriyor. Özcan, çocuk ve ergenlerin, gelişim çağında olmaları nedeniyle dijital demans açısından en riskli gruplar arasında yer aldığını vurguluyor.</p>

<p><img height="750" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/17/klinik-psikolog-aleyna-damla-ozcan-1771324840-349-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Aşırı ekran kullanımı, kısa süreli hafızayı olumsuz etkileyerek unutkanlığa yol açabiliyor. Uzun süre ekrana maruz kalmak, dikkat sürelerini kısaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor. Psikolog Özcan, dijital cihazların bilgiyi hızlı ve zahmetsiz şekilde sunmasının, bireylerin problem çözme ve eleştirel düşünme gibi derin bilişsel süreçlere yeterince dahil olmamasına neden olabildiğini belirtiyor.</p>

<p><b>EKRAN SÜRESİ BEYNİ NASIL ETKİLİYOR?</b></p>

<p>Özcan, aşırı ekran kullanımının kısa süreli hafızayı olumsuz etkilediğini, dikkat süresini kısalttığını ve problem çözme ile eleştirel düşünme becerilerini zayıflattığını belirtti. Bu durum yaratıcılığı azaltırken, görev odaklı çalışmayı da zorlaştırıyor.</p>

<p><img height="628" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/17/gorsel-4-1-1771324828-542-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><b>RUHSAL DEĞİŞİMLER VE UYKU BOZUKLUKLARINA NEDEN OLUYOR</b></p>

<p>Dijital cihazlarla uzun süreli temasın duygusal dengeyi de bozduğunu ifade eden Özcan, “Ruh hali dalgalanmaları, sinirlilik ve artan stres düzeyi dijital demansa eşlik ediyor. Ayrıca ekranlardan yayılan mavi ışık, melatonin salgısını baskılayarak uyku kalitesini düşürüyor” dedi.</p>

<p><b>DİJİTAL DEMANS’DAN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?</b></p>

<p>Özcan, dijital demansa karşı en temel önlemin dijital detoks olduğunu vurguladı. Günlük ekran süresinin sınırlandırılması, cihazların uyku alanı dışında tutulması ve belirli kullanım saatleri oluşturulması öneriliyor. Ayrıca kitap okumak, bulmaca çözmek, yeni beceriler öğrenmek gibi zihni aktif tutan faaliyetler hafızayı güçlendiriyor.</p>

<p><img height="628" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/17/gorsel-2-1771324804-124-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Özcan, ekran süresini kontrol etmekte zorlanan bireylerin bunun önemli bir uyarı işareti olduğunu belirterek, psikoterapi desteğinin sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 14:00:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/asiri-ekran-kullanimi-hafizayi-ve-dikkati-tehdit-ediyor-1771326006.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocukluk çağı kanserlerinde yeni umut dönemi... Tedavi oranı yüzde 87’ye ulaştı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/cocukluk-cagi-kanserlerinde-yeni-umut-donemi-tedavi-orani-yuzde-87ye-ulasti-43133</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/cocukluk-cagi-kanserlerinde-yeni-umut-donemi-tedavi-orani-yuzde-87ye-ulasti-43133</guid>
                <description><![CDATA[Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü öncesinde çocukluk çağı kanserlerinde tedavide ulaşılan yeni dönemi ve ailelere düşen kritik görevleri anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü öncesinde çocukluk çağı kanserlerinde tedavide ulaşılan yeni dönemi ve ailelere düşen kritik görevleri anlattı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocukluk çağı kanserlerinde son yıllarda kaydedilen hızlı ilerleme, aileler ve sağlık camiası için büyük umut oluşturuyor.</p>

<p>Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu, “Artık çocukluk çağı kanserlerinde çok daha güçlü bir noktadayız. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız sadece çocuğu iyileştirmek değil, sağlıklı bir erişkin olarak hayata devam etmesini sağlamak” dedi.</p>

