HaberTanik
DOLAR --
EURO --
GRAM ALTIN --
ÇEYREK --

Haber Ara

0%

Malulen Emeklilikte Kritik Şartlar Neler?

Malulen emeklilikte yüzde 60 çalışma gücü kaybı, prim ve sigortalılık şartları merak ediliyor. İşte aylık bağlanmasında bilinmeyen istisnalar.

YAYINLANMA 15 DK OKUMA SÜRESİ

Editor Ayşe Koca

Çalışma gücünü bedenen veya ruhen önemli ölçüde kaybeden sigortalılar, belirli koşulları yerine getirmeleri halinde yaş şartı aranmadan malulen emekli olabiliyor. Ancak malul sayılmak ile malullük aylığına hak kazanmak aynı anlama gelmiyor. Sağlık kaybının belirli bir seviyeye ulaşması, gerekli sigortalılık süresi ve prim gününün tamamlanması ve başvuru sırasında bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor.

SGK Başuzmanı İsa Karakaş, maluliyet aylığı konusunda merak edilen şartlara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, özellikle kamu görevlileri açısından uygulanan farklı kurallara ve statü değişikliklerinde ortaya çıkan haklara dikkat çekti. Karakaş'ın aktardığı bilgilere göre, bazı durumlarda 10 yıllık sigortalılık şartı aranmazken, bazı sigortalılar farklı statüye geçtiklerinde daha önceki maluliyet kararlarından yararlanabiliyor.

Malulen emeklilikte yaş şartı bulunuyor mu?

Malulen emekliliğin en önemli özelliklerinden biri, yaş şartının aranmaması. Çalışma gücünü önemli ölçüde kaybeden ve mevzuatta belirtilen diğer koşulları yerine getiren sigortalılar, belirli bir yaşın dolmasını beklemeden malullük aylığı alma hakkına sahip olabiliyor.

Ancak bunun için yalnızca bir hastalığın veya sağlık sorununun bulunması yeterli değil. Sigortalının çalışma gücünde ya da meslekte kazanma gücünde mevzuatta öngörülen oranda kayıp olduğunun tespit edilmesi gerekiyor.

Karakaş'ın aktardığı bilgilere göre, genel uygulamada sigortalının çalışma gücünün veya meslekte kazanma gücünün en az yüzde 60 oranında kaybedilmiş olması gerekiyor. İş kazası veya meslek hastalığı sonucunda ortaya çıkan çalışma gücü kayıpları da maluliyet değerlendirmesi kapsamında ele alınabiliyor.

Burada nihai kararın yalnızca kişinin beyanına, doktor raporuna veya mevcut hastalığın adına bakılarak verilmediği önem taşıyor. Maluliyet konusunda karar verme yetkisi SGK Sağlık Kurulu'na ait bulunuyor.

Hangi hastalıklar maluliyet kapsamında değerlendiriliyor?

Maluliyet değerlendirmesinde birçok farklı hastalık ve sağlık sorunu dikkate alınabiliyor. Karakaş, onkoloji, psikiyatri, kalp hastalıkları, kanser ve organ yetmezlikleri gibi alanların maluliyet değerlendirmelerinde öne çıktığını belirtti.

Ancak belirli bir hastalığın bulunması otomatik olarak malulen emeklilik hakkı sağlamıyor. Hastalığın kişinin çalışma gücü üzerindeki etkisi, kaybın oranı ve mevzuatta belirtilen kriterler birlikte değerlendiriliyor.

Bu nedenle sağlık sorunu bulunan sigortalıların yalnızca hastalıklarının adına bakarak malulen emekli olup olamayacakları konusunda kesin sonuca varmaması gerekiyor. Her başvuru, kişinin sağlık durumu ve çalışma gücü kaybı üzerinden ayrıca değerlendiriliyor.

Malulen emekli olmak için kaç gün prim gerekiyor?

Malullük aylığının bağlanmasında temel şartlardan biri prim gün sayısı. Genel kural olarak en az 10 yıllık sigortalılık süresi ve toplam 1800 gün prim ödenmiş olması gerekiyor.

Ancak burada önemli bir istisna bulunuyor. Başkasının sürekli bakımına muhtaç derecede malul olduğu değerlendirilen sigortalılarda 10 yıllık sigortalılık süresi şartı aranmayabiliyor. Bu durumda 1800 gün prim ödenmiş olması yeterli olabiliyor.

Dolayısıyla yalnızca prim gününün bulunması veya yalnızca sağlık sorununun olması tek başına yeterli değil. Maluliyetin tespit edilmesiyle birlikte aylık bağlanması için aranan diğer şartların da yerine getirilmesi gerekiyor.

