Raporda Türkiye'ye yönelik eleştiriler yer alırken, siyasi çevrelerden de farklı değerlendirmeler geldi.
Türkiye ile o dönemki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) arasındaki ortaklık ilişkisi 1963 yılında Ankara Anlaşması ile başladı. 1996 yılında Gümrük Birliği yürürlüğe girerken, 3 Ekim 2005 tarihinde ise tam üyelik müzakereleri resmen başladı.
Ancak yıllar içerisinde inişli çıkışlı bir seyir izleyen Türkiye-AB ilişkileri, Avrupa Parlamentosu'nun 2025 Türkiye Raporu sonrasında yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Raporda; hukukun üstünlüğü, basın ve ifade özgürlüğü, güçler ayrılığı ve şeffaflık gibi başlıklarda eleştirilere yer verildi.
Siyasilerden Farklı Yorumlar
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmelerine tepki göstererek, "Avrupa Parlamentosu kendi körlüğüyle yüzleşsin." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise raporun Türkiye-AB ilişkilerinin geldiği noktayı ortaya koyduğunu belirterek, "Süreç bir Pirus zaferiydi, bu rapor da sürecin bittiğinin ilanıdır." değerlendirmesinde bulundu.
YENİYOL Grup Başkanvekili ve eski AK Parti milletvekili Selçuk Özdağ da Türkiye'nin demokratik standartlarını yükseltmesi gerektiğini savunarak dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Üyelik Süreci Fiilen Durgun
Uzun yıllardır devam eden müzakere sürecinde birçok başlık açılmış olsa da, son yıllarda Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki üyelik görüşmeleri büyük ölçüde durma noktasına geldi. Uzmanlar, mevcut durumda ilişkilerin daha çok ekonomi, göç, güvenlik ve gümrük birliği ekseninde sürdüğünü değerlendiriyor.
Avrupa Parlamentosu raporu bağlayıcı nitelik taşımasa da, Avrupa Birliği kurumlarının Türkiye'ye bakışını göstermesi açısından önem taşıyor. Raporun ardından Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği ve üyelik perspektifinin nasıl şekilleneceği önümüzdeki dönemde de tartışılmaya devam edecek.
Yorumlar 0