<p><strong>TEDAVİDE BAŞARI ORANLARI YÜKSELDİ</strong></p>

<p>Prof. Dr. Çorapçıoğlu, çocukluk çağı kanserlerinde başarı oranlarının önemli ölçüde arttığını belirterek, “1970’lerde tedavi edilebilme oranı yüzde 50-60 civarındayken, günümüzde bu oran yaklaşık yüzde 87’ye yükseldi. Özellikle lösemi ve lenfoma gibi kanserlerde erken tanı ve tedavi çok kritik” diye konuştu.</p>

<p>Erken tanının tedavi başarısında belirleyici olduğunu vurgulayan Çorapçıoğlu, ebeveynlere, bacak, bel ve kemik ağrısı, ateş, halsizlik, morluklar veya sık burun/diş eti kanamaları gibi belirtiler ciddiye alınması gerektiğine dikkati çekerek, "Büyüme ağrısı’ denilen ama geçmeyen ağrıların altında kanser olabileceği unutulmamalı" dedi.</p>

<p>Son yıllarda kanserin genetik ve moleküler yapısının daha iyi anlaşılması sayesinde kişiselleştirilmiş tedaviler mümkün hale geldiğini söyleyen Prof. Dr. Çorapçıoğlu, “Moleküler tetkiklerle hedefi doğru belirleyebiliyorsak, doğrudan o değişikliğe yönelik ilaçlar kullanabiliyoruz. Bu, çocukluk çağı kanserlerinde büyük bir kazanım. Bazı durumlarda kemoterapiye hiç gerek kalmadan tedavi sağlanabiliyor” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 18:30:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/cocukluk-cagi-kanserlerinde-yeni-umut-donemi-tedavi-orani-yuzde-87ye-ulasti-1771169410.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeşilay’dan ’Bırak Şimdi’ kampanyası... Sigarayı bırakan ilk 1000 kişiye hediye</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/yesilaydan-birak-simdi-kampanyasi-sigarayi-birakan-ilk-1000-kisiye-hediye-43055</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/yesilaydan-birak-simdi-kampanyasi-sigarayi-birakan-ilk-1000-kisiye-hediye-43055</guid>
                <description><![CDATA[Yeşilay, tütün bağımlılığına karşı toplumsal farkındalığı artırmak ve bırakma sürecine güçlü bir başlangıç yapmak amacıyla “Bırak Şimdi” kampanyasını başlattı. Kampanya kapsamında sigarayı bırakma sözü veren ilk 1000 kişiye hediyeler verilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilay, tütün bağımlılığına karşı toplumsal farkındalığı artırmak ve bırakma sürecine güçlü bir başlangıç yapmak amacıyla “Bırak Şimdi” kampanyasını başlattı. Kampanya kapsamında sigarayı bırakma sözü veren ilk 1000 kişiye hediyeler verilecek.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>“Tütünsüz bir hayata ‘merhaba’ demek için şimdi tam zamanı” sloganıyla 9 Şubat'ta duyurulan ve 14 Şubat saat 14.14’te başlayan Yeşilay’ın kampanyası yoğun ilgi görüyor.</p>

<p>Son başvuru tarihi 18 Şubat olarak duyurulan kampanyaya sosyal medya hesaplarında paylaşılan bağlantı üzerinden anketi doldurarak sigarayı bırakacağını beyan eden ilk 1000 kişi yararlanabilecek.</p>

<p><strong>“EN BÜYÜK HEDİYE DAHA SAĞLIKLI BİR HAYAT”</strong></p>

<p>Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, tütün bağımlılığı nedeniyle her yıl 8 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiğine dikkat çekerek kampanyanın önemini vurguladı.</p>

<p>“Başlattığımız ‘Bırak Şimdi’ kampanyası ile tütün bağımlılarına hayatlarının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatmak istedik" diyen Dr. Mehmet Dinç, "Bizim mücadelemiz iradeye ve inanca dayanıyor. Katılımcıların sözlerini yerine getireceğine güvenimiz tam. Elbette sürpriz hediyelerimiz var; ancak en büyük hediye daha rahat bir nefes, daha sağlıklı ve daha özgür bir hayat" diye konuştu.</p>

<p><img height="937" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/02/15/1771067496-kampanya-gorsel-1771139414-284-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>“RAMAZAN: İRADE İÇİN BÜYÜK BİR FIRSAT”</strong></p>

