Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Alihan Kuriş’in liderliğini yaptığı öne sürülen “çıkar amaçlı suç örgütü”ne yönelik başlatılan soruşturma, kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen dinî yapılanmayı yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Operasyonun ardından en fazla merak edilen konulardan biri, Süleymancılar içindeki uzun süredir devam eden liderlik ve yönetim kavgası oldu.
Cemaatteki anlaşmazlığın merkezinde, 2016 yılında hayatını kaybeden eski lider Arif Ahmet Denizolgun’un ardından yönetime geçen Alihan Kuriş ile Denizolgun ailesinin bazı üyeleri bulunuyor.
Operasyon dinî faaliyetlere değil, mali yapıya yönelik
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına göre soruşturma;
- Suç örgütü kurma ve yönetme,
- Suç örgütüne üye olma,
- Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama,
- Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık,
- Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
iddialarıyla yürütülüyor.
On yedi ilde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 30 şüpheli gözaltına alındı. Toplam 49 şüpheli hakkında işlem başlatılırken 43 kişisel adres ile 33 şirkete ait 80 adreste arama ve el koyma tedbiri uygulandı.
Soruşturmanın herhangi bir dinî veya sosyal faaliyet alanına değil, şüpheliler arasındaki hiyerarşik ve ekonomik çıkar ilişkilerine odaklandığı özellikle belirtildi.
Süleymancılar kimdir?
Yapılanma adını, kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’dan alıyor. Bugünkü Bulgaristan sınırları içinde bulunan Silistre’de dünyaya gelen Tunahan, Osmanlı’nın son döneminde medrese eğitimi aldı ve müderris olarak görev yaptı.
Kökleri Nakşibendiliğin Müceddidiyye koluna dayandırılan yapı, kendisini resmî olarak bir tarikat şeklinde tanımlamıyor. Yapının mensupları “Süleymancılar” yerine “Süleymanlılar” adını kullanmayı tercih ediyor.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun ardından medreselerin kapatılmasıyla Tunahan’ın din eğitimi çalışmalarını evlerde ve bazı camilerde sürdürdüğü aktarılıyor.
Demokrat Parti döneminden itibaren Kur’an kursları ve öğrenci yurtları açmaya başlayan yapı, zamanla Türkiye’nin birçok iline yayıldı.
Yapının liderliği kimlere geçti?
Süleyman Hilmi Tunahan’ın 1959 yılında hayatını kaybetmesinin ardından yönetim sırasıyla şu isimlere geçti:
| Dönem | Yapının başındaki isim |
|---|---|
| 1959’a kadar | Süleyman Hilmi Tunahan |
| 1959–2000 | Kemal Kaçar |
| 2000–2016 | Arif Ahmet Denizolgun |
| 2016’dan sonra | Alihan Kuriş |
Cemaat içindeki bugünkü ayrışmanın temelini, Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki ölümünün ardından yaşanan yönetim değişikliği oluşturuyor.
Alihan Kuriş nasıl lider oldu?
Arif Ahmet Denizolgun’un 8 Eylül 2016 tarihinde hayatını kaybetmesinin ardından yapının yönetimini Alihan Kuriş üstlendi.
Ancak bu yönetim değişikliği, Denizolgun ailesinin tamamı tarafından kabul görmedi. Ailenin bazı üyeleri, Kuriş’in cemaatin geleneksel yönetim biçimini değiştirdiğini, karar mekanizmalarını kendi çevresinde topladığını ve ekonomik faaliyetleri ön plana çıkardığını iddia etti.
Alihan Kuriş cephesi ise yönetimin meşru biçimde devralındığını savundu. Böylece yapı içinde Kuriş’i destekleyenler ile Denizolgun ailesi çevresinde toplanan muhalifler arasında belirgin bir ayrışma ortaya çıktı.
İki kanat arasındaki kavga ne?
Cemaat içindeki anlaşmazlık yalnızca dinî liderlik tartışmasından ibaret değil. Kavganın birkaç temel başlığı bulunuyor:
- Yapının liderliğinin kime ait olduğu,
- Yurt ve eğitim faaliyetlerinin yönetimi,
- Bağışların ve mali kaynakların kontrolü,
- Şirketler ile taşınmazların yönetimi,
- Yurt dışındaki yapılanmalar üzerindeki yetki,
- Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin iddialar.
Kuriş’i destekleyen grup mevcut yönetimi sürdürürken, muhalif kanat kendisini Süleyman Hilmi Tunahan’ın geleneksel çizgisinin temsilcisi olarak tanımlıyor.
Muhaliflerin “Kurişçiler” ile “Süleymanlılar” arasında ayrım yapması, bölünmenin ulaştığı boyutu gösteriyor.
Fatih Süleyman Denizolgun’dan ağır suçlamalar
Kuriş yönetimine karşı en sert açıklamaları yapan isimlerin başında, eski AK Parti İstanbul Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun geliyor.
Fatih Süleyman Denizolgun, amcası Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün doğal olmadığını öne sürerken, Kuriş ve çevresinin 2016 yılından sonra yapının yönetimini ele geçirdiğini iddia ediyor.
Denizolgun, sosyal medya paylaşımlarında Kuriş hakkında “mafya”, “gasp” ve farklı yasa dışı faaliyetlerle ilgili ağır suçlamalarda bulundu. Operasyonda gözaltına alınan Fahri Candemir’i ise yapının “mahrem sırlarını bilen kara kutusu” olarak nitelendirdi.