Başvuru sırasında çalışmıyor olmak gerekiyor

Malullük aylığı bağlanabilmesi için başvuru sırasında sigortalının çalışmaya ilişkin durumunun da mevzuata uygun olması gerekiyor. Karakaş'ın aktardığı bilgilere göre, başvuru sırasında işten ayrılmış veya iş yerini kapatmış olmak gerekiyor.

Bağ-Kur kapsamında bulunan sigortalılar açısından ise ayrıca SGK'ya prim ve prime ilişkin borç bulunmaması önem taşıyor.

Bu nedenle malullük başvurusu yapacak kişilerin sağlık şartlarının yanı sıra sigortalılık statülerini, prim günlerini ve SGK kayıtlarını da kontrol etmeleri gerekiyor.

Memurlar için maluliyet kuralları farklı uygulanabiliyor

Devlet memurları açısından maluliyet uygulamasında bazı farklılıklar bulunuyor. 4/1-c kapsamındaki sigortalılar için de çalışma gücünde yüzde 60 oranında kayıp bulunması önemli bir kriter olarak öne çıkıyor.

Bunun yanında memurun görevini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücünü kaybetmesi de değerlendirmeye alınabiliyor.

Malul sayılan kamu görevlileri açısından bazı durumlarda seçim hakkı da söz konusu olabiliyor. Yazılı talepte bulunan kişinin istifa etmiş sayılması veya malullüğünün engel olmadığı başka bir görev ya da sınıfa nakledilmesi mümkün olabiliyor.

Ancak başka bir göreve geçiş halinde de sağlık durumunun yeni görevi yapmaya engel olup olmadığı ayrıca değerlendiriliyor. Yeni görevin de yapılamayacağına ilişkin yeni bir sağlık raporu gerekebiliyor.

Hastalık nedeniyle kullanılan izinlerin süresi önemli

Kamu görevlilerinde hastalık nedeniyle kullanılan izin süreleri de maluliyet sürecinde önem taşıyor. Karakaş'ın verdiği bilgilere göre, kanser, verem ve bazı akıl ve ruh hastalıklarında sıhhi izin süresi 18 aya kadar çıkabiliyor. Diğer hastalıklarda ise azami sürenin 12 ay olduğu belirtiliyor.

Gerekli görülmesi halinde bazı izin sürelerinin bir katına kadar uzatılabilmesi de mümkün olabiliyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri personeli açısından ise hastalığın niteliğine göre farklı süreler uygulanabiliyor. Ağır hastalıklarda sıhhi izin süresinin daha uzun olabildiği, geçici rahatsızlıklarda ise farklı üst sınırların bulunduğu aktarılıyor.

Görev sırasında meydana gelen kaza, saldırı veya meslek hastalığı gibi durumlarda ise uygulama farklılaşabiliyor. Bu hallerde iyileşme sürecine ilişkin özel hükümler devreye girebiliyor.

Aynı hastalıktan alınan raporlar nasıl hesaplanıyor?

Sıhhi izin hesaplamasında raporların hangi hastalık nedeniyle alındığı ve raporlar arasında ne kadar süre bulunduğu önem taşıyor.

Aynı hastalık nedeniyle alınan ve belirli süre içinde birbirini takip eden raporlar bir arada değerlendirilebiliyor. Farklı hastalıklar nedeniyle alınan raporlar ise ayrı şekilde ele alınabiliyor.

Bir hastalığın yeniden ortaya çıkması veya nüks etmesi halinde de raporlar arasında bulunan süre önem kazanıyor. Özellikle bir yıl içinde meydana gelen nükslerde önceki ve sonraki sürelerin birlikte değerlendirilmesi söz konusu olabiliyor.

Doğum izinleri ise sıhhi izin kapsamında değerlendirilmiyor.

Karakaş'ın aktardığı örneklere göre, aynı hastalık nedeniyle alınan fasılalı raporların belirli koşullarda birleştirilmesi mümkün. Arada bir yıldan uzun süre bulunması halinde ise önceki dönemlerin değerlendirme dışında kalabildiği belirtiliyor.

Kesin tedavisi mümkün olmayan hastalıklarda bekleme şartı yok

Maluliyet sürecindeki dikkat çekici ayrıntılardan biri de kesin tedavisi mümkün olmayan hastalıklar için uygulanıyor.

Karakaş, tedavisi mümkün olmayan hastalıklarda sıhhi izin süresinin sonuna kadar beklenmesinin gerekmeyebileceğini belirtti. Bu gibi durumlarda SGK tarafından kişinin malul veya vazife malulü olup olmadığına ilişkin değerlendirme daha erken yapılabiliyor.