<p>Kampanyaya destek veren Yasemin Açık Vakfı Kurucusu Yasemin Açık, Ramazan ayının sigarayı bırakmak için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirterek, “Gün boyunca içilmeyen sigara, 24 saate; 24 saat bir aya; bir ay ise bir ömre yayılabilir. Yeter ki karar verelim.” dedi.</p>

<p>Bırak Şimdi” kampanyası yalnızca bir ödül programı değil; iradeye, sağlığa ve geleceğe yapılan bir çağrı niteliği</p>

<p>taşıyor. Yeşilay, tütün bağımlılığıyla mücadelede bireysel kararlılığın toplumsal dönüşüme güç katacağına inanıyor ve herkesi şimdi karar vermeye davet ediyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 10:30:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/yesilaydan-birak-simdi-kampanyasi-sigarayi-birakan-ilk-1000-kisiye-hediye-1771140606.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Epilepsi anne olmaya engel değil</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/epilepsi-anne-olmaya-engel-degil-43015</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/epilepsi-anne-olmaya-engel-degil-43015</guid>
                <description><![CDATA[Epilepsi hastası kadınların anne olamayacağı yönündeki yaygın yanlış inanışlara dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran, epilepsinin sağlıklı bir gebeliğe engel olmadığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Epilepsi hastası kadınların anne olamayacağı yönündeki yaygın yanlış inanışlara dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran, epilepsinin sağlıklı bir gebeliğe engel olmadığını vurguladı.</p><p>BURSA (İGFA) - Uluslararası Epilepsi Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Kuzukıran, doğru tedavi ve düzenli takiple epilepsisi olan kadınların büyük çoğunluğunun sağlıklı bebekler dünyaya getirebildiğini ifade etti.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align: start;">Gebelik sürecinde epilepsi tedavisinin kesinlikle kesilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Nuray Kuzukıran, ilaçların hekim kontrolü dışında değiştirilmesinin ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekti.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align: start;">Kuzukıran, “Gebelikte epilepsi tedavisinin kendi kendine bırakılması ya da dozlarının değiştirilmesi son derece sakıncalıdır. Kontrolsüz nöbetler, hem anne hem de bebek için kullanılan ilaçlardan çok daha büyük tehlike oluşturur” dedi.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align: start;">Sağlıklı bir gebelik süreci için disiplinler arası takibin önemine işaret eden Kuzukıran, gebeliğin mutlaka nöroloji ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının iş birliğiyle planlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align: start;">İlaçların düzenli kullanılmasının, dozların doktor kontrolünde ayarlanmasının ve folik asit desteğinin ihmal edilmemesinin kritik olduğunu belirten Kuzukıran, düzenli kontrollerin de gebelik sürecinin güvenli ilerlemesinde belirleyici rol oynadığını söyledi.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align: start;">Op. Dr. Nuray Kuzukıran, “Doğru bilgi, doğru takip ve yeterli destekle epilepsi ile sağlıklı bir gebelik mümkündür. Önemli olan korkularla değil, bilimsel verilerle hareket etmektir” ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 11:30:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/epilepsi-anne-olmaya-engel-degil-1771057806.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bursa Tabip Odası’ndan ’sahte profesör’ uyarısı! Savcılığa başvuruldu</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.habertanik.com/haber/bursa-tabip-odasindan-sahte-profesor-uyarisi-savciliga-basvuruldu-42755</link>
                <guid>https://www.habertanik.com/haber/bursa-tabip-odasindan-sahte-profesor-uyarisi-savciliga-basvuruldu-42755</guid>
                <description><![CDATA[Bursa’da düzenlenen bir sempozyumda kendisini “onkolog ve profesör” olarak tanıtan kişinin iddiaları üzerine Bursa Tabip Odası basın açıklaması yaptı. Almanya’daki resmi kurumlardan gelen yanıtlarda, sunulan belgelerin sahte olduğu ve kişinin tabip odalarına kayıtlı bulunmadığı bildirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa’da düzenlenen bir sempozyumda kendisini “onkolog ve profesör” olarak tanıtan kişinin iddiaları üzerine Bursa Tabip Odası basın açıklaması yaptı. Almanya’daki resmi kurumlardan gelen yanıtlarda, sunulan belgelerin sahte olduğu ve kişinin tabip odalarına kayıtlı bulunmadığı bildirildi.</p><p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa Tabip Odası (BTO), Aralık 2025’te kentte düzenlenen bir sempozyumda kendisini onkolog ve profesör olarak tanıtarak konuşma yapan kişi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Türkan Saylan Toplantı Salonu’nda yapılan açıklamaya BTO yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda hekim katıldı.</p>