Bu açıklamalar tarafların iddialarından oluşuyor. Alihan Kuriş veya diğer şüpheliler hakkında söz konusu suçlamalarla ilgili kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor.
Eski liderin ölümü araştırılıyor
Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki ölümüne ilişkin iddialar da cemaat içindeki kavganın en önemli başlıklarından biri hâline geldi.
Denizolgun ailesinin bazı üyelerinin ölümün şüpheli olduğu yönündeki başvurularının ardından Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından inceleme başlatıldığı basına yansıdı.
Ölümün doğal olmadığı ve Alihan Kuriş’in bu olaydan sorumlu olduğu yönündeki ifadeler, Fatih Süleyman Denizolgun’un iddialarına dayanıyor. Soruşturma sonucunda bu suçlamaları kesinleştiren bir yargı kararı henüz açıklanmadı.
Diyanet raporunda “içe kapalı yapı” değerlendirmesi
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlandığı ve 2019 yılında basına yansıdığı belirtilen tarikatlar raporunda da Süleymancılar hakkında dikkat çekici değerlendirmeler yer aldı.
Raporda yapının son derece içe kapalı olduğu, bu nedenle görüşlerinin ve faaliyetlerinin sağlıklı biçimde tespit edilmesinin zorlaştığı ifade edildi.
Yabancı istihbarat yapılanmalarıyla bağlantı bulunduğu yönündeki iddiaların ciddiye alınması ve kapsamlı biçimde araştırılması gerektiği savunuldu. Ancak bu ifade doğrudan kanıtlanmış bir bağlantı tespiti değil, rapora yansıyan bir inceleme çağrısı niteliği taşıyor.
Ekonomik yapılanması mercek altında
Yapı, yalnızca Kur’an kursları ve öğrenci yurtlarıyla değil; gıda, tekstil, sağlık, turizm, inşaat, gayrimenkul, otomotiv ve tarım gibi birçok sektörde faaliyet gösteren şirketlerle de ilişkilendiriliyor.
MASAK raporlarında, soruşturma kapsamındaki bazı şirketlerin 2020’den sonra işlem hacimlerinin olağan dışı biçimde arttığı, yüksek sermayeli yeni şirketlerin kurulduğu ve bazı hesaplara kaynağının açıklanması gereken büyük miktarda nakit girişi yapıldığına ilişkin değerlendirmelere yer verildi.
Ayrıca şirket bölünmeleri, devir işlemleri, yurt dışından gelen döviz transferleri, yüksek vergi iadeleri ve ticari kayıtlarla uyumsuz para hareketleri araştırılıyor.
Bu işlemlerin suç geliriyle bağlantılı olup olmadığı devam eden mali ve adli incelemeler sonucunda belirlenecek.
Yurt dışındaki en güçlü merkezi Almanya
Süleymancılar, Almanya’da İslam Kültür Merkezleri Birliği anlamına gelen VIKZ adıyla faaliyet gösteriyor.
Yapının Almanya’daki geçmişi uzun yıllara dayanırken Köln’de inşa edilen yeni genel merkez, Türkiye’deki faaliyetlerin gelecekte yurt dışına kaydırılacağı iddialarını gündeme getirdi.
Soruşturma dosyasında 100 milyar lirayı aşan tutarda yurt dışı para hareketi bulunduğu ileri sürülüyor. Ancak bu rakamın tamamının yurt dışına çıkarıldığı veya suç geliri olduğu henüz kesinleşmiş değil.
Siyasetle ilişkileri dönemlere göre değişti
Süleymancıların siyasi tercihleri kuruluşundan bugüne farklı dönemlerde değişiklik gösterdi.
Yapının çevresinin geçmişte Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP ve Refah Partisi gibi partilere destek verdiği aktarıldı. Kemal Kaçar, Adalet Partisinden üç dönem milletvekilliği yaptı.
Arif Ahmet Denizolgun ise 1995 yılında Refah Partisinden milletvekili seçildi, daha sonra ANAP’a geçti ve Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulundu.
Sonraki yıllarda cemaatin MHP, İYİ Parti ve Millet İttifakı’na destek verdiği yönünde çeşitli iddialar gündeme geldi. Ancak kapalı yapısı nedeniyle cemaat adına alınmış resmî siyasi kararlarla mensupların bireysel tercihlerini birbirinden ayırmak her zaman mümkün olmadı.
Operasyon Kuriş yönetimini mi hedefliyor?
Operasyonun “Süleymancılar” adı yerine “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” ifadesiyle duyurulması dikkat çekti.
Bu adlandırma, soruşturmanın bütün cemaati veya dinî faaliyetleri değil, Alihan Kuriş’in çevresinde kurulduğu öne sürülen ekonomik ve hiyerarşik yapılanmayı hedeflediği şeklinde yorumlandı.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Kuriş’in tutuklanıp tutuklanmayacağı, şirketler hakkında hangi kararların verileceği ve cemaatin yönetiminde değişiklik yaşanıp yaşanmayacağı netleşecek.
Şu aşamada operasyonun yapının tamamen tasfiye edilmesiyle mi, yoksa Kuriş yönetiminin değişmesiyle mi sonuçlanacağını söylemek mümkün değil. Şüphelilere yöneltilen bütün suçlamalar, kesinleşmiş yargı kararı bulunmadığı sürece iddia niteliğini taşıyor.
Yorumlar 0