Editor: Ayşe Koca
Ev sahibi olma hayali kuran milyonlarca vatandaş, konut fiyatlarının yanı sıra finansman maliyetlerini de yakından takip ediyor. Son dönemde konut finansmanı oranlarında yaşanan yükseliş ve faizlerde beklenen düşüşlerin henüz gerçekleşmemesi, ev almak isteyenlerin karar sürecini zorlaştırıyor. Özellikle Merkez Bankası'nın faiz politikası ve küresel gelişmeler, konut piyasasının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Uzmanlar, son haftalarda Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gelişmelerin finans piyasalarında belirsizliği artırdığını ve bunun da finansman maliyetlerine doğrudan yansıdığını belirtiyor. Petrol fiyatlarında görülen yükseliş, küresel enflasyon baskılarını artırırken, merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli hareket etmesine neden oluyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın mart ayından bu yana politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutması ve piyasa fonlamasını yüzde 40 seviyesinden sürdürmesi, sıkı para politikasının devam ettiğini gösteriyor. Ekonomistler, Merkez Bankası'nın mevcut ekonomik koşullar nedeniyle "bekle-gör" politikasını sürdürdüğünü ifade ediyor.
Piyasalarda genel beklenti, yılın ikinci yarısından itibaren faiz indirimlerinin başlaması yönünde şekilleniyor. Ancak küresel riskler ve enflasyon görünümü nedeniyle bu sürecin beklenenden daha yavaş ilerleyebileceği değerlendiriliyor.
Konut finansmanı kullanmayı planlayan vatandaşlar için en önemli konu ise aylık taksitler ve toplam geri ödeme tutarları. Katılım bankalarının 11 Haziran itibarıyla sunduğu en düşük konut finansmanı oranı yüzde 2,68 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, son dönemde finansman maliyetlerinde yaşanan yükselişin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Mevcut oranlar dikkate alındığında 2 milyon TL tutarında ve 120 ay vadeli bir konut finansmanının aylık taksiti yaklaşık 55 bin 941 TL olarak hesaplanıyor. Aynı finansmanın toplam geri ödeme tutarı ise 6 milyon 712 bin 937 TL'ye ulaşıyor. Bu rakam, kullanılan finansmanın yaklaşık yüzde 235 oranında ek maliyet oluşturduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, mevcut şartlarda ev satın almayı planlayan vatandaşların ödeme gücünü dikkatli şekilde değerlendirmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle uzun vadeli finansmanlarda toplam geri ödeme rakamlarının oldukça yüksek seviyelere ulaşması nedeniyle bütçe planlamasının önem kazandığı ifade ediliyor.
Öte yandan yüksek finansman maliyetlerine rağmen ipotekli konut satışlarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları, son açıklanan verilere göre geçen yılın aynı dönemine kıyasla önemli ölçüde yükseldi. Bu durum, konut talebinin halen güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
Sektör temsilcileri, birçok vatandaşın konut fiyatlarının ilerleyen dönemde daha da yükselebileceği endişesiyle mevcut şartlarda satın alma kararı verdiğini belirtiyor. Ayrıca tasarruf finansman şirketleri ve alternatif ödeme modellerinin de konut satışlarına katkı sağladığı ifade ediliyor.
Ekonomistler, yılın ikinci yarısında faizlerde beklenen 300 baz puanlık indirimin gerçekleşmesi halinde konut finansmanı oranlarında da kademeli düşüş yaşanabileceğini öngörüyor. Böyle bir senaryoda aylık taksitlerin ve toplam maliyetlerin azalabileceği belirtiliyor.
Konut piyasasında hem faiz kararları hem de enflasyon verileri yakından takip edilirken, ev sahibi olmak isteyen vatandaşlar için önümüzdeki aylarda açıklanacak ekonomik verilerin büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Uzmanlar, finansman kullanmadan önce farklı bankaların tekliflerinin karşılaştırılmasını ve bütçeye uygun ödeme planlarının tercih edilmesini tavsiye ediyor.
Yorumlar 0