Editor: Ayşe Koca
Zorkun Yaylası denildiğinde akla ilk olarak serin havası, çam ormanları ve eşsiz doğa manzaraları geliyor. Ancak bu yaylayı özel kılan yalnızca doğası değil; yıllardır burada emek veren, yaylanın sosyal hayatına renk katan esnafları ve onların bıraktığı izler de Zorkun'un hafızasında önemli bir yer tutuyor.
Osmaniye'nin gözde yaylalarından biri olan Zorkun Yaylası, yaz aylarında Çukurova'nın bunaltıcı sıcaklarından kaçan binlerce kişiye ev sahipliği yapıyor. Amanos Dağları'nın eteklerinde yer alan yayla, serin iklimi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini adeta başka bir dünyaya taşıyor.
Muhittin Nalbant'ın kaleme aldığı şiirlerde de ifade edildiği gibi Zorkun, yalnızca bir yayla değil; dostluğun, komşuluğun ve dayanışmanın yaşandığı özel bir yaşam alanı olarak öne çıkıyor. Yayla esnafı yıllar boyunca hem yerli halkın hem de ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılayarak Zorkun'un sosyal dokusunun ayrılmaz parçası haline geldi.
Yaylanın unutulmaz isimlerinden Tavacı Bünyamin, hazırladığı lezzetlerle yıllarca misafirlerin uğrak noktası oldu. Köz ateşinde pişen yemeklerin kokusu yayla sokaklarını sararken, ziyaretçiler bu eşsiz lezzetleri tatmadan yayladan ayrılmak istemedi.
Kebapçı Reşit ise mangal başındaki ustalığıyla hafızalara kazındı. Yaz akşamlarında yükselen kebap kokuları, dost sohbetlerine eşlik ederken yaylanın canlı atmosferine ayrı bir renk kattı. Reşit Usta'nın tezgâhı, yıllarca yayla sakinlerinin buluşma noktalarından biri olarak bilindi.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte fırınının başına geçen Mustafa Usta ise sıcak ekmek ve pideleriyle yayla halkının gönlünde yer edindi. Fırından yükselen taze ekmek kokusu, Zorkun sabahlarının unutulmaz detaylarından biri oldu.
Berber Ahmet'in dükkânı ise yalnızca saç kesilen bir yer değil, aynı zamanda sohbetlerin yapıldığı, dostlukların pekiştiği bir mekân olarak hafızalarda yer aldı. Yayla sakinleri burada bir araya gelir, gündemi konuşur ve keyifli vakit geçirirdi.
Teknolojinin yayladaki temsilcilerinden biri olan Televizyoncu Abdurrahman da yıllarca elektronik cihazların tamiri ve kurulumu konusunda bölge halkına hizmet verdi. Onun sayesinde birçok ev dünyaya açılan penceresine kavuştu.
Zorkun Yaylası'nın kültürel hafızasının korunmasında ise fotoğraf sanatçısı Muhittin Nalbant'ın ayrı bir yeri bulunuyor. Yıllardır elinden düşürmediği fotoğraf makinesiyle yaylanın doğal güzelliklerini, insanlarını ve yaşam kültürünü kayıt altına alan Nalbant, adeta Zorkun'un görsel tarihini oluşturdu.
Muhittin Nalbant'ın objektifinden çıkan kareler, yalnızca bir fotoğraf değil; geçmişe açılan bir pencere niteliği taşıyor. Yaylada yaşayan insanların günlük hayatları, esnafların çalışma anları, çocukların oyunları ve doğanın sunduğu eşsiz güzellikler onun arşivinde ölümsüzleşiyor.
Sırapınar'ın serin suları, çam ağaçlarının gölgesi, sisler arasında kaybolan dağ yolları ve gün batımında ortaya çıkan eşsiz manzaralar, Muhittin Nalbant'ın fotoğraflarında hayat buluyor. Bu çalışmalar sayesinde Zorkun Yaylası'nın geçmişten günümüze uzanan hikâyesi gelecek nesillere aktarılıyor.
Bugün de Zorkun Yaylası, doğayla iç içe huzurlu yaşamı, samimi insanları ve köklü esnaf kültürüyle ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Her köşesinde ayrı bir anı, her sokağında ayrı bir hikâye bulunan yayla, Osmaniye'nin en değerli doğal ve kültürel mirasları arasında yer alıyor.
Amanos Dağları'nın serin rüzgârları eşliğinde yaşamını sürdüren Zorkun Yaylası, geçmişte olduğu gibi bugün de dostluğun, paylaşmanın ve huzurun adresi olmaya devam ediyor. Muhittin Nalbant'ın arşivinden günümüze ulaşan fotoğraflar ve şiirler ise bu eşsiz yayla kültürünü yaşatmayı sürdürüyor.
Yorumlar 0