Hastanede geçen tedavi sürelerinin hesaplanmasında da özel kurallar bulunuyor. Yatarak tedavi sürelerinin izin hesabına etkisi ayrıca değerlendiriliyor.

Görev malullüğü ile normal malullük aynı değil

Çalışma gücü kaybının görev sırasında meydana gelmesi halinde ortaya çıkan durum, normal malullükten farklı değerlendirilebiliyor.

Görev sırasında meydana gelen kaza, saldırı veya meslek hastalığı sonucunda oluşan sağlık kayıplarında görev malullüğüne ilişkin hükümler uygulanabiliyor.

Özellikle kamu görevlileri ve askeri personel bakımından olayın ne zaman, hangi şartlarda ve görevle bağlantılı olarak meydana geldiği büyük önem taşıyor.

Bu nedenle aynı sağlık kaybına sahip iki kişinin, olayın oluş şekli ve sigortalılık statüsüne göre farklı sosyal güvenlik haklarına sahip olması mümkün olabiliyor.

Memuriyetten ayrılanların hakkı tamamen kaybolmuyor

Maluliyet sürecinde önemli bir diğer konu ise sigortalının daha sonra statü değiştirmesi.

Karakaş'ın aktardığı bilgilere göre, memuriyet sırasında malul sayılan ancak prim şartını tamamlayamadığı için aylık bağlanmadan görevinden ayrılan kişiler, daha sonra farklı bir sigortalılık statüsüne geçtiklerinde önceki maluliyet durumlarına ilişkin haklarını belirli şartlarla koruyabiliyor.

Örneğin memuriyette malul sayılan bir kişinin daha sonra SSK veya Bağ-Kur kapsamında çalışarak gerekli prim şartını tamamlaması halinde, önceki maluliyet kararının geçerliliğini koruması durumunda yeniden sevk işlemi yapılmadan aylık bağlanabilmesi mümkün olabiliyor.

Buradaki temel şart ise ilk maluliyet durumunun devam ediyor olması.

Mahkeme kararıyla maluliyet hakkı kazanılırsa

Malullük başvurusu her zaman ilk aşamada olumlu sonuçlanmayabiliyor. Sigortalının maluliyet talebinin reddedilmesi ve daha sonra yargı yoluna başvurması da mümkün olabiliyor.

Karakaş'ın aktardığı bilgilere göre, mahkeme kararıyla malullüğü tescil edilen kişilerin hakları geriye dönük olarak da gündeme gelebiliyor. Bu durumda şartların oluştuğu tarihe göre birikmiş aylıkların ödenmesi söz konusu olabiliyor.

Dolayısıyla malullük başvurusunun reddedilmesi, her durumda sürecin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Kişinin yasal itiraz ve yargı yollarına ilişkin hakları bulunabiliyor.

Hem malullük hem yaşlılık aylığı hakkı olan ne yapacak?

Bazı sigortalılar çalışma hayatları boyunca hem malullük hem de yaşlılık aylığı açısından şartları sağlayabilecek duruma gelebiliyor.

Karakaş'ın aktardığı bilgilere göre, kişinin hem emeklilik yani yaşlılık aylığına hem de malullük aylığına hak kazanması halinde daha yüksek olan aylığın ödenmesi söz konusu olabiliyor.

Bu nedenle sigortalının yalnızca bir emeklilik türüne odaklanmak yerine, kendi çalışma geçmişi, sigortalılık statüsü, prim günleri ve sağlık durumuna göre hangi aylığın daha avantajlı olduğunu değerlendirmesi önem taşıyor.

Statü değişikliğinde yeniden sağlık kurulu süreci gerekmeyebilir

Sigortalının çalışma hayatında SSK, Bağ-Kur ve memuriyet gibi farklı statülerde bulunması, malullük hakkının değerlendirilmesini de etkileyebiliyor.

Özellikle memuriyet döneminde malul sayılan ancak prim şartı nedeniyle aylık alamayan kişilerin daha sonra başka bir sigortalılık statüsüne geçerek prim şartını tamamlaması halinde, önceki maluliyet kararından yararlanabilmesi önemli bir istisna olarak öne çıkıyor.

Ancak bunun için kişinin ilk maluliyet durumunun devam etmesi gerekiyor. Sağlık durumunda değişiklik meydana gelmesi veya eski kararın geçerliliğini etkileyen yeni bir durum ortaya çıkması halinde yeniden sağlık değerlendirmesi gündeme gelebiliyor.

Kontrol muayenesine dikkat

Malullük aylığı bağlandıktan sonra da bazı sigortalılar açısından süreç tamamen sona ermeyebiliyor. SGK tarafından kontrol muayenesi öngörülmüşse kişinin belirlenen tarihte yeniden sağlık değerlendirmesine girmesi gerekiyor.