<p>BTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ferda Firdin, söz konusu kişinin konuşmasında kemik iliği kanserinden standart onkolojik tedavileri reddederek 4 ay içinde iyileştiğini ileri sürdüğünü belirterek, bu iddiaların kanıta dayalı tıp ilkeleriyle uyuşmadığını vurguladı. Dr. Firdin, “Bilimsel tedavilerin yerini alabilecek herhangi bir yaklaşım bulunmamaktadır; tıbbın alternatifi yoktur. Bu tür söylemler özellikle tedavisi süren hastalar açısından ciddi risk taşımaktadır” dedi.</p>

<p><strong>ALMANYA’DAN ‘SAHTE BELGE’ YANITI</strong></p>

<p>Bursa Tabip Odası’nın, ilgili kişinin mesleki belgeleri ve akademik unvanına ilişkin iddialarını teyit etmek amacıyla Almanya’daki yetkili makamlara yazılı başvuruda bulunduğu açıklandı.</p>

<p>Oda'ya gelen resmi yanıtta, kamuoyuna sunulan ve kendi kurumlarınca düzenlendiği iddia edilen belgenin sahte olduğu, ayrıca ilgili kişinin Berlin Tabip Odası’na hiçbir zaman üye olmadığı bildirildi. Ayrıca, Türk Tabipleri Birliği’nin başvurusu üzerine Baden-Württemberg Eyaleti Kuzey Württemberg Bölge Tabip Odası’ndan gelen yanıtta da 10 Nisan 2008 tarihli uzmanlık belgesinin sahte olduğu ve ilgili kişinin bu tabip odasına da üye olmadığı ifade edildi. Konuyla ilgili Stuttgart Savcılığı’na başvuruda bulunulduğu kaydedildi.</p>

<p><strong>“BİLİMSEL KANIT YOK” VURGUSU</strong></p>

<p>Açıklamada, kişinin daha sonra paylaştığı belgelerde tanının “G3 osteosarkom” olarak yer aldığı, ancak yüksek dereceli osteosarkomda standart tedaviler dışında kısa sürede kalıcı iyileşme sağlandığına dair güvenilir klinik kanıt bulunmadığı belirtildi. Kişisel anlatımlara dayalı tedavi başarı iddialarının genelleştirilmesinin bilimsel ilkelerle bağdaşmadığı ifade edilirken, kanser gibi toplumda yüksek kaygı yaratan hastalıklara ilişkin umut tacirliğine varabilecek söylemlerin hem bireysel hem toplumsal düzeyde zarar verebileceği vurgulandı.</p>

<p><strong>ADLİ SÜREÇ BAŞLATILDI</strong></p>

<p>Bursa Tabip Odası, halk sağlığını yanıltıcı nitelikte beyanlar nedeniyle ilgili kişi hakkında yetkili adli mercilere başvuruda bulunulduğunu ve sürecin hukuki ve mesleki sorumluluk çerçevesinde takip edildiğini açıkladı. Açıklamada ayrıca, bilimsel dayanağı olmayan sağlık iddialarının akademik ortamlar ve üniversite etkinlikleri aracılığıyla dolaşıma girmesinin kaygı verici olduğu belirtilerek, üniversitelerin doğrulanmış bilginin üretildiği ve topluma güvenle aktarıldığı kurumlar olduğuna dikkat çekildi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 19:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.habertanik.com/images/haberler/2026/02/bursa-tabip-odasindan-sahte-profesor-uyarisi-savciliga-basvuruldu-1770825608.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