Kontrol muayenesinin sonucunda kişinin maluliyet durumunun devam edip etmediği yeniden değerlendirilebiliyor.

Bu nedenle aylık bağlanan kişilerin SGK tarafından kendilerine bildirilen kontrol muayenesi tarihlerini takip etmesi ve gerekli işlemleri zamanında yapması önem taşıyor.

Malulen emeklilikte en önemli noktalar

Malullük aylığı konusunda öne çıkan şartlar ve istisnalar genel olarak şöyle sıralanıyor:

  • Çalışma gücünde veya meslekte kazanma gücünde en az yüzde 60 kayıp bulunması gerekiyor.
  • Maluliyet konusunda nihai değerlendirme SGK Sağlık Kurulu tarafından yapılıyor.
  • Genel kural olarak en az 10 yıl sigortalılık ve 1800 gün prim şartı bulunuyor.
  • Başkasının bakımına muhtaç derecede malul olanlarda 10 yıllık sigortalılık şartı aranmayabiliyor.
  • Bu kişiler açısından 1800 gün prim şartı önem taşıyor.
  • Aylık bağlanabilmesi için başvuru sırasında çalışmaya ilişkin şartların yerine getirilmesi gerekiyor.
  • Bağ-Kur sigortalılarının SGK'ya borçlarının bulunmaması gerekiyor.
  • Kamu görevlileri açısından görev, sınıf ve sağlık durumuna göre farklı hükümler uygulanabiliyor.
  • Görev sırasında meydana gelen kaza, saldırı ve meslek hastalıklarında özel hükümler devreye girebiliyor.
  • Bazı kesin tedavisi mümkün olmayan hastalıklarda sıhhi izin süresinin sonunun beklenmesi gerekmeyebiliyor.
  • Statü değişikliğinde daha önce kazanılmış bazı maluliyet hakları korunabiliyor.
  • Kontrol muayenesi kararı bulunanların belirlenen tarihte yeniden değerlendirmeye girmesi gerekiyor.

SGK başvurusu öncesinde şartlar kontrol edilmeli

Malulen emeklilik, yalnızca bir sağlık raporuna dayanarak doğrudan aylık bağlanan bir sistem değil. Sağlık kaybının oranı, sigortalılık süresi, prim gün sayısı, sigortalının çalışma durumu, bağlı bulunduğu sosyal güvenlik statüsü ve bazı özel koşullar birlikte değerlendiriliyor.

Bu nedenle malulen emeklilik düşüncesi bulunan sigortalıların öncelikle kendi SGK kayıtlarını ve prim günlerini kontrol etmesi, sağlık durumlarına ilişkin belgeleri hazırlaması ve başvuru sürecini mevzuata uygun şekilde yürütmesi önem taşıyor.

İsa Karakaş'ın değerlendirmelerinde özellikle vurguladığı noktalardan biri de malul sayılmak ile malullük aylığı almak arasındaki fark. Bir kişinin sağlık nedeniyle malul kabul edilmesi, tek başına aylık bağlanacağı anlamına gelmiyor. Aylık için ayrıca prim ve sigortalılık şartlarının da tamamlanması gerekiyor.

Öte yandan, başkasının bakımına muhtaç olma, görev malullüğü, memuriyet sırasında maluliyet, statü değişikliği ve kesin tedavisi mümkün olmayan hastalıklar gibi özel durumlar, genel kuralların dışında farklı uygulamaların gündeme gelmesine neden olabiliyor.

Bu nedenle malulen emeklilik hakkı bulunduğunu düşünen kişilerin kendi durumlarını genel bilgiler üzerinden değerlendirmek yerine SGK kayıtları ve kişisel sigortalılık geçmişi üzerinden inceletmesi gerekiyor. Sosyal güvenlik haklarında başvuru tarihleri ve gerekli belgelerin eksiksiz olması da sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından önem taşıyor.

Malullük aylığı, çalışma gücünü önemli ölçüde kaybeden sigortalılar için sosyal güvenlik sisteminin sağladığı önemli güvencelerden biri olarak öne çıkıyor. Şartların doğru bilinmesi ve başvurunun doğru şekilde yapılması, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Bu habere ne hissettiniz?

  • ❤️SEVDİM0
  • 👏ALKIŞ0
  • 😱İNANILMAZ0
  • 💡ÖĞRENDİM0
  • 😢ÜZGÜN0
  • 😡KIZGIN0
0 kişi tepki verdi

Yorumlar 0

Yorumlar yükleniyor...